Cami cemaatinin doğru bildiği yanlışlar çoktur. Hayatın her alanında doğru bilip tekrarladığımız yanlışlar sadece bize zarar vermekle kalmıyorlar; aynı anda topluma da zarar veriyorlar! Bize dokunan zararlar için belki "Kendi düşen ağlamaz!" gerçeğine göre önemsemeyebiliriz; ancak başkasına verdiğimiz sıkıntı ya da yaşattığımız rahatsızlık hoş görülecek cinsten bir yanlış değildir! Bu yanlışlarımızı sıralarsak karşımıza şöyle bir durum çıkıyor: Camiye girenler ayakkabılarını dışarıda çıkarıp girişi tıkıyorlar; sonra gelenler ayakkabılarını çıkarıp camiye giremiyorlar. Kimisi de ayakkabı çokluğundan yere basıyor!
Cuma günleri hutbe okunurken cemaatten birileri elindeki telefonuyla meşgul olmaya devam ediyor. Oysa hutbeyi dinlemek gerekir. Çünkü cumanın amaçlarından bir tanesi de topluma bilgi verip aydınlatmaktır. Cuma toplanma demek olduğuna göre haftalık toplumsal bir kongre oluyor cuma. Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Cuma günü imam hutbe okurken arkadaşına ‘Sus!’ desen bile boş söz söylemiş olursun.” (Buhârî, Cum'a; Müslim, Cum'a).
Camide bir kısım insanlar çorapsız namaz kılıyorlar! Şafii mezhebinin bir görüşüne göre çorapsız kılınabilir deniyorsa da bu görüş dönemsel koşullara göredir. Yani eskiden çorap yoktu, insanların ayağını yıkayıp namaz kılmak durumumdaydılar. Çünkü imkânları bu kadardı. Şimdi ise çorap ayağı temiz tutar ve insanların ayaklarından bulaşan hastalıkların bulaşmasını engeller. Ayak mantarı, nasır gibi bulaşıcı hastalıkları çorap engellemektedir.
Namazdan sonra tesbihatı bekliyorlar, sonra Kur'an okununca kalkıp gidiyorlar. Oysa Kur'an dinlemek tesbihattan daha önde gelir. Hatta Kur'an okunurken konuşulmaz, dinlemek gerekir. A‘râf Suresi, 204. ayette: “Kur’an okunduğu zaman onu dinleyin ve susun ki size merhamet edilsin.” buyuruyor Allah!
İslam'ı, babadan, dededen, çevreden, bilir bilmez adamlardan değil de Kur'an'dan ve Allah'ın Resûlu'nün (s.a.v.) yaşayışından öğrenelim ve yaşayışımızı ona göre düzenleyelim.
Kalın sağlıcakla!