Bir şehirde sorunlar bitmiyor, sorumlular ise sessizliğe gömülüyor!
Diyarbakır’da sorunlar bitmiyor; her gün yeni bir sorun ortaya çıkıyor.
Peki, bu şehrin sorunlarını çözmekle görevli olanlar nerede? Belediye neden doğru dürüst çalışmıyor?
Diyarbakır Valiliği’nin varlığıyla yokluğu arasındaki farkı vatandaş neden hissedemiyor?
Milletvekilleri, halkın sorunlarını dile getirip çözüm üretmek yerine neden başka işlerle uğraşıyor?
Diyarbakır halkı artık bu sorulara cevap bekliyor.
Bu şehirde yıllardır değişmeyen bir gerçek var:
Sorunlar büyüyor, vatandaşın çilesi artıyor, sorumluluk makamlarında oturanlar ise sessizliğini koruyor.
Bir araç muayene istasyonu, koskoca bir şehrin ihtiyacını karşılayamıyor!
Diyarbakır’da yıllardır devam eden araç muayene istasyonu yetersizliği, vatandaşın sırtına yüklenmiş bitmek bilmeyen bir çileye dönüşmüş durumda.
Vatandaş şikâyet ediyor, çözüm istiyor, sesini duyurmaya çalışıyor.
Ortada tatmin edici bir cevap yok.
Diyarbakır merkezinde hizmet veren TÜVTÜRK Araç Muayene İstasyonu’nda yaşanan yoğunluk ve aksaklıklar, araç sahipleri için adeta bir sınav hâline geldi.
Yasal zorunluluk olan periyodik muayene işlemlerini yaptırmak isteyen vatandaşlar, haftalar öncesinden güçlükle aldıkları randevularına rağmen saatlerce araçlarının başında beklemek zorunda kalıyor.
Bekleme alanlarının yetersizliği, temel insani ihtiyaçları karşılayacak sosyal alanların kısıtlı olması, özellikle sıcak havalarda ve yağışlı günlerde yaşanan fiziksel koşul yetersizlikleri, bu bekleyişi daha da çekilmez hâle getiriyor.
Vatandaşın sormaya hakkı var: Yasal bir zorunluluğu yerine getirmek için neden bu kadar eziyet çekmek zorundayız?
Araç muayenesi bir lütuf değil, yasal bir zorunluluktur.
Devletin belirlediği kurallara uymak zorunda olan vatandaş, bu hizmeti alırken neden saatlerini, günlerini ve sabrını tüketmek zorunda kalıyor?
Madem bu işlem herkes için zorunlu, o hâlde hizmet kapasitesi de vatandaşın ihtiyacına göre planlanmak zorunda değil mi?
Diyarbakır’da niçin ikinci bir araç muayene istasyonu olmasın?
Diyarbakır’ın nüfusu, araç sayısı ve çevresine hitap eden konumu ortadayken tek bir araç muayene istasyonunun bu yükü taşıması neden normal kabul ediliyor?
Vatandaşların dile getirdiği temel talep açık: Diyarbakır’a ikinci bir araç muayene istasyonu kazandırılsın.
Üstelik vatandaşların karşılaştırmalarına göre, Diyarbakır’dan sonra il olan bazı şehirlerde bile iki araç muayene istasyonu bulunurken Diyarbakır hâlâ tek istasyonla bu yoğunluğu karşılamaya çalışıyor.
Bu iddia ve karşılaştırmaların resmî verilerle ortaya konulması elbette önemlidir.
Ortada inkâr edilemeyecek bir ihtiyaç var:
Mevcut istasyon yetersiz kalıyorsa çözüm üretmek gerekir.
Diyarbakır neden bu çileyi çekiyor?
İkinci bir istasyon için hangi girişimler yapıldı?
İlgili kurumlar ne zaman harekete geçecek?
Vatandaşın şikâyetini kim dinleyecek?
Bu soruların cevabı, yalnızca araç sahiplerini değil, Diyarbakır’da yaşayan herkesi ilgilendiriyor.
Belediye....
Valilik...
Milletvekilleri…
Peki, kim görevini yapacak?
Bir şehrin yönetilmesi, yalnızca makam koltuklarında oturmakla olmaz.
Halkın derdini dinlemek, sorunları tespit etmek, çözüm için mücadele etmek ve sonuç almak gerekir.
Diyarbakır’da vatandaşın belediyeden beklentisi hizmettir.
Valilikten beklentisi, kendi sorumluluk alanındaki sorunların takip edilmesi ve ilgili kurumlar arasında koordinasyon sağlanmasıdır.
Milletvekillerinden beklentisi ise Ankara’da Diyarbakır’ın sesi olmaları, kentin taleplerini ilgili makamlara taşımaları ve sonuç alıncaya kadar takip etmeleridir.
Vatandaş bütün bu beklentilerin karşılığını yeterince görebiliyor mu?
Diyarbakır, sorunlarını her gün yeniden anlatmak zorunda kalıyorsa, aynı şikâyetler yıllarca gündemden düşmüyorsa burada ciddi bir yönetim ve takip sorunu vardır.
Kimse sorumluluğu başkasının üzerine atarak bu tablonun içinden çıkamaz.
Makam sahibi olmak başka, o makamın hakkını vermek başkadır.
Diyarbakır’ın ihtiyacı, birbirine sorumluluk yükleyen yöneticiler değil; birbirini harekete geçiren, vatandaşa hesap veren ve sorunları çözen yöneticilerdir.
Diyarbakır’ın sorunu mu, yoksa Diyarbakır’ın sahipsiz bırakılması mı?
Asıl mesele yalnızca bir araç muayene istasyonunun yetersizliği değildir.
Asıl mesele, vatandaşın yıllardır dile getirdiği bir sorunun neden kalıcı bir çözüme kavuşturulamadığıdır.
Diyarbakır’da bir sorun ortaya çıktığında vatandaş kendi başına bırakıldığını düşünüyorsa, bu düşüncenin nedenlerini sorgulamak gerekir.
Bir hizmetin yetersizliği karşısında herkes birbirine bakıyor.
Kimse somut bir adım atmıyorsa orada yalnızca hizmet eksikliği değil, sorumluluk eksikliği de vardır.
Diyarbakır, başka şehirlerde gördüğü hizmetin kendi şehrinde de sunulmasını istiyor.
Fazlasını değil, hakkı olanı talep ediyor.
Vatandaşın beklentisi ayrıcalık değil; eşit hizmet, adil muamele ve çözüm üreten bir yönetim anlayışıdır.
Aynı sorun Karadeniz’de yaşansaydı ne olurdu?
Diyarbakır’da vatandaşın zihnini kurcalayan sorulardan biri de budur:
Aynı sorun Karadeniz’in bir ilinde yaşansaydı, ilgili kurumlar ve iktidar temsilcileri bu kadar sessiz kalır mıydı?
Vatandaşın tepkisi bu kadar uzun süre cevapsız bırakılır mıydı?
Belki kurumlar çok daha hızlı harekete geçerdi.
Belki sorunun çözümü için peş peşe açıklamalar yapılır, girişimler başlatılırdı.
Bunlar birer soru ve siyasi değerlendirmedir; ancak bu soruların ortaya çıkması bile Diyarbakır'ın kendisini yeterince duyulmuş hissetmediğini göstermektedir.
Bir şehirde hizmetin hızı, vatandaşın siyasi tercihine göre değişmemelidir.
Diyarbakır’da yaşayan vatandaşın da başka illerde yaşayan vatandaş kadar hizmet almaya hakkı vardır.
Bu, bir ayrıcalık değil, eşit yurttaşlığın gereğidir.
Diyarbakır’ın talebi torpil değil, hakkanîyettir.
Lütuf değil, hizmettir.
Vaat değil, sonuçtur.
Diyarbakır, oy veriyor, peki karşılığında ne görüyor?
Yıllardır oy verilen milletvekillerinin en önemli görevlerinden biri, kendilerine destek veren vatandaşların sorunlarını gündeme taşımak ve çözüm için mücadele etmektir.
Milletvekilliği, yalnızca seçim döneminde halkın kapısını çalmak, vaatlerde bulunmak ve oy istemek değildir.
Seçim bittiğinde de halkın kapısını çalmak, sorunlarını dinlemek ve çözümün takipçisi olmak gerekir.
Diyarbakır, kendi seçtiği temsilcilerinden araç muayene istasyonu sorununu gündeme getirmelerini, ilgili kurumlarla görüşmeler yapmalarını ve ikinci istasyon ihtiyacı konusunda kamuoyuna açık bir açıklama yapmalarını bekliyor.
Vatandaşın şikâyeti karşısında sessiz kalmak, sorunu ortadan kaldırmaz.
Aksine, insanların temsilcilerine duyduğu güveni zedeler.
Seçmen, gerektiğinde sandıkta tercihini değiştirebileceğini de unutmamalıdır.
Demokraside oy, yalnızca bir destek aracı değil, aynı zamanda hesap sorma yetkisidir.
Halkın sorunlarını görmezden gelenler, bunun siyasi sonuçları olabileceğini bilmelidir.
Diyarbakır sabır taşı değildir!
Diyarbakır’ın sorunları birikiyor.
Vatandaşın sabrı tükeniyor.
Her gün yeni bir şikâyet, her gün yeni bir mağduriyet, her gün cevapsız kalan yeni bir soru…
Söz değil, somut adım zamanı!
Belediye kendi sorumluluk alanındaki hizmetleri iyileştirmeli; valilik, yetki ve sorumlulukları çerçevesinde ilgili kurumları harekete geçirmek için gereken girişimleri yapmalı; milletvekilleri ise Diyarbakır’ın sorunlarını ilgili bakanlıklara ve yetkili mercilere taşıyarak sonuç alıncaya kadar takip etmelidir.
TÜVTÜRK ve ilgili yetkililer de Diyarbakır’daki araç muayene yoğunluğuna ilişkin kamuoyunu bilgilendirmeli; kapasite artışı, yeni istasyon ihtiyacı ve vatandaşların bekleme koşulları konusunda somut bir yol haritası açıklamalıdır.
Diyarbakır halkı artık aynı sorunları tekrar tekrar dile getirmek istemiyor.
Randevu alıp saatlerce beklemek, hizmet yetersizliğiyle mücadele etmek ve sesini duyurabilmek için çabalamak istemiyor.
Bu şehir yıllardır sorunlarını anlatıyor.
Peki, bu sorunları çözmekle görevli olanlar daha ne kadar sessiz kalacak?
Diyarbakır sahipsiz değildir; sahipsiz bırakılmayı da hak etmiyor.
Unutulmasın: Bir şehri geri bırakan yalnızca kaynak eksikliği değildir.
Bazen asıl sorun, o kaynakları harekete geçirecek iradenin ve sorumluluk bilincinin eksikliğidir.
Diyarbakır, mazeret değil, hizmet; sessizlik değil, cevap; vaat değil, icraat istiyor.
Diyarbakır’ın sabrı, ihmallerin üzerini örtmeye yetmeyecek kadar değerlidir. Ve bu şehir, yıllardır beklediği hizmeti daha fazla ertelemeyi hak etmiyor.