Ailede Sadakat:
Nikâhımıza Gerçekten Sadık mıyız?
Aile, insanın dünyadaki ilk sığınağıdır. Çocuk için anne-babanın şefkati, eşler için birbirinin varlığı, insanın hayatın bütün yorgunluklarından dönüp nefes aldığı bir limandır. Fakat bugün aileyi ayakta tutan duvarların yalnızca ekonomik sıkıntılarla değil; ilgisizlik, sadakatsizlik, iletişimsizlik, sosyal medya bağımlılığı, mahremiyetin kaybı ve sevgisizliğin sessizliğiyle de aşındığını görüyoruz.
Kur’an-ı Kerim, evliliği sıradan bir beraberlik olarak tarif etmez. Rabbimiz şöyle buyurur:
“Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için kendi türünüzden eşler yaratması ve aranıza sevgi ve merhamet koyması da O’nun ayetlerindendir.” (Rûm, 30/21)
Dikkat edelim: Ayette evliliğin merkezinde yalnızca “sevgi” değil, huzur ve merhamet vardır. Çünkü sevgi bazen azalabilir, duygular değişebilir, hayatın yükleri insanı yorabilir. Fakat merhamet, eşini yalnızca mutlu günlerinde değil, zor zamanlarında da korumayı öğretir.
Nikâh Bir Sözden Daha Fazlasıdır
Nikâh, iki insanın “birlikte yaşama” kararı değildir sadece. İslam açısından nikâh, ağır bir sorumluluk ve ciddi bir ahittir.
Kur’an, kadın ve erkek arasındaki evlilik bağını “sağlam ve ağır bir sözleşme” olarak nitelendirir. (Nisâ, 4/21)
Demek ki nikâh masasında söylenen “evet”, sadece eşimize verilmiş bir söz değildir. Aynı zamanda Allah’ın huzurunda üstlenilmiş bir emanettir.
Bu nedenle sadakat, evliliğin süsü değil, temelidir.
Resûlullah (S.A.V) de aile hayatında güzel ahlâkı imanın ve insanlığın önemli göstergelerinden biri olarak öğretmiştir:
“Sizin en hayırlınız, ailesine karşı en hayırlı olanınızdır. Ben de aileme karşı en hayırlı olanınızım.” (Tirmizî, Menâkıb, 63)
Bu hadis, aile hayatının gerçek ölçüsünü ortaya koyuyor. İnsan dışarıda ne kadar nazik, itibarlı ve başarılı olursa olsun, evinin içinde kırıcı, ilgisiz ve merhametsizse burada ciddi bir muhasebeye ihtiyaç vardır.
Sadakat Sadece Aldatmamak Değildir
Sadakati yalnızca “eşini aldatmamak” şeklinde anlamak eksik olur.
Sadakat; eşinin olmadığı yerde onu korumaktır.
Sadakat; onun sırrını başkasına anlatmamaktır.
Sadakat; tartışırken bile onurunu çiğnememektir.
Sadakat; sosyal medyada başka hayatları idealize edip kendi eşini küçümsememektir.
Sadakat; eşinin zaaflarını fırsata çevirmemektir.
Ve belki de en önemlisi, eşinin yanında olmadığı zamanlarda da evliliğine sadık kalabilmektir.
Bugün teknoloji, insanlara hiç olmadığı kadar fazla iletişim imkânı sunuyor. Fakat aynı teknoloji, aile içinde görünmez mesafeler de oluşturabiliyor. Aynı evde oturan karı-koca birbirleriyle konuşmak yerine ekranlara bakabiliyor. Eşinin gözlerine bakmayan insan, binlerce insanın hayatını telefon ekranından takip edebiliyor.
Bazen ihanet, bir otel odasında başlamaz.
Bir mesajla başlar.
Bir gizli konuşmayla başlar.
“Kimse bilmiyor” düşüncesiyle başlar.
Eşinden saklanan bir ekranla başlar.
Bu yüzden sadakat, günaha yaklaşmamak kadar günaha götüren yolları da kapatmaktır.
Kur’an-ı Kerim’in uyarısı açıktır:
“Zinaya yaklaşmayın. Çünkü o, hayâsızlıktır ve çok kötü bir yoldur.” (İsrâ, 17/32)
Rabbimiz “zina yapmayın” demekle yetinmiyor; “yaklaşmayın” buyuruyor. Çünkü büyük yıkımlar çoğu zaman küçük görülen adımlarla başlar.
Evliliğin En Büyük Düşmanı: İhmal
Birçok evlilik bir gecede yıkılmaz. Önce konuşmalar azalır. Sonra tebessümler kaybolur. Ardından aynı evin içinde iki yabancı yaşanmaya başlanır.
Oysa Resûlullah (S.A.V) şöyle buyurur:
“Müminlerin iman bakımından en mükemmeli, ahlâkı en güzel olanıdır. Sizin en hayırlınız, kadınlarına karşı en hayırlı olanınızdır.” (Tirmizî, Radâ, 11)
Eşimize güzel davranmak, lüks bir davranış değil; iman ahlâkının bir parçasıdır.
Bazen bir evliliği kurtarmak için büyük sözlere değil, küçük vefalara ihtiyaç vardır:
“Bugün nasılsın?” diye sormak…
Eşinin yorulduğunu fark etmek…
Telefonu bir kenara bırakıp gözlerinin içine bakmak…
Kırdıysan özür dilemek…
Yıllar önce söylediğin güzel sözleri bugün de söylemek…
Çünkü evlilik, bir defa “seni seviyorum” demekle tamamlanmaz. Sevgi, her gün yeniden gösterilmek ister.
Çocuklar Sadakati Bizden Öğrenir
Ailede sadakat yalnızca karı-koca meselesi değildir. Çocuklar, anne ve babalarının birbirlerine nasıl davrandığını görerek sevginin, saygının ve vefanın ne olduğunu öğrenir.
Babasının annesine nasıl konuştuğunu gören bir çocuk, gelecekte kuracağı yuvanın dilini öğrenir. Annesinin babasına nasıl saygı gösterdiğini gören çocuk, eşine karşı nasıl davranacağını da büyük ölçüde bu evden öğrenir.
Bu sebeple sağlam aile, sadece bugünü değil, gelecek nesilleri de inşa eder.
Bugün Kendimize Soralım
Nikâhımızın üzerinden kaç yıl geçti?
Peki, sevgimizin üzerinden?
Eşimizin yanında mıyız, yoksa sadece aynı evde mi yaşıyoruz?
Eşimizin kalbine huzur mu taşıyoruz, yoksa yük mü?
Telefonumuza gelen mesajlara gösterdiğimiz özeni eşimize gösteriyor muyuz?
Onu insanların yanında savunuyor, yalnız kaldığımızda da değerini koruyor muyuz?
Belki bugün evliliğimizi kurtaracak en önemli adım, eşimizi suçlamak değil; kendimize dürüstçe bakmaktır.
Sonuç: Nikâhımıza Sadık Olmak
Nikâh, zamanla eskimeyen; aksine emek verildikçe derinleşen bir emanettir.
Sadakat, eşini hiç kırmamak değil; kırdığında gönlünü onarmaktır.
Vefa, hiç tartışmamak değil; tartışmanın içinde bile birbirinin hakkını gözetmektir.
Sevgi, yalnızca güzel günlerde el ele tutuşmak değil; hastalıkta, yoksullukta, yaşlılıkta ve imtihanlarda aynı safta kalabilmektir.
Unutmayalım:
Evlilik, iki insanın birbirini bulmasıyla değil, birbirini her gün yeniden seçmesiyle güçlenir.
Duamız
Allah’ım!
Eşlerimizi birbirimize yük değil, huzur vesilesi eyle.
Kalplerimize sevgi, merhamet ve sadakat yerleştir.
Bizi gözlerin, dillerin ve kalplerin ihanetinden muhafaza eyle.
Ailelerimizi sosyal medyanın fitnesinden, mahremiyetin zedelenmesinden, sevgisizlikten ve iletişimsizlikten koru.
Eşlerimize karşı vefalı, çocuklarımıza karşı merhametli, anne-babalarımıza karşı hürmetli kullarından eyle.
Evlerimizi huzurun, Kur’an’ın, sünnetin ve güzel ahlâkın yaşandığı yuvalar eyle.
Dünyada aynı sofrayı, aynı duayı ve aynı huzuru paylaşan eşleri ahirette de cennetinde buluştur.
Âmin.
Bir sonraki yazımızda:
“Ailede Merhamet: Eşimize Hâlâ Şefkatle Bakabiliyor muyuz?” konusunu konuşacağız.
Ahmet Yoldaş
Türkiye Aile Meclisi Diyarbakır İl Başkanı