MÜ'MİNLER İSRAF VE CİMRİLİK ETMEZLER
"O kullar, harcadıklarında ne israf ederler ne de cimrilik yaparlar. İkisi arasında orta bir yol tutarlar."
(Furkan Suresi, 67. ayet)
İslam'a göre hem israf hem de cimrilik haramdır. Mü'min ne israf eder ne de cimrilik gösterir. Savurganlık ve israf, Allah katında hoş görülmeyen davranışlardandır. Mal, mülk ve bütün varlık Allah'ındır. İnsana verilen nimetler O'nun rızası doğrultusunda kullanılmalı ve harcanmalıdır. Varlıkta ne ifrat ne de tefrit olmalı; her zaman orta yol takip edilmelidir. Bu, en faziletli yoldur.
KENDİLERİNE VERİLENLERDEN İNFAK EDERLER
"İşte onlara, sabretmelerinden dolayı mükâfatları iki defa verilecektir. Onlar kötülüğü iyilikle savarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah rızası için harcarlar."
(Kasas Suresi, 54. ayet)
İnsanoğlu malın, mülkün ve servetin gerçek sahibi değil, emanetçisidir. İnsan öldüğünde yanında sadece bir kefen götürür. Ahirette ise kendisine verilen nimetlerin hesabını verecektir.
Günümüzde ekranlarda milyarderler övülmekte, servetleri gündeme getirilmektedir. Ancak bu serveti nereden kazandıkları ve nereye harcadıkları dünyada gizli kalsa bile ahirette her şey ortaya çıkacaktır. Bu varlıklı insanlar kaç fakirin elinden tutmuş, kaç genci evlendirmiş, kaç aileyi ev sahibi yapmış, kaç borçlunun borcunu ödemiştir? Bunları yapanları takdir ediyor, ecirlerinin bol olmasını diliyorum.
Varlıkta adalet esastır. Adil devlet anlayışını benimseyen yönetimler ne devletlerini ne de vatandaşlarını başkalarına muhtaç eder. Ölçüleri her zaman hakkaniyet olur.
ONLAR HEP BİRLİKTE ALLAH'IN İPİNE (KUR'AN'A) SARILIRLAR, PARÇALANMAZLAR
"Hep birlikte Allah'ın ipine (Kur'an'a) sımsıkı sarılın; bölünüp parçalanmayın. Allah'ın size olan nimetini hatırlayın."
(Âl-i İmrân Suresi, 103. ayet)
Müslümanların hayat ölçüsü Kur'an'dır. Kur'an, sünnet ve fıkıhtan uzak bir hayat, Müslüman için büyük bir eksikliktir; karanlığa ve zillete sürükleyen bir yoldur.
Bugün birçok gayrimüslim ülke birlik içinde hareket ederek güç oluştururken, İslam beldelerinde savaşlar, işgaller ve sömürüler yaşanmaktadır. Buna rağmen İslam dünyası çoğu zaman parçalanmış, güvensiz ve birbirinden uzak bir görüntü sergilemektedir. Oysa Kur'an açıkça "parçalanmayın" buyurmaktadır.
Irkçılık, mezhepçilik ve ayrımcılık ümmet bilincini zedelemektedir. Tevhid inancı etrafında birleşmek İslam'ın temel prensiplerinden biridir. Yüce Allah bizlere gerçek din anlayışında birleşmeyi ve uyanmayı nasip eylesin.
ONLAR HAYRA ÇAĞIRAN, İYİLİĞİ EMREDEN VE KÖTÜLÜKTEN SAKINDIRAN BİR TOPLULUK OLURLAR
"Sizden hayra çağıran, iyiliği emreden ve kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. İşte kurtuluşa erenler onların ta kendileridir."
(Âl-i İmrân Suresi, 104. ayet)
Hz. Âdem'den kıyamete kadar hak ile batıl mücadelesi devam etmiş ve edecektir. Eğer herkes iyi olsaydı cennet ve cehennemin anlamı kalmazdı.
Hayra, iyiliğe, birlik ve beraberliğe destek olmak; kötülükleri önlemeye çalışmak İslami, imani, vicdani ve insani bir görevdir. Bu görev sadece devletlerin değil; derneklerin, vakıfların, sendikaların ve bütün hayır kurumlarının da sorumluluğudur.
Eğer bir toplumda adalet zedelenmiş, gelir dağılımı bozulmuş, ırkçılık, uyuşturucu, hırsızlık ve kumar yaygınlaşmış; aile yapısı zayıflamış, evlilikler azalmış, boşanmalar artmış, gençler manevi değerlerden uzaklaşmışsa; bu durum hepimizin iyiliği yayma ve kötülüğü önleme görevini yeterince yerine getiremediğimizi göstermelidir.
MAKALEMİZİN ÖZETİ
Halid bin Velid, seçkin sahabelerden biridir ve Resûlullah tarafından "Allah'ın Kılıcı" unvanıyla anılmıştır. Katıldığı savaşlarda büyük başarılar göstermiştir. Kabri bugün Suriye'nin Humus şehrindeki Halid bin Velid Camii'ndedir.
Rivayet edildiğine göre, vefatına yakın kılıcını istemiş, onu eline alıp kabzasını okşamış ve şöyle demiştir:
"Nice kılıçlar elimde parçalandı. Hayatım savaş meydanlarında geçti. En büyük üzüntüm, savaş meydanında şehit olamayıp yatağımda ölüyor olmamdır."
Yine rivayetlere göre, vücudunda kılıç, ok ve mızrak yarası bulunmayan neredeyse hiçbir yer kalmamıştı.
Halid bin Velid'in hayatı ibretle okunmalı, Diyarbakır'daki Hz. Süleyman Camii'nde medfun bulunan sahabelerin hayatları da dikkatle incelenmelidir.
Vesselâm.