Bugun...


Mehmet Cengiz

facebook-paylas
HER CANLI ÖLÜMÜ TADACAKTIR
Tarih: 08-08-2026 00:03:00 Güncelleme: 08-08-2026 00:03:00


 

 

Ölüm, dünyadan ahirete terhistir. İnsan doğarken ne kadar sevinç yaşanıyorsa, dünyayı terk ederken de o derece huzur ve sevinç içinde olabilmek, gerçek imanın zirvesidir. Mevlânâ, ölümü "Şeb-i Arûs" (Düğün Gecesi) olarak tarif eder. Ölümün izleri nesilden nesile devam eder. Asırlık mezarlıklar ve türbeler bunun açık kanıtıdır.

 

Ne yazık ki insanoğlu, dirilerden çok ölülere kıymet vermektedir. Sağlığında sorulmayan, önem verilmeyen, sevinçlerine ve dertlerine ortak olunmayan bir kimse, vefat ettikten sonra değer görüyorsa, bu büyük bir çelişkidir. Demek ki bazı insanlar için kıymet görmek adına evden cenazenin çıkması gerekiyor.

 

HER CANLI ÖLÜMÜ TADACAKTIR

 

Başlıktaki ifade, Kur'an-ı Kerim'de yer alan ayetlerin meallerindendir. (Âl-i İmrân Suresi, 185. ayet; Enbiyâ Suresi, 35. ayet; Ankebût Suresi, 57. ayet.)

 

İnsan, ölüm döşeğinde malının en fazla üçte biri hakkında vasiyette bulunabilir. Akıllı bir mümin ise bunu son ana bırakmaz; ahiret azığını sağlığında kendi eliyle hazırlar, hayır ve hasenatını bizzat yapar.

 

Bir babanın sağlığında veya vefatından sonra kız çocuklarına mirastan haklarını vermemesi, hak gaspıdır. Kur'an-ı Kerim'de, Nisâ Suresi'nin 7. ayetinde mirastan kadınların da payı olduğu açıkça bildirilmiştir. Buna rağmen kız çocuklarını mirastan mahrum bırakmak, cahiliye döneminden kalma yanlış bir anlayıştır. Cehalet, insanı medeniyetten uzaklaştırır.

 

Toplumda dinin ruhuna aykırı öyle uygulamalar görülüyor ki insan hayret ediyor. Örneğin, maaş alan yaşlı bir baba hayattayken, evli olan kızının babasının vefatından sonra maaş alabilmek amacıyla eşiyle resmî olarak boşanması ve bu şekilde babasının maaşını almaya devam etmesi doğru değildir. Bu tür davranışlar hem hukuki hem de ahlaki açıdan ciddi tartışmalara konu olmaktadır. Bu konunun hukuki boyutunu en iyi hukukçular bilir.

 

ÖLÜMDEN SONRA TAZİYELER

 

Vefatın ardından en az üç gün taziyede bulunmak, dost ve akrabaları karşılamak, sabır ve teselli dileklerini kabul etmek, dua dinlemek hem taziye sahipleri hem de taziyeye gelenler için sünnettir ve sevaptır.

 

Taziyelerde genellikle Kur'an-ı Kerim okunur. Elbette okunmalıdır. Ancak en faziletli olan, okunan Kur'an'ın ne anlattığının da insanlara aktarılmasıdır.

 

Günümüzde taziyeler, hüzün ve yasın paylaşıldığı mekânlar olmaktan çıkıp zaman zaman yük, israf ve gösterişe dönüşebilmektedir. Taziyelerde yemek ikram etmek adeta zorunluymuş gibi görülmektedir. Bu durum, zamanla bir sektör hâline gelmiş ve bazı aileler için ağır bir maddi yük oluşturmuştur.

 

Taziye sahipleri acı içindeyken neden yemek hazırlama telaşı yaşasın? Üstelik sadece yemek değil; elektrik, su, çay, temizlik ve diğer giderler de aileye ciddi yük getirmektedir.

 

Bu tür temel ihtiyaçların, sosyal devlet anlayışı çerçevesinde ilgili kamu kurumları veya yerel yönetimler tarafından karşılanması daha uygun bir çözüm olabilir. Yardım yapılacaksa, öncelik taziye sahiplerine verilmelidir.

 

TAZİYELERDE AYRIM YAPILMAMALIDIR

 

Taziyelere Allah rızası için gidilir. Sevap kazanılır, kardeşlik bağları güçlenir ve Müslümanın Müslüman üzerindeki hakkı yerine getirilmiş olur.

 

Taziyelerde zengin-fakir, makam-mevki sahibi ya da sıradan vatandaş ayrımı yapılmamalıdır. Herkes eşit görülmeli, herkesin acısı paylaşılmalıdır.

 

Taziyeler örf ve adetlerin yanlış uygulamalarına göre değil, sünnetin rehberliğinde yapılmalıdır. Çünkü bugün taziye benim, yarın senindir.

 

Allah Teâlâ, bütün geçmişlerimize rahmet eylesin.

 

Dünya fanidir, ecel ise ansızın gelir. Unutmayalım.

 

Vesselâm...



Bu yazı 1156 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
HABER ARA
GAZETEMİZ

YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
YUKARI