Bugun...


Mehmet Cengiz

facebook-paylas
PEYGAMBERLİK MÜESSESİ
Tarih: 26-08-2026 00:02:00 Güncelleme: 26-08-2026 00:02:00


 

İlk insan ve ilk peygamber Hz. Âdem (a.s.)'dır. Son peygamber ise âlemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Muhammed (s.a.v.)'dir.

 

Yeryüzüne gönderilen peygamberlerin sayısı yüz binlercedir. Bütün peygamberlerin temel görevi, ilahî mesajları kendi kavimlerine tebliğ etmektir. İnsanları kendilerine değil, tevhid inancına davet etmişlerdir. İnsanlığı şirkten kurtarmayı, kula kul ve köle olmaktan uzaklaştırmayı; adaleti, hakkı ve adil paylaşımı hâkim kılmayı amaçlamışlardır.

 

Kendilerine peygamber, kitap veya suhuf gönderilen kavimler, yaptıklarından dolayı ahirette cezalandırılmaları konusunda herhangi bir mazeret ileri süremezler. Yüce Allah şöyle buyurur:

 

“Biz bir peygamber göndermedikçe azap edecek değiliz.”

(İsrâ Suresi, 15. ayet)

 

FETRET DEVRİ

Hz. İsa (a.s.) ile Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) arasındaki döneme fetret devri denir. İki peygamber arasındaki bu süre yaklaşık altı asırdır.

 

Bu zaman diliminde yeni bir peygamber gönderilmemiştir. İnsanlar, Hz. İbrahim'den gelen Hanif inancının izlerini taşıyan bir anlayış içerisinde yaşamışlardır.

 

“Biz bir peygamber göndermedikçe azap edecek değiliz.” ayeti, peygamber gönderilmeyen dönemlerde yaşayan insanların durumunu anlamamız açısından önemlidir.

 

VELÂDET-İ NEBÎ (EFENDİMİZİN DOĞUMU)

Her yıl Rebîülevvel ayının 12. gecesi, ülkemizde Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed'in (s.a.v.) doğumu, Velâdet-i Nebî vesilesiyle anılır. Paneller düzenlenir, konferanslar verilir, mevlitler okunur ve salavatlar getirilir.

 

Elbette bu, güzel bir duygu ve güzel bir ameldir. Ancak Efendimizin doğumunu anmak, yalnızca bir geceyi kutlamakla sınırlı kalmamalıdır. Asıl önemli olan, onun getirdiği mesajı anlamak ve hayatımıza yansıtmaktır.

 

EFENDİMİZİ EN GÜZEL İLÂHÎ KELÂM İZAH EDER

Yüce Mevlamız şöyle buyurur:

 

“Ey Peygamber! Biz seni bir şahit, bir müjdeleyici, bir uyarıcı; Allah’ın izniyle O’na çağıran bir davetçi ve aydınlatıcı bir kandil olarak gönderdik.”

(Ahzâb Suresi, 45-46. ayetler)

 

Devamında ise şöyle buyurur:

 

“Andolsun, Allah’ın Resûlü’nde sizin için; Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı uman, Allah’ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır.”

(Ahzâb Suresi, 21. ayet)

 

ÖYLE İSE...

Efendimizin velâdet gecesi sadece bir doğumdan ibaret değildir.

 

O; adaletin, ahlâkın, örnekliğin, uyarıcılığın, aydınlatıcılığın, güvenilirliğin, gerçek liderliğin, şefkatin, merhametin ve sabrın temsilcisidir.

 

Onun bizlere bıraktığı en önemli miraslardan biri, Veda Hutbesi'nde ortaya koyduğu ve insan haklarının temel ilkeleriyle örtüşen evrensel mesajlardır. Bu ilkeler yalnızca okunmamalı; anlaşılmalı, yaşanmalı ve gelecek nesillere aktarılmalıdır.

 

ONUN ÜMMETİ İSEK...

Eğer onun ümmeti isek, kendimize şu soruları sormalıyız:

 

Ahlâkımız ve edebimiz onun ahlâkıyla örtüşüyor mu?

 

Adaletimiz gerçekten adalet mi?

 

Aile hayatımız ve evlilik anlayışımız onun öğretilerine uygun mu?

 

Düğünlerimiz, komşuluğumuz ve ticaretimiz onun sünnetinden ne kadar iz taşıyor?

 

Siyasetimiz ve yönetim anlayışımız adalet, hakkaniyet ve ehliyet esaslarına dayanıyor mu?

 

İbadetlerimiz ve kulluk anlayışımız bizi güzel ahlâka ulaştırıyor mu?

 

İbadethanelerimiz insanları kardeşliğe, merhamete ve iyiliğe yönlendiriyor mu?

 

Acıma ve merhamet duygularımızı koruyabiliyor muyuz?

 

Affetme ve bağışlama konusunda ne kadar cömertiz?

 

İnsanları sevme, doğruluk ve güvenilirlik konusunda Efendimizi gerçekten örnek alabiliyor muyuz?

 

Ne yazık ki çoğu zaman sözlerimizle hayatımız arasında büyük bir mesafe bulunmaktadır.

 

Öyleyse kendimize dönüp düşünmeliyiz:

 

“Ya Resûlallah! Sana ümmet olmanın sorumluluğunu gerektiği gibi yerine getiremedik. Seni sevdik, adını andık; fakat seni hayatımızda ne kadar örnek alabildik?”

 

Rabbimiz bizleri, Peygamber Efendimizin (s.a.v.) güzel ahlâkını gerçekten yaşayan, adaleti ve hakkı gözeten, merhametli, dürüst ve güvenilir kullarından eylesin.

 

Sana ümmet olamadık... Şefaatinle bizleri kuşat ya Resûlallah.

 

Vesselâm.



Bu yazı 972 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
HABER ARA
GAZETEMİZ

YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
YUKARI