Bir köyü anlatmadan önce kangren meselelere değinelim.
Kuyulu Köy'e bir sayfa açacağız, yazımızda.
Kayapınar’da yarım bırakılan otopark, hafta sonu vatandaşı yolda bırakan ulaşım sistemi ve Diyarbakır’ın yıllardır dinmeyen hizmet çilesi…
Belediyeler halka hizmet etmek için mi var, yoksa halk belediyelerin hizmet eksikliğine katlanmak için mi?
Diyarbakır halkının artık sabrı tükeniyor!..
Kayapınar’dan Büyükşehir Belediyesine, yerel yönetimlerden Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığına kadar herkesin önünde aynı soru duruyor:
Diyarbakır ne zaman hak ettiği hizmeti alacak?
Bir kentin belediyecilik anlayışı, yaptığı açılışlarla, verdiği demeçlerle veya hazırladığı süslü projelerle değil; vatandaşın her gün yaşadığı sorunları ne ölçüde çözdüğüyle ölçülür. Diyarbakır’da ise vatandaşın gündemi belli: Çamur, toz, yetersiz ulaşım ve bitmek bilmeyen mağduriyet!..
KAYAPINAR BELEDİYESİ OTOPARK YAPTI, HİZMETİ YARIM BIRAKTI!
Kayapınar Belediyesi, Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi yanında araçların park etmesi için bir alan oluşturmuş. Ancak ortada ciddi bir sorun var: Otopark yapılmış ama hizmet tamamlanmamış!..
Yazın tozun toprağın eksik olmadığı, kışın ise çamura dönen bir alanı otopark olarak vatandaşın kullanımına sunmak ne kadar doğru?
Araçların park etmesi için yer ayırmak yetmiyor. O alanın kullanılabilir, güvenli ve çevreye zarar vermeyecek durumda olması da gerekiyor.
Peki, belediyenin bu alanı taşla kaplaması, uygun bir zemin düzenlemesi yapması ya da gerekli altyapı çalışmasını tamamlaması bu kadar mı zor?
Kayapınar Belediyesinin bütçesi mi yok, imkânı mı yok, yoksa vatandaşın yaşadığı sorunlar mı görülmüyor?
Burada mesele yalnızca araçların park etmesi değil.
Hastanenin çevresinde oluşan toz, çamur ve düzensizlik; hastaneye ulaşmaya çalışan hastaları, hasta yakınlarını, sağlık çalışanlarını ve çevredeki binalarda yaşayan vatandaşları da ilgilendiriyor. Tozun sağlık açısından oluşturabileceği riskler, çamurun yarattığı güçlükler ve çevreye verilen rahatsızlık görmezden gelinemez.
Hastanenin yanı başında yapılan bir hizmetin, çevresindeki insanlara yeni bir eziyet üretmesi kabul edilebilir mi?
Bir otopark yapmak hizmettir; onu yarım bırakmak ise vatandaşa yük çıkarmaktır. Kayapınar Belediyesi bu alanı ne zaman tamamlayacak? Vatandaşın bu soruya lafla değil, somut bir çalışmayla cevap beklediği açıktır.
HAFTA SONU DİYARBAKIR’DA ULAŞIM DEĞİL, ÇİLE VAR!
Diyarbakır’da hafta sonu vatandaş evinden çıkarken iki kez düşünmek zorunda kalıyor.
Çünkü toplu ulaşımın yetersiz kaldığı saatlerde dışarı çıkmak, bir yerden başka bir yere gitmek başlı başına bir eziyete dönüşebiliyor.
Bir kentte insanlar ulaşım sıkıntısı nedeniyle evlerine kapanıyorsa burada ciddi bir belediyecilik sorunu var demektir.
Geçtiğimiz hafta sonu yapılan ortaöğretim KPSS sınavı sırasında yaşandığı belirtilen ulaşım sıkıntısı, bu sorunun ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gündeme taşıdı. Vatandaşlar araç beklerken 45 dakikayı bulan sürelerden şikâyet ediyor.
Sınava gidecek insanlar, işine yetişmeye çalışanlar, hastaneye ulaşması gerekenler ve hafta sonunu değerlendirmek isteyen aileler bu tablonun mağduru oluyor.
Peki, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesinin ulaşım planlaması nerede?
Hafta sonu yolcu yoğunluğu hesaplanmıyor mu?
Sınav günlerinde ek sefer düzenlemek, araç sayısını artırmak ve vatandaşın mağduriyetini önlemek neden önceden plânlanmıyor?
Vatandaşın 45 dakika araç beklediği bir kentte, toplu ulaşım hizmetinin yeterliliği ciddi biçimde sorgulanmalıdır.
Diyarbakır halkı belediyeden mucize istemiyor. İstediği şey belli: Zamanında gelen otobüs, yeterli sefer, düzenli ulaşım ve insan yerine konulmak!..
Belediyecilik, vatandaşın otobüs durağında ömrünü tüketmesini seyretmek değildir. Halkın vergileriyle yürütülen toplu ulaşım hizmeti, halkın ihtiyacına göre planlanmak zorundadır.
DİYARBAKIR ULAŞIM SORUNUNDAN NE ZAMAN KURTULACAK?
Diyarbakır’ın ulaşım sorununu çözmek için artık uçan arabaları bekleyecek hâli kalmadı! O teknoloji belki bir gün gelir ama vatandaşın bugünkü sorunu bugünün imkânlarıyla çözülmek zorunda.
Diyarbakır’da insanlar yıllardır daha düzenli, daha erişilebilir ve daha güvenilir bir ulaşım sistemi bekliyor. Kent büyüyor, ihtiyaçlar artıyor; ancak ulaşımın bu ihtiyaçlara ne ölçüde cevap verdiği tartışma konusu olmaya devam ediyor.
Belediyelerin görevi yalnızca otobüsleri sefere çıkarmak değil; sefer sıklığını, güzergâhları, yoğun saatleri ve hafta sonu ihtiyaçlarını birlikte değerlendirmektir. Vatandaşın talebine göre hizmet planlamak, modern belediyeciliğin temel sorumluluklarından biridir.
Diyarbakır halkı neden her hafta sonu aynı sıkıntıları konuşmak zorunda kalıyor? Neden insanlar bir yere gitmek için uzun süre beklemeyi normal kabul etmek zorunda bırakılıyor?
Bu sorulara verilecek cevap, bir basın açıklamasından çok daha değerlidir. Çünkü halk, artık sorunların anlatılmasını değil, çözülmesini istiyor.
ULAŞTIRMA BAKANLIĞI DİYARBAKIR’IN ÇİLESİNİ GÖRMÜYOR MU?
Eleştirilerin hedefinde yalnızca yerel yönetimler yok. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı da Diyarbakır’ın ulaşım ihtiyaçları konusunda daha fazla sorumluluk üstlenmek zorunda.
İstanbul’a yapılan ulaşım yatırımları ortada. Diyarbakır halkı da kendi kentinde benzer bir hizmet anlayışının izlerini görmek istiyor. İstanbul’a yapılan hizmetlerin yüzde 10’u Diyarbakır’a yapılsaydı bugün ulaşım sorunlarını bu kadar yoğun konuşmak zorunda kalmayacağımızı düşünen vatandaşların itirazı dikkate alınmalıdır.
Elbette her kentin nüfusu, ihtiyaçları, coğrafi koşulları ve yatırım öncelikleri farklıdır. Ancak bu farklılıklar, Diyarbakır’ın ulaşım ihtiyaçlarının ikinci plana atılmasının gerekçesi olamaz.
Diyarbakır da bu ülkenin bir kentidir. Burada yaşayan vatandaşlar da güvenli yollara, yeterli ulaşım altyapısına ve yaşamı kolaylaştıran yatırımlara layıktır.
Bakanlığa düşen görev, Diyarbakır’ın ulaşım sorunlarını yalnızca kâğıt üzerindeki planlarla değerlendirmek değil, sahadaki ihtiyaçları dikkate alarak somut adımlar atmaktır.
Diyarbakır halkı ayrıcalık değil, eşit hizmet istiyor.
BELEDİYELERİN ÖNCELİĞİ TARTIŞILIYOR: SÖYLEM Mİ, HİZMET Mİ?
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ve DEM Parti yönetimindeki belediyelere yönelik eleştiriler de giderek artıyor. Vatandaşların bir bölümü, belediyelerin kadın özgürlüğü ve toplumsal politikalar konusundaki söylemlerinin gündelik yaşamın temel sorunlarını gölgede bıraktığını düşünüyor.
Kadın hakları ve özgürlük meselesi elbette önemlidir. Ancak özgürlük söylemi, belediyelerin altyapı, ulaşım, çevre temizliği, yol düzenlemesi ve temel kent hizmetlerine ilişkin sorumluluklarının yerine geçemez.
Kadınların özgürlüğünden söz edilirken insanların ulaşım hakkı, sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı ve kamusal hizmetlere erişimi de aynı ciddiyetle ele alınmalıdır. Özgürlük, yalnızca siyasi söylemlerle değil, insanların gündelik hayatını kolaylaştıran somut hizmetlerle de anlam kazanır.
Vatandaşın itirazı tam da burada düğümleniyor: Belediye yönetimleri ideolojik tartışmalara ve siyasi söylemlere ayırdıkları enerjiyi, halkın her gün karşılaştığı sorunları çözmek için de aynı kararlılıkla kullanıyor mu?
Bu soru sorulmalıdır. Çünkü belediyeler siyasi kimliklerinden bağımsız olarak bütün vatandaşlara hizmet etmekle yükümlüdür.
Bir belediyenin başarısı, ne kadar çok konuştuğuyla değil, halkın hayatını ne kadar kolaylaştırdığıyla ölçülür.
DİYARBAKIR HALKI ARTIK SOMUT CEVAP İSTİYOR!..
Kayapınar’da hastanenin yanındaki otoparkın zemini ne zaman tamamlanacak?
Hafta sonları toplu ulaşım araçlarının sayısı ve sefer sıklığı ne zaman artırılacak?
Sınav günlerinde yaşanan yoğunluklar için hangi önlemler alınacak?
Diyarbakır’ın ulaşım altyapısına yönelik yatırımlar ne zaman hız kazanacak?
Bunlar siyasi sloganlarla geçiştirilecek sorular değildir.
Bunlar doğrudan halkın yaşamını ilgilendiren sorulardır.
Diyarbakır halkı belediyelerden ayrıcalık istemiyor. İstediği; yaptığı işin arkasında duran, yarım kalan projeleri tamamlayan, ulaşım sorunlarını önceden hesaplayan ve vatandaşın sesini duyan bir yönetim anlayışıdır.
Halkın vergileriyle hizmet üreten kurumlar, halka hesap vermekten kaçınmamalıdır.
Belediyeler de bakanlıklar da eleştirileri tehdit değil, eksikleri görme fırsatı olarak değerlendirmelidir.
Diyarbakır’ın ihtiyacı yeni bahaneler değil, yeni çözümlerdir. Yeni açıklamalar değil, tamamlanmış işlerdir.
Yeni vaatler değil, vatandaşın günlük hayatında hissedilen hizmetlerdir.
Son söz nettir:
Diyarbakır halkı çamurda yürümek, durakta 45 dakika beklemek ve her sorunu kendi kaderiymiş gibi kabullenmek zorunda değildir.
Kayapınar Belediyesi başta olmak üzere Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ve ilgili bütün kurumlara soruyoruz:
-Diyarbakır ne zaman hak ettiği hizmeti alacak?
Somut bir ayrıntı.
Kayapınar'da yoğun yapılaşma ile şehir merkezinde dört yanı çevrilmiş bir köy var.
3.Sanayinin arkasında bulunan köy etrafı lüks sitelerle çevrili.
Gecekondu ve betonarme evler iki katlı.
Bu köyü ortadan ikiye bölen bir cadde var, 75 Cadde'den gelen.
Sağlı -sollu bu caddeden geçilemeyiyor, hiç bir zaman.
Şehir merkezinde büyükbaş hayvan yetiştirilen köy, mecburen hayvan gübresini bahçelerinin dışına bırakıyor.
Bir yanda hurda malzeme deposu olarak kullanılan evler var, avlu bazında.
Kayapınar Kuyulu Köy, elbette bizim insanımız. Onları eleştirmiyoruz.
Şehir merkezinde kalan Kuyulu Köy için bir çözüm yolu bulunmalı.
Büyükbaş hayvan yetiştiriciliği için bir alan oluşturulmalı.
Kuyulu Köy insanı, mağdur edilmemeli.
Etrafta olan hayvan gübresi kümelerinin yaz boyunca etrafa verdiği koku ve sivrisinek-haşerat kimsenin dikkâtini çekmemiş mi?
Yetkililer, yarın bir gidip baksın, yerinde inceleme yapsın, bu olumsuz manzaralari görsün.
Yalnız Kuyulu Köy ahalisine olumsuz bir davranışta bulunulmasın.
Sağlı - sollu hurda yığınlarına bakılsın.
Bir yer gösterilsin, kendilerine.
Hurda toplayıcılığı ile geçinen âilelerin bahçe-avlu kısmında prefabrik yapıya uygun alan var.
Aynı şekilde mevcut büyükbaş hayvan sayısı sınırlı .
Kuyulu Köy için rızaları alınarak modern prefabrik bir yapı inşa edilebilir.
Hem köy insanımız şehir içinde rahat eder, âileler sağlıklı biçimde yaşar hem orada bulunan na-hoş manzaralar ortadan kalkar.
Bu köyü merak edenler, görmeyenler, ifşâ ediyoruz, ortada olan manzarayı.
Buyrun, "Bu doğru haber değil" deyin, etrafta hayvan gübresi yığınları var, hurda malzemeler oldukça çok.
Yazıyoruz, bizi kınayan ve taraf tutmakla ithâm eden var, suçlayan az değil.
Valilikten, Kaymakamlıktan, BB ve Alt kademe belediyeden cevap bekliyoruz, bu konu için.
Kuyulu Köy, şehir merkezi alanında ise köy olmamalı.
Bu köy insanımız, tapuları kendilerine ait evlerde yaşama, hayatinı devam ettirme hakkına sahip.
Köy hayatında normal olan manzaraların şehirde olması düşünülemez.
Etraf çöplükle dolu, hayvan gübresinden geçilmiyor, her yer hurda eşya ile dopdolu...
Somut manzara için cevap bekliyoruz.
Sorunlar ortada ve en somut olanı Kuyulu Köy.
Her şeyi yalanlayın, şehir içinde bir köy hayatında dahi olmaması gereken manzara için bir şeyler söyleyin.
Şimdi sıra, sorumluların çıkıp hesap vermesinde ve gereğini yapmasında!..