Arzuhâlcilerin arasında geçen kısa bir diyalog ve daktilo sesleri eşliğinde hazırlanan bir dilekçe, tanık olan bir kişinin ifadesine göre oldukça çarpıcı bir tablo oluşturdu.
O anları anlatan kişi, minibüs beklerken bir kadının arzuhâlciye başvurmasını ve kısa sürede boşanma dilekçesinin hazırlanışını şöyle aktardı:
“Abla gel, kürsüyü gösterip buyur eti, otur abla. Abla 35 yaşlarında sabahın erken saatleri olmasına rağmen yeni uyanmış değil savaştan çıkmış gibi hiç değil diri makiyajliydi sürüp süruşturmustu. Neydi sorun diye sordu arzuhâlci Eşime Boşanma davası acacagim için adliyeye gittin bir dilekceyle gelecen dediler. Arzuhâlci tamam abla tam yerine geldin hukuk davaları tam benim alanım heleki boşanma.”
Arzuhâlci, kadının anlattıklarını dinleyerek hızlı bir şekilde dilekçe hazırlamaya başladı. İddiaya göre süreç boyunca sorular yöneltti:
“Dövüyor muydu seni, hakaret ediyor muydu, hemen uzaklaştırma isteyelim?”
Kadının öfkeyle verdiği yanıtın ardından dilekçe hazırlanması sürdü. Çocuk, velayet, nafaka ve tedbir talepleri de konuşuldu:
Tanık, tüm bu sürecin daktilo sesi eşliğinde çok kısa sürede tamamlandığını belirtti. Ardından dilekçeye ilişkin diğer detaylar da eklendi:
“Arzu halci tak tak tak onu da yazdı… Abla ismin adresin TLF nunarani da söyle onlarida yazayım dedi…”
İddiaya göre yaklaşık 200 TL karşılığında dilekçe tamamlandı ve kadın evrakla birlikte adliyeye yöneldi.
O anlara tanıklık eden kişi ise yaşananları şu sözlerle özetledi:
“Ben adliye önünde işe gitmek için minibüs beklerken bir yuvanın 200 TL karşılığı yıkılışını 10 dk içinde gördüm bir dilekceyle bir adamın evsiz kalıp, nafakaya baglanisina şahit oldum. Nede olsa kadının beyanı esastır.”
Adliye önündeki arzuhâlcilerin işleyişi ve vatandaşların hukuki süreçlere erişim biçimi ise, bu tür olaylar üzerinden yeniden tartışma konusu olmaya devam ediyor.