|
Tweet |
Mehmet Zeki Özer
Parlak, Cumhuriyet'in ikinci yüzyılına giren Türkiye'nin kritik bir dönemeçten geçtiğini belirterek, "Terörsüz Türkiye", "Yeni Anayasa" ve "Türkiye Yüzyılı" vizyonunun birbirini tamamlayan üç temel unsur olarak öne çıktığını ifade etti.
Terörsüz Türkiye Süreci Yeni Bir Dönemin Kapısını Aralıyor
Parlak, 2013-2015 yılları arasında yürütülen Çözüm Süreci'nin tecrübelerinden ders çıkarılarak hazırlanan yeni sürecin, 2024 yılının Ekim ayında MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin çağrısıyla başladığını hatırlattı.
Sürecin temel hedefinin PKK terör örgütünün silah bırakması, kendisini feshetmesi ve terör sorununun kalıcı biçimde ortadan kaldırılması olduğunu belirten Parlak, Abdullah Öcalan'ın İmralı'dan yaptığı çağrılar, TBMM'de kurulan "Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu" ile hazırlıkları süren çerçeve yasanın sürecin önemli aşamalarını oluşturduğunu kaydetti.
Hükümetin bu yaklaşımı "iç cepheyi tahkim etmek" ve "bölgesel istikrarı güçlendirmek" hedefiyle tanımladığına dikkat çeken Parlak, terörün sona ermesinin yalnızca güvenlik alanında değil, eğitimden ekonomiye, sosyal barıştan yatırımlara kadar birçok alanda önemli kazanımlar sağlayacağını vurguladı.
"Terörün oluşturduğu insan kaybı, ekonomik maliyet ve toplumsal yarılma düşünüldüğünde kalıcı çözümün önemi tartışılmaz. Terörsüz bir Türkiye, sadece silahların susması değil, aynı zamanda güçlü bir barış getirisi anlamına gelecektir" dedi.
Yeni Anayasa Kalıcı Reformun Anahtarı Olabilir
Parlak, terörsüz Türkiye hedefinin yeni anayasa ile desteklenmesinin reform sürecini kalıcı hale getireceğini belirterek, 1982 Anayasası'nın darbe döneminin izlerini taşıdığını ve günümüz ihtiyaçlarına tam anlamıyla cevap vermekte zorlandığını ifade etti.
Yeni anayasanın temel hak ve özgürlükleri güçlendiren, demokratik hukuk devleti anlayışını geliştiren, yerel yönetimleri daha etkin hale getiren ve dijital çağın ihtiyaçlarına cevap veren sivil bir metin olması gerektiğini söyleyen Parlak, şu değerlendirmede bulundu:
"Yapay zekâ, iklim değişikliği, göç ve dijital dönüşüm gibi yeni meydan okumalar karşısında kırk yılı aşkın süredir yürürlükte bulunan mevcut anayasanın güncellenmesi önemli bir ihtiyaçtır."
Ancak anayasa çalışmalarında yöntemin en az içerik kadar önemli olduğunun altını çizen Parlak, sürecin yalnızca siyasi iktidarın değil, muhalefet partilerinin, akademinin ve sivil toplum kuruluşlarının katkılarıyla geniş toplumsal mutabakat içerisinde yürütülmesi gerektiğini ifade etti.
Türkiye Yüzyılı Vizyonunun Temel Taşı
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından ortaya konulan Türkiye Yüzyılı vizyonunun ekonomik büyüme, teknolojik gelişim, savunma sanayisinde bağımsızlık ve kültürel yükseliş hedeflerini içerdiğini belirten Parlak, bu hedeflere ulaşmanın ön şartlarından birinin iç barış olduğunu söyledi.
Terörden arındırılmış bir Türkiye'nin enerji koridorları, teknoloji üretimi, turizm, yatırım ve lojistik alanlarında önemli avantajlar elde edeceğini ifade eden Parlak, üç başlığın ortak hedefini şöyle özetledi:
"Terörsüz Türkiye, Yeni Anayasa ve Türkiye Yüzyılı birbirini tamamlayan bir dönüşüm vizyonudur. Başarılı olması halinde Türkiye kronik sorunlarını geride bırakmış, kendine güvenen, güçlü ve istikrarlı bir ülke konumuna ulaşabilir."
Fırsatlar Kadar Riskler de Bulunuyor
Parlak, sürecin başarılı olabilmesi için şeffaflık, hukukun üstünlüğü ve terör örgütünün tamamen tasfiye edilmesinin vazgeçilmez şartlar olduğunu belirtti.
Geçmişte yaşanan tecrübelerin dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Parlak, "Pazarlık algısından uzak durulması, silahların tamamen bırakılması ve örgütsel yapıların bütünüyle sona erdirilmesi büyük önem taşımaktadır" dedi.
Yeni anayasa çalışmalarının kutuplaştırıcı değil, uzlaştırıcı bir anlayışla yürütülmesi gerektiğini vurgulayan Parlak, aksi halde mevcut toplumsal fay hatlarının daha da derinleşebileceği uyarısında bulundu.
"Tarihi Bir Fırsat"
Alaattin Parlak, değerlendirmesini şu ifadelerle tamamladı:
"Terörsüz Türkiye, ülkemizin en uzun soluklu sorunlarından birini çözme potansiyeline sahiptir. Başarı, somut sonuçlara ve hukukun üstünlüğüne bağlıdır. Yeni anayasa ise ancak geniş toplumsal mutabakatla hazırlanırsa Türkiye Yüzyılı'nın en güçlü projelerinden biri olabilir. Türkiye'nin önünde tarihi bir fırsat bulunmaktadır. Akılcı, kararlı ve kapsayıcı bir anlayışla yürütülecek bu süreç, terörden arınmış, yeni anayasasıyla güçlenmiş ve Türkiye Yüzyılı hedeflerine emin adımlarla ilerleyen bir ülkenin kapısını aralayabilir. Bu yalnızca siyasi bir proje değil, millet olarak ortak geleceğimizi şekillendirme meselesidir."