Bugun...



Alimler Buluşması’nda vahdet ve fikri saldırılara karşı mücadele vurgusu

İTTİHADUL ULEMA’nın Diyarbakır’da düzenlediği 11’inci Alimler Buluşması’nda İran Kürdistanı alimlerinden Molla Mustafa Hatemi, yazar Abdurrahim Şen ve Seyfeddin Mavid selamlama konuşmaları yaptı. Konuşmalarda İslam ümmetinin birliği, fikri saldırılar, aile yapısı, İslam dünyasının sorunları ve siyonizme karşı ortak hareket etmenin önemi ele alındı.

facebook-paylas
Tarih: 10-10-2026 15:29

Alimler Buluşması’nda vahdet ve fikri saldırılara karşı mücadele vurgusu



Mehmet Zeki Özer
Alimler ve Medreseler Birliği (İTTİHADUL ULEMA) tarafından geleneksel olarak düzenlenen 11’inci Alimler Buluşması, Diyarbakır’ın merkez Yenişehir ilçesinde bulunan Selahaddin Eyyubi Camii Konferans Salonu’nda devam ediyor.

İki gün sürecek programda davet çalışmaları, İslam ümmetinin birliği ve davette yeni yöntem ve arayışlar ele alınıyor.

Programın açılışında Irak Kürdistanı’ndan Karî Sufyan Abdulkadir El Kurdî tarafından Kur’an-ı Kerim tilaveti gerçekleştirildi. İTTİHADUL ULEMA Genel Başkanı Molla Enver Kılıçaslan’ın açılış konuşmasının ardından selamlama konuşmalarına geçildi.

Molla Mustafa Hatemi: “Fikri saldırılar cephedeki saldırılardan çok daha fazladır”
İran Kürdistanı alimlerinden Molla Mustafa Hatemi, konuşmasında Kur’an-ı Kerim’in mezhepler arasındaki temel kaynak olduğunu belirterek, Kur’an’da vahdet ve birlik çağrısının bulunduğunu hatırlattı.

Vahdetin stratejik ve akıl çerçevesinde ele alınması gerektiğini ifade eden Hatemi, birliğin belirli bir zaman, mekan veya mezheple sınırlandırılamayacağını söyledi.

Hatemi, “Biz vahdetten bahsediyorsak, stratejik vahdet ve akıl çerçevesinde bir vahdettir. Zira mutlak vahdet, birlik, beraberlik fıtrata aykırıdır. Vahdet belli bir zamana, sınırlı bir mekana veya mezhebe sınırlı bir şey değildir. Hatta sadece İslam'a has bile bir şey değildir. Vahdet, toplumun en küçük çekirdeği olan aileden tut, bütün insanlığa uzanan bir ifadedir.” dedi.

Müslümanların birlik içinde olmaları gerekirken ayrılıkların acısını yaşadıklarını belirten Hatemi, İslam’a yönelik saldırıların kimi zaman Müslümanlar üzerinden yürütüldüğünü savundu.

Hatemi, “Müslümanların şu an vahdetin tatlılığı, zevk ve sefası içerisinde olması gerekirken, tefrikanın, ayrılığın acısını çekiyorlar maalesef. Bölünmeyle karşı karşıyalar, bölünmenin aczini çekiyorlar. Şu an şeytani akımlar ve müstekbirler dünyadaki şeytanlar ve bunların avaneleri Müslümanlara oyunlar kuruyorlar. Bazı Müslümanlar aracılığıyla İslam'a düşmanlık yapıyorlar. Şu an onu çok acı bir şeklini görmekteyiz. İngiliz'in taktiği budur. İngilizler İslam'a, İslam ile savaşmayı teklif etmişlerdi. Dolayısıyla İslam'ı da Müslümanlarla vurmaya çalışıyorlar.” ifadelerini kullandı.

Günümüzde fikri saldırıların önemine dikkat çeken Hatemi, özellikle medyanın ve gelişen yapay zeka teknolojilerinin aile yapısını hedef aldığını ileri sürdü.

Hatemi, “Şu an fikri saldırılar cephedeki saldırılardan çok daha fazladır. Özellikle şu an medya, gelişen yapay zeka maalesef aileyi hedef almaktadır. Aileyi bozmaya çalışmaktadır. Aileyi yerle yeksan etmeye çalışmaktadır.” dedi.

Abdurrahim Şen: “İslam kendi öz yurdunda dahi hükümleri ferman değildir”
Yazar Abdurrahim Şen, konuşmasında İslam dininin doğuşu ve yayılış sürecine değinerek, ilk neslin İslam’ı anlama ve yaşama biçiminin günümüz Müslümanları için de önem taşıdığını belirtti.

İslam’ın ilk döneminde kısa sürede büyük bir genişleme yaşandığını hatırlatan Şen, ümmetin yeniden ıslahının geçmişteki temel anlayışın doğru şekilde kavranmasıyla mümkün olacağını ifade etti.

Şen, “İslam'ın ilk on yılında bu kadar devasa bir genişlemeyi gerçekleştirmiş olan bir din, İslam'ın ilk nesli bunu nasıl anladıysa bizim de o şekilde anlamamız gerekir. Bu ümmetin öncesi nasıl ıslah olduysa öyle ıslah olacaktır.” diye konuştu.

Müslümanların elinde çok sayıda Kur’an nüshası bulunmasına rağmen İslam dünyasının birlik ve yönetim sorunları yaşadığını belirten Şen, İslam coğrafyasındaki çatışmalara ve Müslümanların karşı karşıya olduğu sıkıntılara dikkat çekti.

Şen, “6 Mushaf varken bu ümmetin elinde, imparatorlukların topraklarına hükmediyorlardı. Bugün Müslümanların elinde 6 değil 6 milyar Mushaf var. Çünkü hepimizin evinde birçok Mushaf var. Ama İslam kendi öz yurdunda dahi hükümleri ferman değildir.” ifadelerini kullandı.

Kudüs, Gazze ve Doğu Türkistan’da yaşananlara değinen Şen, İslam dünyasının parçalanmışlığına ve farklı hukuk düzenleri altında yaşamasına ilişkin eleştirilerde bulundu.

Şen, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu ümmet paramparçadır. Kudüs'te, Gazze'de kutsallarımız çiğnenirken, Müslümanların kanları heder edilirken, diğer bir başka coğrafyada Doğu Türkistan'da Müslümanlar esaret altında zillet hayatı yaşatılırken, belki daha önemlisi bütün İslam coğrafyasında ümmet-i Muhammed olarak bizler gayri İslami hukuk düzenleri altında, küfrün egemenliği altında yaşatılırken, O zaman meselenin 6 milyar Mushaf, 100 milyonlarca hafız meselesi olmadığını anlamış oluruz. Davet herhangi bir şekilde İslam'a davet değildir. İslamiî hayatı İslam'ın öz yurdunda yeniden başlatmaya davettir.”

Seyfeddin Mavid: “Siyonizme karşı uyanık olmak zorundayız”
Selamlama konuşmalarında söz alan Seyfeddin Mavid de İslam dünyasının önemli meydan okumalarla ve sorunlarla karşı karşıya olduğunu belirterek, ümmetin yeniden nasıl bir araya gelebileceği sorusu üzerinde durdu.

İslam tarihinin birlik ve medeniyet açısından önemli örnekler barındırdığını dile getiren Mavid, geçmişin doğru okunarak günümüzün sorunlarına çözüm üretilmesi gerektiğini söyledi.

Mavid, “Tarihte bunun örnekleri var. Nice seneler, asırlar boyunca İslam alemi bir medeniyet kurdu ve dünyaya hükmettik. Her türlü yollar tarihte mevcuttur. Dolayısıyla bizler de tarihten güç alarak tarihimizi iyi okuyarak geleceğe ve şu ana yön vermek zorundayız.” dedi.

İslam dünyası ve Arap coğrafyasının saldırılar, sömürgecilik, göçler ve siyasi sorunlarla karşı karşıya kaldığını belirten Mavid, teknolojik gelişmelerin ve çizilen sınırların toplumlar arasındaki ayrılıkları derinleştirdiğini ifade etti.

Mavid, saldırıların yalnızca belirli bir topluluğu değil, farklı kültürleri ve bütün insanlığı etkilediğini belirterek, farklı dil, mezhep, medrese ve içtihat çevrelerinin ortak bir zeminde buluşması gerektiğini kaydetti.

Alimlerin ve düşünürlerin sorumluluğuna dikkat çeken Mavid, “Dolayısıyla bütün diller, fırkalar, medreseler, içtihatlar, farklı fikirler olarak bir araya gelmek zorundayız. Bu konuda alimlerin sorumluluğu ve müfekkirlerin sorumluluğu aşikardır. Ümmetin çocuklarını bu ateşten korumak zorundalar. Ümmetin cesedine, ümmete zarar veren, onu bir kurt gibi kemiren bu siyonizme karşı uyanık olmak zorundayız.” ifadelerini kullandı.

Selamlama konuşmalarının ardından programın birinci oturum sunumlarına geçildi.




Bu haber 148 defa okunmuştur.


Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER DİYARBAKIR Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
HABER ARA
GAZETEMİZ

YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
YUKARI YUKARI