|
Tweet |
Mehmet Zeki Özer
Olay, 24 Haziran 2026 günü saat 16.00 sıralarında Fırat Mahallesi’nde meydana geldi. İddiaya göre vatandaş, GO Petrol istasyonu yanındaki ATM’den para çektikten sonra Nazım Hikmet Caddesi üzerinden karşı tarafa geçmek isterken, Fırat Mahallesi Muhtarlığı arkasında bulunan ve Diyarbakır Büyükşehir Belediyesine ait olduğu belirtilen arsadaki inşaat alanının yanından geçti.
Vatandaşın anlatımına göre, inşaat sahası çevresinde çok sayıda demir kaldırım üzerine bırakılmış, bazıları ise yolun içine ve asfaltın ortasına kadar uzanmış durumdaydı. Tehlikeyi fark ettiğini belirten vatandaş, görüş alanı dışında kalan bir demire ayağının takılması sonucu yüzüstü yere düştüğünü ifade etti.
Düşmenin etkisiyle yüzünden yaralanan ve iki kolunu da hareket ettiremediğini söyleyen vatandaş, olay sonrası bir süre yerde kaldığını belirtti. İnşaat alanında çalışanların kendisini gördüğünü ancak yardım etmek için yanına gelmediğini iddia eden yaralı, ilk yardımın bölgeden geçen bir kadın ve çevredeki vatandaşlar tarafından sağlandığını aktardı. Daha sonra arkadaşlarına haber verildiği ve ambulans çağrıldığı öğrenildi.
Yaşadığı olayı değerlendiren vatandaş, insanların kullandığı kaldırım ve yolun kontrolsüz şekilde bırakılmış inşaat malzemeleri nedeniyle tehlike oluşturduğunu belirterek, sorumluların tespit edilmesi gerektiğini söyledi. Kamu hizmetlerinin yalnızca yapı üretmekten ibaret olmadığını ifade eden yaralı, vatandaş güvenliğinin öncelikli olması gerektiğini vurguladı.

Hastanedeki Süreç de Tartışma Yarattı
Olay yerine gelen ambulans tarafından SBÜ Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırılan vatandaş, burada yaşadığı sağlık süreciyle ilgili de çeşitli iddialarda bulundu.
İlk değerlendirmede yalnızca sol kolunda çıkık bulunduğunun söylendiğini belirten yaralı, sağ kolundaki şiddetli ağrıyı dile getirmesine rağmen yeterince dikkate alınmadığını düşündüğünü ifade etti. Çocukluk döneminden kalan eski çıkık öyküsünü de sağlık çalışanlarına aktardığını belirten vatandaş, süreç boyunca yeterince dinlenmediği hissine kapıldığını söyledi.
Tedavi sırasında yaşadığı bir olayı da paylaşan yaralı, damar yolundan ilaç uygulanırken bir sağlık çalışanının müdahale eden personelin elindeki enjektörü alarak “Ne yapıyorsun? Hepsini vermeyecektin.” şeklinde bir uyarıda bulunduğunu duyduğunu ileri sürdü.
Söz konusu olayın tıbbi açıdan nasıl değerlendirilmesi gerektiğini bilmediğini belirten vatandaş, yaşananların kayıtlar incelenerek açıklığa kavuşturulabileceğini ifade etti.
İlacın etkisiyle bilincinin bulanıklaştığını söyleyen yaralı, daha sonra çekilen görüntüleme tetkikleri sonucunda başka bir doktorun değerlendirmesinin beklendiğini, ardından kolunun tam olarak yerine oturmadığının belirtilerek ameliyat önerildiğini aktardı.
İkinci Hastanede Farklı Teşhis
Yaşadığı güvensizlik nedeniyle hastaneden ayrıldığını ifade eden vatandaş, ertesi gün başka bir sağlık kuruluşuna başvurduğunu belirtti.
Burada yapılan değerlendirmede dirseğinde kırık, diğer kolunda ise çatlak bulunduğunun söylendiğini kaydeden yaralı, iki farklı sağlık kuruluşundan gelen değerlendirmelerin birbirinden farklı olmasının kafasında soru işaretleri oluşturduğunu dile getirdi.
Cevap Bekleyen Sorular
Olayın ardından kamuoyuna açıklama yapan vatandaş, amacının kimseyi peşinen suçlamak olmadığını ancak bazı soruların cevaplandırılması gerektiğini söyledi.
Vatandaş şu soruların yanıt beklediğini ifade etti:
İnsanların kullandığı yola kadar uzanan inşaat demirlerinin sorumlusu kimdi?
İnşaat alanı neden yeterli güvenlik önlemleriyle çevrilmedi?
Yaralı halde yerde bekleyen bir vatandaşa neden yardım edilmedi?
Hastanede yaşanan süreç neden hastada güvensizlik oluşturdu?
Yetkililerin olayla ilgili inceleme başlatıp başlatmayacağı merak konusu olurken, yaşanan kaza kentteki iş güvenliği ve kamu hizmetlerinde vatandaş güvenliği tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.
Yaralı vatandaş ise açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Bugün o demire ben takıldım. Yarın aynı yere bir çocuk, bir yaşlı ya da bebeğiyle yürüyen bir anne takılabilir. Bir şehir, yalnızca yaptığı binalarla değil; kaldırımındaki güvenle, yaralısına uzanan eliyle ve hastasına verdiği güvenle büyür. Benim kolum kırıldı, belki zamanla iyileşir. Ancak bir vatandaşın kamu kurumlarına duyduğu güven kırıldığında, onu onarmak çok daha zordur.”