|
Tweet |
Mehmet Zeki Özer Özel
Güneydoğu Güncel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Zeki Özer’in sorularını yanıtlayan Kaya, yaklaşık 50 yıllık çatışmalı sürecin ardından Türkiye’nin önemli bir eşikten geçtiğini belirterek, “Çatışmasızlığı kalıcı barışa, kalıcı barışı da demokratikleşme ve kalkınmaya dönüştürebilmeliyiz” mesajı verdi.
“467 oy, geniş bir siyasi mutabakatın göstergesi”
Çerçeve Yasa’nın TBMM Genel Kurulu’nda 467 oyla kabul edilmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Yaklaşık 50 yıllık çatışmalı sürecin ardından Türkiye açısından çok önemli bir eşikten geçiyoruz. TBMM Genel Kurulu’nda Çerçeve Yasa’nın 467 oyla kabul edilmesini bu açıdan son derece önemli buluyorum.
Bu sadece bir yasanın Meclis’ten geçmesi anlamına gelmiyor. Aynı zamanda Türkiye’de çok geniş bir siyasi mutabakatın oluşabileceğini ve yıllardır şiddet üzerinden yürüyen bir meselenin bundan sonra siyaset ve hukuk zemininde ele alınabileceğini gösteriyor.
467 oy, Meclis’in bu konuda ortaya koyabileceği iradenin ve önümüzdeki dönemde atılabilecek daha kapsamlı adımların da önemli bir göstergesidir.
Ancak burada Çerçeve Yasa’yı doğru yere oturtmak gerekiyor. Bu yasa, Kürt sorununu bütün boyutlarıyla çözen bir yasa değil; Kürt sorununun yarattığı çatışmalı süreci sona erdirmeye yönelik bir başlangıç.
Dolayısıyla bu yasaya bütün sorumluluğu yüklemek doğru olmaz. İlk aşamada silahların bırakılması ve çatışmalı sürecin sona erdirilmesi açısından önemli bir çerçeve oluşturuyor. Bundan sonra ise bu çerçevenin devamını sağlayacak siyasi, hukuki ve sosyal düzenlemelerin hayata geçirilmesi gerekiyor.
“Üç aşamayı birlikte düşünmek gerekiyor”
Kalıcı bir çözüm için bundan sonraki süreç nasıl yürütülmeli?
Çünkü kalıcı bir çözüm açısından üç aşamayı birlikte düşünmek gerekiyor.
Birincisi silahların bırakılması, ikincisi bu süreç nedeniyle yurt dışında veya farklı koşullarda yaşamak zorunda kalan insanların dönüşlerinin sağlanması, üçüncüsü de dönen insanların topluma yeniden entegre edilmesi.
Burada sadece örgüt mensuplarından söz etmiyoruz. Geçmiş dönemlerde çeşitli nedenlerle ceza alan, siyasi nedenlerle ülkeden ayrılmak zorunda kalan çok sayıda insan var.
Dolayısıyla geri dönüş ve toplumsal entegrasyon meselesi de başlı başına yönetilmesi gereken önemli bir süreç.
“Asıl önemli olan bundan sonra atılacak adımlar”
Sürecin kalıcı hale gelmesi için hangi başlıklar öne çıkıyor?
Asıl önemli olan ise bundan sonra atılacak adımlar. Çünkü yeniden bir şiddet ortamının ortaya çıkmasını engellemek istiyorsak, sadece silahların bırakılmasını sağlamak yeterli olmaz.
Demokratikleşme, hukuk, temel hak ve özgürlükler, AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanması, geçmişten gelen bazı hukuki ve siyasi sorunların çözülmesi ve insanların siyasal yaşama katılımının önündeki engellerin kaldırılması gibi başlıkların da ele alınması gerekiyor.
Bunlar sürecin ikinci aşamasını oluşturacak ve kalıcı çözümün zeminini güçlendirecektir.
“50 yıllık mağduriyetin ekonomik ve sosyal tahribatı giderilmeli”
Çatışmalı dönemin bölge ekonomisi üzerindeki etkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Burada özellikle dikkat edilmesi gereken bir başka konu da bölgenin 50 yıllık süreçte yaşadığı mağduriyetlerdir.
Çatışmalı dönemde güvenlik politikaları ekonominin önüne geçti. Bunun sonucunda bölgede sermaye birikimi zayıfladı, yatırımlar ertelendi, ciddi bir beyin, sermaye ve emek göçü yaşandı.
Bugün bölge illerinin sosyo-ekonomik göstergelerde hâlâ Türkiye’nin en alt sıralarında bulunması tesadüf değil.
Dolayısıyla yeni dönemde sadece güvenlik sorununu çözmek yetmez; bu ekonomik ve sosyal tahribatın da giderilmesi gerekir.
“Kalıcı güven ortamı yatırımları olumlu etkiler”
Barış ve güven ortamının Diyarbakır ve bölge ekonomisine etkisi ne olur?
Ekonomi açısından baktığımızda, kalıcı bir güven ortamının yatırım kararlarını olumlu etkileyeceğini düşünüyorum.
Yatırımcı öncelikle geleceği öngörmek ister. Güvenlik risklerinin ortadan kalkması, bölgenin yatırım açısından yeniden değerlendirilmesini sağlayacaktır.
Diyarbakır’ın sanayi ve ticaret altyapısı, tarım ve tarıma dayalı sanayi potansiyeli, enerji, lojistik, turizm ve Ortadoğu pazarlarına yakınlığı önemli avantajlarımız.
Ancak güven ortamının yanında finansmana erişim, ulaşım, enerji maliyetleri, lojistik ve nitelikli işgücü gibi alanlarda da gerekli adımların atılması gerekiyor.
“Barışın ekonomik karşılığı insanların kendi kentlerinde gelecek kurabilmesi olmalı”
Buradaki hedefimiz sadece daha fazla yatırım çekmek de olmamalı.
Bölgenin üretim kapasitesini artırmak, gençlere istihdam yaratmak ve sermaye göçünü tersine çevirmek gerekiyor.
Barışın ekonomik karşılığı insanların kendi kentlerinde gelecek kurabilmesi olmalı.
Bunun için tarımın sanayiyle, üretimin ihracatla, Diyarbakır’ın da bölgesel ticaret koridorlarıyla daha güçlü biçimde bütünleşmesi gerekiyor.
“Bu süreci yalnızca silahların bırakılması olarak değerlendirmiyorum”
Sizce bu sürecin başarıya ulaşması için temel hedef ne olmalı?
Dolayısıyla ben bu süreci yalnızca “silahların bırakılması” şeklinde değerlendirmiyorum.
Silahların bırakılması çok önemli bir ilk aşama. Ama bunun kalıcı bir toplumsal barışa dönüşebilmesi için hukuk, demokrasi, geri dönüş, toplumsal entegrasyon ve ekonomik kalkınma başlıklarının da arka arkaya gelmesi gerekiyor.
Burada 467 oyun bize verdiği mesaj çok önemli. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde böyle geniş bir mutabakat oluşmuşsa, bunun devamını getirmek de mümkün.
Hükümetin ve bu sürecin bütün paydaşlarının bu iradeyi doğru değerlendirmesi gerekiyor.
İlk çerçeve yasa daha çok güvenlik ve silahsızlanma boyutunu düzenliyor olabilir; ardından gelecek siyasi ve hukuki düzenlemeler ise eksik kalan alanları tamamlamalı.
“Çatışmasızlığı kalıcı barışa, kalıcı barışı demokratikleşme ve kalkınmaya dönüştürmeliyiz”
Benim açımdan bundan sonraki temel mesele, çatışmasızlığı kalıcı barışa, kalıcı barışı da demokratikleşme ve kalkınmaya dönüştürebilmek.
Eğer bunu başarabilirsek, yaklaşık yarım asırlık çatışmanın ardından sadece bölge açısından değil, Türkiye’nin tamamı açısından yeni bir dönem başlatabiliriz.
Bunun için de artık geçmişin yöntemleri yerine siyasetin, hukukun, demokrasinin ve ortak aklın belirleyici olduğu bir süreç yürütmemiz gerekiyor.