|
Tweet |
Mehmet Zeki Özer Özel
Özer: “Sürecin Diyarbakır ekonomisine etkisi konusunda beklentileriniz nelerdir?”
Ebedioğlu: Diyarbakır iş dünyası olarak en büyük beklentimiz, Türkiye’nin huzur, güven ve istikrar ortamının kalıcı hâle gelmesidir. Çünkü ekonomi açısından güven ve öngörülebilirlik, yatırımın en temel şartıdır.
“Terörsüz Türkiye” sürecinin başarıyla ve kalıcı bir şekilde ilerlemesi, Diyarbakır başta olmak üzere bölge illerinin ekonomik potansiyelini çok daha güçlü şekilde ortaya çıkaracaktır. Huzur ortamının güçlenmesiyle birlikte yatırımcının bölgeye bakışı değişecek, ertelenen yatırımların yeniden gündeme gelmesi ve yeni yatırımcıların Diyarbakır’a yönelmesi mümkün olacaktır.
Ancak bizim beklentimiz, güven ortamındaki iyileşmenin mutlaka ekonomik kalkınma politikalarıyla desteklenmesidir. Bunun için Diyarbakır’ın üretim, istihdam, ihracat ve lojistik kapasitesini artıracak özel bir ekonomik yol haritasına ihtiyaç vardır.
İş dünyası olarak öncelikli taleplerimiz; finansmana erişimin kolaylaştırılması, yatırım teşviklerinin güçlendirilmesi, enerji maliyetlerinin düşürülmesi, OSB altyapısının geliştirilmesi ve ulaştırma-lojistik yatırımlarının hızlandırılmasıdır.
Özer: “Diyarbakır yatırım ve teşviklerden yeterince yararlanamıyor mu?”
Ebedioğlu: Diyarbakır son yıllarda önemli yatırımlar almaya başlamıştır ve bunu olumlu karşılıyoruz. Özellikle OSB ve sanayi altyapısına yönelik yeni yatırımlar, kentimizin üretim kapasitesi açısından önemli bir fırsattır. Karacadağ OSB’nin genişleme ve altyapı yatırımları da bunun somut örneklerinden biridir.
Ancak Diyarbakır’ın ekonomik büyüklüğü, nüfusu, bölgesel konumu ve çevre illerle olan ticari ilişkileri dikkate alındığında, ulaştırma ve lojistik altyapısında çok daha güçlü bir yatırım hamlesine ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum.
Özellikle demiryolu bizim için stratejik bir konudur. Diyarbakır’ın limanlara, sınır kapılarına ve Türkiye’nin batısındaki pazarlara hızlı ve düşük maliyetli şekilde bağlanması gerekiyor.
Bizim talebimiz yalnızca Diyarbakır’a daha fazla yol yapılması değildir. Talebimiz; demiryolu, karayolu, lojistik merkezler, OSB bağlantıları ve sınır kapılarıyla bütünleşmiş bir ulaşım sistemi kurulmasıdır.
Diyarbakır’ın lojistik maliyetlerini düşürmeden ihracatta istediğimiz seviyeye ulaşmamız zor.
Özer: “Diyarbakır, ‘Terörsüz Türkiye’ süreciyle birlikte ekonomik bir sıçrama yapabilir mi?”
Ebedioğlu: Kesinlikle yapabilir. Hatta Diyarbakır’ın böyle bir sıçrama için çok önemli avantajları olduğunu düşünüyorum.
Diyarbakır; genç nüfusu, geniş tarımsal üretim kapasitesi, tarihi ve kültürel zenginliği, güçlü ticaret geleneği ve bölge ülkelerine yakınlığıyla ciddi bir potansiyele sahip.
Önümüzdeki dönemde özellikle tarım ve tarıma dayalı sanayi, tekstil ve hazır giyim, gıda sanayi, turizm, lojistik, enerji ve hizmet sektörlerinin öne çıkacağını düşünüyorum.
Burada önemli olan, ham maddeyi satmak yerine katma değerli ürün üretmek. Örneğin tarımsal ürünleri ham olarak dışarı göndermek yerine Diyarbakır’da işleyip markalı ve katma değerli ürünlere dönüştürmeliyiz.
Aynı şekilde Diyarbakır’ı sadece bölgesel bir ticaret noktası değil, Irak ve diğer bölge ülkelerine açılan bir üretim ve lojistik üssü hâline getirmeliyiz.
Özer: “Diyarbakır’ın mevcut ekonomik ve ihracat performansını nasıl değerlendiriyorsunuz?”
Ebedioğlu: Diyarbakır’ın mevcut ihracat performansını, olumlu gelişmeler olmakla birlikte, kentin gerçek potansiyelinin altında görüyorum.
Bunun en önemli sebeplerinden biri, üretim kapasitesi ile ihracat altyapısı arasındaki farktır. Diyarbakır’da üretim yapan birçok işletmemiz var; ancak finansman, lojistik, enerji maliyetleri, pazarlama ve dış pazarlara erişim konusunda ciddi maliyetlerle karşı karşıyayız.
İhracatımızı artırmak için öncelikle pazar çeşitliliğini artırmamız gerekiyor. Irak bizim için çok önemli bir pazar. Bunun yanında Körfez ülkeleri, Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Orta Asya pazarlarına yönelik daha güçlü ihracat stratejileri oluşturmalıyız.
Diyarbakır’ın ihracatçı firmalarının dış pazarlara açılmasını kolaylaştıracak ticaret heyetleri, fuar destekleri, Eximbank ve finansman imkânları güçlendirilmelidir.
Ayrıca ihracat rakamlarını değerlendirirken sadece kentin mevcut ihracatını değil, Diyarbakır’da üretilip başka illerin ihracat kayıtlarından çıkan ürünleri de dikkate almak gerekiyor. Kentimizin gerçek üretim kapasitesinin daha doğru ortaya konulmasına ihtiyaç var.
Özer: “Diyarbakır’a daha fazla özel sektör yatırımı gelmesi için hükümetten hangi adımları bekliyorsunuz?”
Ebedioğlu: Yatırımcı açısından üç temel konu var: maliyet, finansman ve ulaşım.
Bir yatırımcı Diyarbakır’a geldiğinde enerji maliyetini, finansman maliyetini ve ürününü pazara ulaştırma maliyetini hesaplıyor. Bu üç alanda rekabet gücümüzü artırmamız gerekiyor.
OSB’lerin genişletilmesini ve altyapılarının güçlendirilmesini istiyoruz. Enerji maliyetlerinin özellikle üretim yapan işletmeler açısından daha rekabetçi hâle getirilmesi önemli.
Finansmana erişim de en kritik konularımızdan biri. Özellikle KOBİ’lerin uzun vadeli ve uygun maliyetli krediye ulaşması gerekiyor.
Teşvik sisteminde de Diyarbakır’ın bölgesel avantajlarını dikkate alan, istihdam ve ihracatı ödüllendiren daha güçlü bir model uygulanabilir.
Diyarbakır’a yatırım yapan ve istihdam oluşturan işletmenin uzun vadeli plan yapabileceği bir yatırım ortamı oluşturmalıyız.
Özer: “Diyarbakır’ın yatırım çekebilmesi için en acil üç adım nedir?”
Ebedioğlu: Ben üç başlıkta özetlerim:
Birincisi: Ulaşım ve lojistik.
Diyarbakır’ın demiryolu, karayolu ve lojistik altyapısının güçlendirilmesi gerekiyor. OSB’lerin ana ulaşım akslarına ve demiryoluna bağlantısı sağlanmalı.
İkincisi: Finansman ve yatırım teşvikleri.
Özellikle üretim ve istihdam odaklı yatırımlara uzun vadeli, uygun maliyetli finansman sağlanmalı. Teşvik sistemi yatırımcı açısından daha öngörülebilir hâle getirilmeli.
Üçüncüsü: Üretim kapasitesinin artırılması.
OSB’lerin genişletilmesi, enerji altyapısının güçlendirilmesi, mesleki eğitim ile sanayinin ihtiyaçlarının buluşturulması ve tarıma dayalı sanayinin geliştirilmesi gerekiyor.
Bunlar eş zamanlı yapılırsa Diyarbakır’da çok ciddi bir yatırım ve istihdam hareketi başlayabilir.
Özer: “Sürecin kalıcı bir ekonomik kalkınma sürecine dönüşmesi için nasıl bir yol haritası çiziyorsunuz?”
Ebedioğlu: Bizim açımızdan hedef çok net: Huzur ortamını üretim, yatırım, istihdam ve ihracatla kalıcı ekonomik kalkınmaya dönüştürmek.
Diyarbakır’ın geleceğini sadece kamu yatırımlarına bağlamamalıyız. Kamu, yerel yönetimler ve özel sektörün ortak hareket ettiği bir kalkınma modeli oluşturmalıyız.
Merkezi hükümetten beklentimiz; ulaştırma ve lojistik yatırımlarını hızlandırması, yatırım teşviklerini güçlendirmesi, finansmana erişimi kolaylaştırması ve Diyarbakır’ın sanayi altyapısına daha fazla kaynak ayırmasıdır.
Yerel yönetimlerden beklentimiz ise yatırımcının önünü açacak altyapı, imar, ulaşım ve şehir planlaması konusunda iş dünyasıyla daha güçlü iş birliği yapmalarıdır.
Biz iş dünyası olarak da üzerimize düşeni yapmaya hazırız. Daha fazla üretmek, daha fazla istihdam oluşturmak ve daha fazla ihracat yapmak istiyoruz.
Diyarbakır’ın artık sadece bölgesel bir ticaret merkezi olarak değil; üretimin, ihracatın, lojistiğin ve yatırımın merkezi olarak konumlanması gerekiyor.
“Terörsüz Türkiye” sürecinin bize sunduğu en büyük fırsat da budur. Eğer güven ve istikrarı doğru ekonomik politikalarla destekleyebilirsek, Diyarbakır’ın önümüzdeki dönemde bölgenin en önemli ekonomik merkezlerinden biri hâline gelmemesi için hiçbir neden yoktur.
Bizim beklentimiz; Diyarbakır’ın potansiyelinin artık sadece konuşulması değil, bu potansiyeli hayata geçirecek somut yatırımların hızla gerçekleştirilmesidir.
Diyarbakır buna hazırdır. İş dünyası buna hazırdır. Gençlerimiz buna hazırdır. Şimdi sıra, bu potansiyeli gerçek bir kalkınma hamlesine dönüştürmektedir.