|
Tweet |
Mehmet Zeki Özer
Ensarioğlu, söz konusu projenin yerel kamuoyunda ciddi bir tepkiyle karşılandığını belirterek, bölge halkının mera, tarım ve ormanlık alanların tahrip edilmesi, proje sürecinde oluşabilecek kimyasal atıkların su kaynaklarına karışarak halk sağlığını tehdit etmesi ve GES panellerinin yerleşim alanlarına çok yakın konumlandırılması nedeniyle ortaya çıkabilecek ısı artışı ile olumsuz mikroklima etkileri konusunda haklı kaygılar taşıdığını ifade etti.
Yerleşim alanlarına bu denli yakın bir noktada ve geniş çaplı ağaç kıyımına neden olacak nitelikte bir projenin hayata geçirilmesinin kabul edilemez olduğunu vurgulayan Ensarioğlu, nüfus yoğunluğunun yüksek olduğu Yeşilsırt (Bazbend) bölgesinde yerel halkın açık rızasının bulunmadığını ve yaşam alanlarının ciddi biçimde tehdit altında olduğunu dile getirdi.
Ensarioğlu açıklamasında, "Bu nedenle projenin yeniden değerlendirilmesi gerektiğine inanıyor; sürecin başından sonuna kadar takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz." ifadelerine yer verdi.
Yenilenebilir enerji yatırımlarını ve GES projelerinin yaygınlaşmasını desteklediklerini de belirten Ensarioğlu, itirazlarının yatırımın kendisine değil, seçilen yere yönelik olduğunu vurguladı. Yaklaşık 311 bin güneş panelinin yerleşim alanlarının neredeyse içerisinde sayılabilecek bir konuma kurulmasının ciddi sakıncalar doğuracağını belirten Ensarioğlu, "Dolayısıyla itirazımız GES yatırımlarına değil, projenin seçilen lokasyonunadır. Bu yer seçimi, kırsal kalkınma hedefleriyle bağdaşmadığı gibi tarım, mera ve doğal yaşam alanlarının korunmasına yönelik ulusal politikalarla da çelişmektedir." değerlendirmesinde bulundu.
Açıklamasının sonunda GES projesine yönelik toplumsal tepkinin siyasi aidiyetlerin ötesinde ortak yaşam alanlarını koruma iradesinden kaynaklandığını ifade eden Ensarioğlu, konunun siyasi propaganda malzemesi yapılmaması gerektiğini belirtti. Ensarioğlu, "Farklı görüşlerden insanların ortak insani hassasiyetlerinin buluştuğu bir mesele olarak değerlendirilmelidir. Yaşam alanlarını, doğal çevreyi ve gelecek nesillerin hakkını korumak hepimizin ortak sorumluluğudur." ifadelerini kullandı.