Bugun...



Mustafa Fidan’dan hükümete Diyarbakır çağrısı: “Ulaşım, enerji, finansman ve teşvik birlikte ele alınmalı”

Diyarbakır OSB Başkanı Mustafa Fidan: “Güven ortamı bize hareket alanı açacak, sıçramayı gerçekleştirecek olan üretim kapasitesidir” Güneydoğu Güncel Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Zeki Özer’in, Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesi (OSB) Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Fidan ile gerçekleştirdiği röportajda, “Terörsüz Türkiye” sürecinin Diyarbakır ekonomisine olası etkileri, Meclis’te atılan yasal adımlar sonrasında bölgenin beklentileri, yatırım ve teşvik politikaları, ulaşım, demiryolu, enerji, finansman, ihracat ve Irak pazarı ele alındı.

facebook-paylas
Tarih: 17-08-2026 00:05

Mustafa Fidan’dan hükümete Diyarbakır çağrısı: “Ulaşım, enerji, finansman ve teşvik birlikte ele alınmalı”

 

 

Mehmet Zeki Özer

 

Diyarbakır ekonomisinin can damarlarından biri olan Organize Sanayi Bölgesi’nin penceresinden yeni süreci değerlendiren Fidan, güven ve istikrar ortamının yatırımlar açısından önemli bir fırsat oluşturacağını belirtti. Ancak ekonomik sıçramanın yalnızca güvenlik ortamının iyileşmesiyle mümkün olmayacağını vurgulayan Fidan; sanayi altyapısının güçlendirilmesi, enerji maliyetlerinin düşürülmesi, uzun vadeli finansmana erişimin kolaylaştırılması, demiryolu ve lojistik yatırımlarının hızlandırılması ve Diyarbakır’a özel, sektör bazlı bir teşvik politikası uygulanması gerektiğini ifade etti.

 

Fidan, Diyarbakır’ın üretim kapasitesinin mevcut ihracat rakamlarından daha yüksek olduğunu belirterek, kentte üretilen bazı ürünlerin firma merkezlerinin başka illerde bulunması nedeniyle ihracatının farklı illerin rakamlarına yansıdığını söyledi.

 

“Yeni süreci Diyarbakır açısından önemli bir fırsat olarak görüyoruz”

Güneydoğu Güncel Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Zeki Özer’in, “Terörsüz Türkiye” sürecinin Diyarbakır ekonomisine etkileri ve Meclis’te atılan yasal adımlarla birlikte kent ekonomisinde nasıl bir değişim beklediklerine ilişkin sorusunu yanıtlayan Diyarbakır OSB Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Fidan, yeni sürecin önemli bir fırsat olduğunu söyledi.

 

Fidan şöyle konuştu:

 

“Diyarbakır’ın ekonomik geleceği açısından yeni süreci önemli bir fırsat olarak görüyoruz. Uzun yıllar boyunca yaşanan çatışmaların kent ekonomisi üzerinde doğrudan ve dolaylı çok sayıda etkisi oldu. Yatırım kararları ertelendi, sermayenin bir bölümü başka merkezlere yöneldi, yetişmiş insan gücümüzün önemli bir kısmı farklı kentlere veya ülkelere gitti. Sanayicinin en fazla ihtiyaç duyduğu şeylerden biri öngörülebilirliktir. Önümüzdeki dönemde oluşacak istikrar ortamının bu açıdan önemli bir değişim yaratacağına inanıyoruz.”

 

Ancak yeni dönemin ekonomik sonuçlarının yalnızca güvenlik ortamının iyileşmesine bağlanmaması gerektiğini belirten Fidan, Diyarbakır’ın üretim kapasitesini büyütecek mekanizmaların da eş zamanlı olarak kurulması gerektiğini söyledi.

 

Fidan, öncelikli beklentilerini şöyle sıraladı:

 

“Sanayi bölgelerimizin altyapısının geliştirilmesi, enerji maliyetlerinin aşağı çekilmesi, yatırım kredilerine erişimin kolaylaştırılması ve ulaşım altyapısının güçlendirilmesi bizim öncelikli beklentilerimiz.”

 

Sanayicinin önünü 5-10 yıllık perspektifle görebileceği bir yatırım ortamına ihtiyaç olduğunu belirten Fidan, kamu politikalarının uzun vadeli bir bakış açısıyla şekillenmesi halinde yeni dönemin Diyarbakır ekonomisine ciddi bir ivme kazandırabileceğini ifade etti.

 

“Diyarbakır kamu yatırımlarından ve teşviklerden daha fazla yararlanmalı”

Diyarbakır’ın yatırım ve teşviklerden yeterince yararlanıp yararlanmadığı, Türkiye’nin farklı illerine hızlı tren, ulaşım ve altyapı yatırımları yapılırken Diyarbakır’ın bu yatırımlarda geride kalmasının nasıl değerlendirildiği yönündeki soruya Fidan, kentin ekonomik potansiyeline dikkat çekerek yanıt verdi.

 

“Diyarbakır’ın sahip olduğu nüfus, üretim kapasitesi, bölgesel konumu ve ekonomik potansiyel dikkate alındığında hem kamu yatırımlarından hem de yatırım teşviklerinden çok daha fazla yararlanması gerektiğini düşünüyorum. Burada mesele yalnızca Diyarbakır’a daha fazla kaynak aktarılması değil; kentin Türkiye ekonomisine sağlayabileceği katkının doğru hesaplanmasıdır.”

 

Teşvik sisteminde Diyarbakır’ın mevcut potansiyelinin daha fazla dikkate alınması gerektiğini belirten Fidan, yatırımcı açısından yalnızca vergi veya istihdam desteğinin yeterli olmadığını söyledi.

 

“Yatırımın enerji maliyeti, finansmana erişimi, arsa ve altyapı giderleri, üretilen malın pazara ulaşma maliyeti gibi unsurların tamamı birlikte değerlendirilmelidir. Dolayısıyla Diyarbakır için daha rekabetçi, uzun vadeli ve sektör bazlı bir teşvik yaklaşımına ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz.”

 

Özellikle yüksek katma değer üreten, ihracat kapasitesi bulunan ve istihdam oluşturan yatırımların daha güçlü biçimde desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Fidan, “Diyarbakır’da yatırım yapmak isteyen sanayiciye yalnızca ‘buraya yatırım yap’ demek yeterli olmaz. Yatırımın neden Diyarbakır’da yapılması gerektiğini ekonomik olarak cazip hale getirecek şartları da oluşturmamız gerekiyor” dedi.

 

Demiryolu ve lojistik yatırımları öncelikli beklentiler arasında

Diyarbakır’ın Güneydoğu Anadolu’nun önemli üretim ve ticaret merkezlerinden biri olmasına rağmen ulaştırma altyapısında ihtiyaç duyduğu seviyeye henüz ulaşmadığını belirten Fidan, özellikle demiryolu yatırımlarında daha hızlı hareket edilmesi gerektiğini söyledi.

 

“Diyarbakır’ın mevcut üretim kapasitesinin büyümesiyle birlikte yük taşımacılığı ihtiyacı da artıyor. Sanayicinin ürününü İstanbul’a, Mersin’e, Gaziantep’e veya sınır kapılarına ulaştırırken yüksek taşıma maliyetleriyle karşılaşması rekabet gücümüzü olumsuz etkiliyor. Demiryolunun daha etkin kullanılması bu maliyetleri önemli ölçüde azaltır.”

 

Fidan, Diyarbakır’ın demiryolu bağlantılarının güçlendirilmesi, lojistik merkezinin etkin biçimde işletilmesi, karayolu bağlantılarının geliştirilmesi ve kentin ulusal ve uluslararası ticaret koridorlarına daha güçlü şekilde bağlanması gerektiğini ifade etti.

 

Hızlı tren yatırımının da yalnızca yolcu taşımacılığı açısından değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Fidan, projenin turizm, hizmet, ticaret ve yatırım kapasitesini artıracak bir altyapı yatırımı olarak ele alınması gerektiğini söyledi.

 

“Diyarbakır’ın ihtiyacı tek başına bir teşvik artışı veya tek bir ulaşım projesi değil. Teşvik, ulaşım, enerji, finansman ve lojistiğin birbirini tamamladığı özel bir bölgesel yatırım politikası gerekiyor. Diyarbakır’ın ekonomik potansiyeli artık bu ölçekte bir yaklaşımı hak ediyor.”

 

“Diyarbakır ekonomik anlamda ciddi bir sıçrama yapabilecek potansiyele sahip”

“Terörsüz Türkiye” süreciyle birlikte Diyarbakır’ın ekonomik sıçrama yapıp yapamayacağına ilişkin değerlendirmesinde Fidan, kentin ciddi bir potansiyele sahip olduğunu ancak ekonomik büyümenin yalnızca güvenlik ortamındaki değişime bağlanamayacağını söyledi.

 

“Güven ve istikrar, ekonomik büyümenin önünü açacak en önemli şartlardan biridir; fakat bu ortamın yatırıma, üretime ve istihdama dönüşebilmesi için uzun vadeli ve kararlı ekonomik politikalara ihtiyaç var.”

 

Yaklaşık yarım asırlık çatışmalı dönemin Diyarbakır’ın ekonomik gelişimini etkilediğini belirten Fidan, yatırım kararlarının ertelendiğini, özel sektörün risk algısının yükseldiğini ve genç ve nitelikli nüfusun kent dışına göç ettiğini söyledi.

 

Fidan’a göre yeni dönemin en önemli fırsatlarından biri bu kayıpların telafi edilebileceği bir ekonomik ortamın oluşturulması.

 

Sanayi, tarım, enerji, lojistik ve turizm öne çıkacak

Fidan, Diyarbakır’ın ekonomik büyümesi açısından sektörlerin birbirinden bağımsız değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, birbirini besleyen bir üretim modelinin kurulması gerektiğini söyledi.

 

Sanayi açısından önemli bir büyüme alanı bulunduğunu belirten Fidan, Diyarbakır OSB’de mevcut üretim yapan firmaların kapasite artırma taleplerinin olduğunu, yeni yatırım yapmak isteyen girişimcilerin de bulunduğunu ifade etti.

 

Tekstil, gıda, mobilya, metal, plastik ve makine sektörlerinin yanı sıra tarıma dayalı sanayinin de daha fazla geliştirilmesi gerektiğini kaydeden Fidan, tarımsal üretimin işlenerek yüksek katma değerli ürünlere dönüştürülmesi gerektiğini söyledi.

 

“Tarımda asıl hedefimiz ham ürün satmak yerine işlenmiş ve katma değerli ürün üretmek olmalı. Bunun için gıda işleme tesisleri, depolama, soğuk zincir, lisanslı depoculuk ve tarımsal sanayi yatırımlarının artırılması gerekiyor.”

 

Enerjinin de önümüzdeki dönemin stratejik sektörlerinden biri olacağını belirten Fidan, Diyarbakır ve bölgenin güneş enerjisi açısından önemli bir avantaj taşıdığını söyledi.

 

“Yenilenebilir enerjiyi sanayi yatırımlarıyla ilişkilendirerek enerji maliyetlerini azaltabilir, aynı zamanda enerji teknolojileri alanında yeni yatırımların önünü açabiliriz.”

 

Lojistikte ise Diyarbakır’ın coğrafi konumunun daha etkin kullanılması gerektiğini belirten Fidan, kentin Güneydoğu Anadolu ile Ortadoğu arasında önemli bir bağlantı noktası olduğunu ifade etti.

 

Irak ve Suriye başta olmak üzere bölge pazarlarına yakınlığın önemli bir avantaj olduğunu belirten Fidan, ancak bu avantajın ekonomik değere dönüşmesi için demiryolu, karayolu ve lojistik altyapısının geliştirilmesi gerektiğini söyledi.

 

“Turizm ve hizmet sektörlerinde ciddi hareketlilik bekliyorum”

Diyarbakır’ın tarihi ve kültürel mirası, gastronomisi ve bölgesel konumunun önemli bir potansiyel taşıdığını belirten Fidan, güven ortamının güçlenmesiyle turizm hareketliliğinin artabileceğini ifade etti.

 

Fidan, turizmde yaşanacak hareketliliğin konaklama, yeme-içme, perakende, ulaşım ve diğer hizmet sektörlerine de doğrudan yansıyacağını söyledi.

 

Ancak tüm sektörlerin büyümesinde insan kaynağı sorununun da çözülmesi gerektiğine dikkat çeken Fidan, sanayinin büyümesiyle nitelikli teknik eleman, mühendis ve ara kademe çalışan ihtiyacının artacağını belirtti.

 

“Mesleki eğitim ile sanayinin ihtiyaçlarını daha güçlü biçimde eşleştirmeliyiz. Gençlerimizi sadece iş arayan konumunda bırakmak yerine, onları yeni dönemin üretim yapısına hazırlamalıyız.”

 

“Güven ortamı bize hareket alanı açacak, sıçramayı gerçekleştirecek olan üretim kapasitesidir”

Fidan, Diyarbakır’ın önündeki fırsatı şu sözlerle özetledi:

 

“Güven ortamı bize hareket alanı açacak, ancak sıçramayı gerçekleştirecek olan üretim kapasitesidir. Bunun için yatırımcıya alan, sanayiciye uygun finansman, işletmeye rekabetçi enerji, üreticiye pazar ve kente güçlü ulaşım altyapısı sağlanması gerekiyor.”

 

Bu şartların birlikte sağlanması halinde Diyarbakır’ın yalnızca çatışmalı dönemin etkilerini geride bırakan bir kent olmayacağını belirten Fidan, kentin Güneydoğu Anadolu’nun önemli bir üretim, ihracat, lojistik ve yatırım merkezine dönüşebileceğini söyledi.

 

Diyarbakır’ın ihracatı gerçek üretim kapasitesini tam yansıtmıyor

Röportajda Diyarbakır’ın mevcut ekonomik ve ihracat performansı da ele alındı.

 

Diyarbakır’ın ihracat rakamlarına yalnızca resmi istatistikler üzerinden bakmanın kentin gerçek ekonomik kapasitesini ortaya koymak açısından yeterli olmadığını belirten Fidan, kentte üretim yapan bazı firmaların ihracat işlemlerini şirket merkezlerinin bulunduğu başka iller üzerinden gerçekleştirdiğini söyledi.

 

“Bu nedenle Diyarbakır’da üretilen bir ürünün ihracat değeri başka bir ilin rakamında görünebiliyor. Dolayısıyla mevcut ihracat verileri, kentteki üretim kapasitesinin tamamını yansıtmıyor.”

 

Fidan, önümüzdeki dönemde Diyarbakır’da üretilen ürünlerin mümkün olduğunca doğrudan kentten dünya pazarlarına ulaştırılmasının temel hedeflerden biri olması gerektiğini söyledi.

 

İhracatın önündeki maliyet ve lojistik sorunlara da dikkat çeken Fidan, Diyarbakır’ın deniz limanlarına uzaklığı, demiryolu taşımacılığındaki yetersizlikler ve lojistik maliyetlerin ihracatçıların rekabet gücünü etkilediğini ifade etti.

 

Irak pazarı için Habur ve lojistik çağrısı

Diyarbakır açısından Irak pazarının özel bir önem taşıdığını belirten Fidan, coğrafi yakınlık, üretim yapısı ve bölgesel ticaret ilişkileri nedeniyle Irak’ın Diyarbakır için doğal ve önemli bir pazar olduğunu söyledi.

 

“Bunun için Habur başta olmak üzere sınır kapılarındaki işlemlerin hızlandırılması, taşımacılık süreçlerinin kolaylaştırılması ve bölge ülkeleriyle ticaretin önündeki bürokratik engellerin azaltılması gerekiyor.”

 

Gıda, yapı malzemeleri, mobilya, tekstil, makine ve tarıma dayalı ürünler başta olmak üzere Diyarbakır’ın Irak pazarına daha fazla ürün sunma kapasitesinin bulunduğunu belirten Fidan, firmaların bu pazarlarda kalıcı olabilmesi için markalaşma, satış sonrası hizmet ve dağıtım ağı konusunda da desteklenmesi gerektiğini söyledi.

 

Yatırım için üç temel başlık: Ulaşım, finansman-enerji ve sanayi alanları

Diyarbakır’ın daha fazla özel sektör yatırımı çekebilmesi için hükümetten beklentilerini de sıralayan Fidan, yatırımcı açısından bir kentin cazibesini tek bir teşvik kaleminin belirlemediğini ifade etti.

 

“Arazi, enerji, finansman, iş gücü, ulaşım ve pazara erişim gibi bütün unsurlar birlikte değerlendiriliyor. Bu nedenle Diyarbakır için de daha bütünlüklü bir yatırım politikası gerekiyor.”

 

Fidan’a göre ilk olarak OSB’lerin büyüme ihtiyacına cevap verecek yeni alanların planlanması gerekiyor.

 

İkinci başlığın enerji ve finansman olduğunu belirten Fidan, sanayicinin yatırım kararını etkileyen en önemli unsurlardan birinin finansmanın maliyeti olduğunu söyledi.

 

“Yeni fabrika kurmak, mevcut tesisin kapasitesini artırmak veya teknoloji yatırımı yapmak isteyen işletmelerin uzun vadeli ve öngörülebilir finansman kaynaklarına ulaşabilmesi gerekiyor.”

 

Üçüncü başlık olarak ise sanayi alanlarının ve üretim kapasitesinin büyütülmesini gösteren Fidan, yatırım yapmak isteyen firmalara uygun altyapıya sahip alanların sunulması gerektiğini belirtti.

 

“Diyarbakır’ın yatırım kapasitesini büyütmek için kalkınma programı oluşturulmalı”

Fidan, hükümet, yerel yönetimler ve iş dünyasının birlikte hareket etmesi halinde Diyarbakır’ın ekonomik potansiyelinin daha hızlı ortaya çıkarılabileceğini belirterek, birbirinden bağımsız projeler yerine bütünlüklü bir kalkınma programına ihtiyaç olduğunu söyledi.

 

“Çünkü ulaşım sorununu çözmeden lojistiği, lojistiği çözmeden ihracatı, finansman sorununu çözmeden de yeni yatırımları istediğimiz seviyeye taşımamız mümkün değil.”

 

Diyarbakır’ın üretim gücünün gerçek anlamda ekonomik değere dönüşmesi için fabrikaların yalnızca Türkiye’nin diğer kentlerine değil, uluslararası pazarlara da hızlı ve düşük maliyetle bağlanması gerektiğini belirten Fidan; demiryolu taşımacılığının güçlendirilmesi, lojistik merkezin etkin hale getirilmesi, karayolu bağlantılarının geliştirilmesi ve ihracat güzergâhlarının iyileştirilmesini öncelikli gördüklerini ifade etti.

 

Nitelikli iş gücü için mesleki eğitim-sanayi iş birliği

Fidan, ekonomik kalkınmanın yalnızca fabrika ve makine yatırımıyla gerçekleşmeyeceğini belirterek, mühendis, teknisyen, usta ve ara kademe çalışan ihtiyacının karşılanması gerektiğini söyledi.

 

“Mesleki eğitim kurumları ile OSB’deki işletmeler arasında daha güçlü bir iş birliği kurulmalı; eğitim programları sanayinin gerçek ihtiyaçlarına göre şekillendirilmeli.”

 

“Terörsüz Türkiye” ekonomik kalkınmaya dönüşmeli

Röportajın son bölümünde “Terörsüz Türkiye” sürecinin kalıcı bir ekonomik kalkınma sürecine dönüşmesi için Diyarbakır’a nasıl bir yol haritası çizdiğini anlatan Fidan, sürecin yalnızca güvenlik ortamındaki değişim olarak görülmemesi gerektiğini söyledi.

 

“Yaklaşık 50 yıllık çatışmalı dönemin kentimiz üzerinde oluşturduğu ekonomik ve sosyal tahribatın artık yeni bir kalkınma anlayışıyla ele alınması gerekiyor. Önümüzdeki dönemde temel hedefimiz, oluşacak istikrar ortamını kalıcı yatırımlara, üretime, istihdama ve refah artışına dönüştürmek olmalıdır.”

 

Güvenlik sorununun çözülmesinin yatırımın önündeki önemli bir belirsizliği ortadan kaldıracağını belirten Fidan, bunun tek başına yeterli olmayacağını; güçlü altyapı, öngörülebilir ekonomi, erişilebilir finansman, rekabetçi enerji maliyetleri ve nitelikli iş gücünün de sağlanması gerektiğini vurguladı.

 

Fidan, yeni dönemin yalnızca bir güvenlik meselesi olarak değil, Türkiye’nin ve bölgenin ekonomik yapısını yeniden şekillendirebilecek bir kalkınma fırsatı olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

 

“Diyarbakır’ın sanayi politikası yeniden ele alınmalı”

Diyarbakır’ın sanayi politikasının yeniden ele alınması gerektiğini ifade eden Fidan, hedefin yalnızca fabrika sayısını artırmak değil, yüksek katma değer üreten, teknoloji kullanan, ihracat yapan ve istihdam yaratan bir sanayi yapısı oluşturmak olması gerektiğini belirtti.

 

“Diyarbakır’ın tarımsal potansiyelini gıda sanayisine, tekstil altyapısını daha yüksek katma değerli üretime ve enerji potansiyelini sanayi yatırımlarına bağlayan bir model oluşturmalıyız.”

 

Fidan, merkezi hükümetten beklentilerinin ise Diyarbakır’ın uzun vadeli bir bölgesel kalkınma ve üretim merkezi olarak ele alınması olduğunu söyledi.

 

“Ulaştırmadan enerjiye, teşviklerden finansmana kadar kararların birbirinden kopuk değil, ortak bir ekonomik stratejinin parçaları olarak uygulanması gerekiyor.”

 

Güneydoğu Güncel’in Diyarbakır OSB Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Fidan ile gerçekleştirdiği röportaj, “Terörsüz Türkiye” sürecinin kent açısından güvenlik başlığının ötesinde, yatırım, üretim, istihdam ve ihracat eksenli yeni bir ekonomik döneme dönüşmesi beklentisini ortaya koyuyor. İş dünyasının temel mesajı ise açık: Güven ve istikrarın kalıcı ekonomik kazanıma dönüşebilmesi için ulaşım, enerji, finansman, teşvik, sanayi alanları, lojistik ve nitelikli insan kaynağını birlikte ele alan uzun vadeli bir kalkınma politikasına ihtiyaç var.

 

 

 




Bu haber 621 defa okunmuştur.


Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER DİYARBAKIR Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
HABER ARA
GAZETEMİZ

YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
YUKARI YUKARI