Bugun...



Nurullah Yiğit: “PKK’sız, Silahsız ve Adaletli Bir Türkiye Mümkün mü”?

Huzur ve Güven Partisi Diyarbakır İl Başkanı Nurullah Yiğit, PKK’nın silahsızlandırılması ve Türkiye’de toplumsal barışın sağlanmasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Yiğit, çözümün yalnızca silahların bırakılmasıyla sınırlı kalmaması gerektiğini belirterek, “Türkiye’nin ihtiyacı PKK ile çözüm değil; PKK’sız, silahsız, adaletli ve eşit vatandaşlık temelinde yeni bir toplumsal sözleşmedir” dedi.

facebook-paylas
Güncelleme: 12-08-2026 21:10:21 Tarih: 12-08-2026 20:15

Nurullah Yiğit: “PKK’sız, Silahsız ve Adaletli Bir Türkiye Mümkün mü”?

 

 

Mehmet Zeki Özer

Huzur ve Güven Partisi Diyarbakır İl Başkanı Nurullah Yiğit, Türkiye’nin terörle mücadele ve silahsızlanma sürecine ilişkin dikkat çeken bir değerlendirme yaptı. Yiğit, mevcut sürecin Türkiye açısından hem tarihi bir fırsat hem de yanlış yönetilmesi halinde tarihi bir hata riski taşıdığını ifade etti.

 

PKK’nın silah bırakmasının Türkiye’nin uzun yıllardır ağır bedeller ödediği bir dönemin sona ermesi açısından önemli bir fırsat olduğunu belirten Yiğit, bunun bölgenin ekonomik ve sosyal kalkınmasına da katkı sağlayabileceğini söyledi.

 

Yiğit, “Silahın bırakılması; Türkiye’nin canını, parasını ve enerjisini tüketen 40 yıllık bir yaranın kapanması, bölgenin kalkınması ve dış güçlerin Türkiye’nin Kürtleri üzerinden alan kazanmasının önlenmesi bakımından büyük bir fırsattır” ifadelerini kullandı.

 

Ancak sürecin yalnızca PKK’nın silahsızlandırılması ve bazı hukuki düzenlemelerle tamamlanamayacağını vurgulayan Yiğit, Kürt vatandaşların meşru taleplerinin terör örgütleri üzerinden ele alınmaması gerektiğini savundu.

 

“PKK, Kürtlerin sahibi veya tek temsilcisi değildir; devlet de Kürt vatandaşının meşru hakkını PKK üzerinden konuşmamalıdır” diyen Yiğit, çözümün üç temel ayağa dayanması gerektiğini belirtti.

 

Buna göre silahların kesin ve denetlenebilir biçimde tasfiye edilmesi, suç ile siyasetin birbirinden ayrılarak hukukun kişiye göre değil evrensel ilkeler çerçevesinde uygulanması ve Kürt vatandaşların dil, kültür, eşit vatandaşlık ve demokratik temsil gibi meşru haklarının doğrudan hukuk güvencesine alınması gerektiğini ifade etti.

 

“Ne devlet teröre teslim olmalı ne de Kürt kimliği teröre mahkûm edilmeli”

Yiğit, Türkiye’nin önündeki hedefin “PKK ile çözüm” değil, terör örgütlerinin dışında demokratik ve hukuki zeminde şekillenen bir toplumsal barış olması gerektiğini söyledi.

 

Yiğit, “Ne devlet teröre teslim olur, ne Kürt kimliği teröre mahkûm edilir. Türkiye’nin ihtiyacı PKK ile çözüm değil; PKK’sız, silahsız, adaletli ve vatandaşını Türk-Kürt diye ayırmadan onurlu biçimde yaşatan yeni bir toplumsal sözleşmedir” dedi.

 

Öcalan ve Demirtaş değerlendirmesi

Açıklamasında Abdullah Öcalan ve Selahattin Demirtaş’a da değinen Yiğit, iki ismin aynı çerçevede değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti.

 

Öcalan’ın örgüt üzerindeki etkisinin silahsızlanma süreci açısından göz ardı edilemeyeceğini ifade eden Yiğit, bunun Öcalan’a Kürt halkının siyasi temsilciliği veya hukukun üzerinde özel bir statü verilmesi anlamına gelmemesi gerektiğini söyledi.

 

Yiğit, Öcalan’ın süreçteki rolünün örgütün tamamen feshedilmesi ve silahların geri dönüşsüz biçimde bırakılması çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, bundan sonraki hukuki statünün ise siyasi pazarlıklarla değil hukuk devleti ilkeleri, toplumsal vicdan ve mağdurların adalet duygusu gözetilerek belirlenmesi gerektiğini kaydetti.

 

Selahattin Demirtaş’ın ise farklı bir siyasi ve toplumsal konumda olduğunu savunan Yiğit, Demirtaş’ın milyonlarca seçmenin oyunu almış önemli bir siyasi aktör olduğunu ifade etti.

 

Yiğit, Türkiye’nin silahın yerine siyaseti koymak istemesi halinde Kürt vatandaşların taleplerinin yalnızca İmralı veya Kandil üzerinden değil, demokratik siyaset kanalları aracılığıyla da konuşulması gerektiğini belirtti.

 

“Silahı bıraktırırken siyaseti güçlendirebiliyor muyuz?”

Sürecin en önemli sınavının silahsızlanmayla birlikte demokratik siyasetin güçlendirilmesi olduğunu dile getiren Yiğit, aksi durumda örgütü ortadan kaldırmanın tek başına yeterli olmayacağını söyledi.

 

Yiğit, “Silahı bıraktırırken siyaseti güçlendirebiliyor muyuz? Eğer cevap hayırsa, örgütü ortadan kaldırmış olsak bile onu doğuran siyasal ve sosyolojik zemini ortadan kaldırmış olmayız” değerlendirmesinde bulundu.

 

“Toplumsal Barış ve Eşit Vatandaşlık Komisyonu” önerisi

Nurullah Yiğit, çözüm sürecinin şeffaf ve Meclis merkezli yürütülmesi amacıyla yeni bir komisyon kurulmasını önerdi.

 

Yiğit’in önerisine göre Meclis çatısı altında siyasi partilerin yanı sıra bölge kanaat önderleri, şehit ve gazi aileleri, hukukçular, akademisyenler, sivil toplum kuruluşları ve Kürt toplumunun farklı kesimlerinin temsil edildiği “Toplumsal Barış ve Eşit Vatandaşlık Komisyonu” oluşturulmalı.

 

Komisyonun silahsızlanmanın denetimi, mağduriyetlerin giderilmesi, bölgesel kalkınma ve temel hakların güvence altına alınması konularını aynı takvim içerisinde ele alması gerektiğini belirten Yiğit, alınacak kararların kamuoyuna açık ve denetlenebilir olması çağrısında bulundu.

 

Yiğit açıklamasını, “Çözüm kapalı kapılarda pazarlıkla değil; Meclis’te, hukukla ve milletin gözü önünde kurulmalıdır” sözleriyle tamamladı.




Bu haber 874 defa okunmuştur.


Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER SİYASET Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
HABER ARA
GAZETEMİZ

YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
YUKARI YUKARI