|
Tweet |
Mehmet Zeki Özer
PSK açıklamasında, iktidarın “Terörsüz Türkiye” olarak nitelendirdiği sürecin Kürt halkının ulusal varlığını ve bölgesel kazanımlarını yok sayan bir anlayışla yürütüldüğü savunuldu. Açıklamada, Kürt meselesinin “terör” konusuna indirgenmesinin çözüm üretmeyeceği ifade edildi.
Meclis’te 10 Ağustos’ta onaylandığı belirtilen Çerçeve Yasa’ya da tepki gösteren PSK, yasanın “geleneksel inkârcı ve güvenlikçi zihniyeti” yansıttığını ileri sürdü. Açıklamada, silah bırakan ve PKK üyeliği nedeniyle yargılanan kişilerin cezalarının ertelenmesine yönelik düzenlemelerin bulunduğu, ancak Kürt meselesine ilişkin herhangi bir ifadeye yer verilmediği belirtildi.
PSK, söz konusu düzenlemenin silah bırakanların ve PKK’den yargılananların siyasal sürece “özgürce ve güvenli bir şekilde” katılımını güvence altına almadığını savunarak, kalıcı bir silahsızlanma için yeterli yasal güvencelerin oluşturulmadığını öne sürdü.
Açıklamada, Kürt meselesinin PKK ve terör kavramlarıyla özdeşleştirilmesinin “çıkmaz bir yol” olduğu ifade edilerek, “PKK’nin silah bırakmasıyla Kürt meselesi yok olmaz” değerlendirmesi yapıldı. PSK, meselenin yüz yıllık bir geçmişe sahip olduğunu ve bölgesel ve küresel boyutları bulunduğunu belirtti.
“Kürt halkı özgür ve onurlu yaşamak istiyor”
PSK, Türkiye’de temel sorunun devletin Kürtlerin ulusal varlığını, kimliğini, dilini ve kültürünü yok saymaya yönelik “inkâr, asimilasyon ve şiddet anlayışı” olduğunu savundu.
Açıklamada, Kürt halkının kendi ülkesi olarak tanımlanan Kürdistan’da “özgür ve onurlu bir şekilde yaşamak istediği” belirtilirken, geçmişte uygulanan politikalarla yeni bir sonuca ulaşılmasının mümkün olmadığı ifade edildi.
PSK ayrıca çatışma ve şiddet ortamının sona erdirilmesi gerektiğini vurgulayarak, PKK’nin silah bırakmasını olumlu bir adım olarak değerlendirdi. Açıklamada, bölgede yaşanan çatışmalardan en fazla zarar gören kesimlerden birinin Kürt halkı olduğu belirtildi.
PSK’nin çözüm önerisi: Federal anayasa
Kürt meselesinin özgürce tartışılması ve müzakere yoluyla çözülmesi için demokratik bir ortam oluşturulması çağrısında bulunan PSK, kalıcı çözümün Kürt halkının varlığının, kimliğinin ve dilinin tanınması ve Türkler, Kürtler ile diğer halkların eşitlik temelinde yaşamasını öngören “federal bir anayasa” yapılmasından geçtiğini savundu.
PSK, bölgesel gelişmeler ve Kürt halkındaki ulusal bilincin yükselmesinin Kürt meselesinin çözümünü zorunlu hale getirdiğini ileri sürerek, Türkiye’de yürütülen mevcut sürecin bu gelişmenin önüne geçmeyi amaçladığını iddia etti.
Açıklamanın sonunda Kürt siyasi partilerine, demokratik kurumlara ve aydınlara ortak hareket etme çağrısı yapan PSK, “Kürt halkının özgür ve onurlu geleceği için gücümüzü birleştirelim” mesajı verdi.
PSK Merkez Yürütme Kurulu açıklamasını, “En büyük gücümüz halkımızın özgürlük iradesi ve yüz yıllık mücadele birikimidir” ifadeleriyle sonlandırdı.