|
Tweet |
Tekdemir yaptığı açıklamada, muhterem ve çilekeş Kürt kadınının cinsel imalar taşıyan bir mizah nesnesine dönüştürülmesini şiddetle kınadıklarını belirtti. Söz konusu fıkranın, Türkiye’de yerleşik ayrımcı mizah anlayışının kaba ve aşağılayıcı bir yansıması olduğunu ifade eden Tekdemir, Kürt kadınlarının modern kurumlara, hastane kültürüne ve dile yabancı, ne istendiğini anlamayan saf ve gülünç kişiler olarak gösterilmesinin sistematik bir ötekileştirme anlayışının ürünü olduğunu savundu.
Bir halkın kadın kimliği üzerinden mizah yoluyla aşağılanmasının kabul edilemez olduğunu vurgulayan Tekdemir, fıkranın anlatıldığı yerin de ayrıca dikkat çekici olduğunu söyledi. Açıklamada, şifa dağıtması ve dil, din, ırk ya da cinsiyet ayrımı gözetmeksizin tüm vatandaşlara güvenli ve onurlu sağlık hizmeti sunması gereken bir hastanede böyle bir anlatımın yer almasının ciddi bir sorun olduğu ifade edildi.
Tekdemir, sağlık kurumlarının temel etik ilkeleri arasında hasta mahremiyeti ve ayrımcılık yasağının bulunduğunu belirterek, hastaneye bağlı vakfın onursal başkanı konumundaki kişinin bu değerlere aykırı bir fıkra anlatmasını eleştirdi. Bu durumun “akıl tutulması değil, büyük bir rezalet” olarak değerlendirildiği kaydedildi.
Açıklamada ayrıca, Türkiye’nin önde gelen sermaye gruplarından birinin temsilcisi tarafından anlatıldığı belirtilen ayrımcı fıkranın, salonda bulunan üst düzey protokol üyelerince kahkahalarla karşılanmasının olayın bir diğer vahim boyutu olduğu ifade edildi.
Tekdemir, bir halkın değerlerini, kadın kimliğini ve onurunu hedef aldığı ileri sürülen bu tür söylemlerin hiçbir şekilde mazur görülemeyeceğini belirterek, söz konusu fıkrayı kamuoyu önünde anlatan kişileri ve buna gülerek ya da alkışlayarak destek verenleri, başta Kürt kadınları olmak üzere tüm kamuoyundan özür dilemeye davet etti.