|
Tweet |
Mehmet Zeki Özer
Eren, İçişleri Bakanlığına sunduğu yazılı soru önergesinde, 2023-2026 yılları arasında Diyarbakır’da bilişim sistemleri ve dijital platformlar kullanılarak gerçekleştirilen dolandırıcılık suçlarının boyutunun açıklanmasını istedi.
Kamuoyuna yansıyan soruşturmalarda sahte kredi ve bungalov ilanları, oltalama siteleri, çağrı merkezleri ile banka ve kripto varlık hesaplarının kullanıldığına dikkat çeken Eren, yalnızca Ekim 2025 ve Nisan 2026’da gerçekleştirilen iki operasyonda şüphelilerin hesaplarında 731 milyon TL’yi aşan işlem hacmi tespit edildiğini belirtti. 2023 yılındaki başka bir soruşturmada ise 157 milyon TL’nin üzerinde işlem hacmi tespit edildiğinin açıklandığını ifade etti.
Eren, Bakanlığa Diyarbakır’daki soruşturma, mağdur ve şüpheli sayılarını; toplam mağdur zararını ve tespit edilen finansal işlem hacmini sordu. Suç gelirlerinin kripto varlıklara aktarılmasının boyutunun da açıklanmasını isteyen Eren, el konulan varlıkların ne kadarının mağdurlara iade edildiğinin ortaya konulmasını talep etti.
Önergede ayrıca sahte sosyal medya hesapları ve internet sitelerinin ne kadar sürede engellendiği, şüpheli para hareketlerinin mağduriyet oluşmadan tespit edilmesi için Emniyet, MASAK, bankalar ve ödeme kuruluşları arasında bir erken uyarı mekanizması bulunup bulunmadığı soruldu. Eren, özellikle gençlerin banka ve elektronik para hesaplarını üçüncü kişilere kullandırmalarının önlenmesine yönelik çalışmaların da açıklanmasını istedi.
Eren’in TBMM Başkanlığına sunduğu Meclis Araştırması Önergesi ise Diyarbakır’daki petrol ve kaya petrolü faaliyetleri, maden ve taş ocakları, HES ve GES projelerinin tarım, su kaynakları, ekosistemler, kültürel miras ve kırsal yaşam üzerindeki toplam etkilerinin araştırılmasını amaçlıyor.
Diyarbakır’ın Türkiye’nin önemli tarımsal üretim merkezlerinden biri olduğuna dikkat çeken Eren, kentin Türkiye kırmızı mercimek üretiminin yüzde 27,22’sini, kütlü pamuk üretiminin yüzde 17,32’sini ve buğday üretiminin yüzde 5,41’ini karşıladığını belirtti.
Buna karşılık kent genelinde 190 maden arama ve işletme ruhsatının bulunduğunu kaydeden Eren, HES, GES, petrol ve kaya petrolü projelerinin de farklı bölgelerde yoğunlaştığını ifade etti.
Yaklaşık 600 kilometrekarelik dört blokta yürütülen kaya petrolü çalışmaları kapsamında üç yılda 24 kuyuda sondaj yapılmasının planlandığını, potansiyel çalışma alanının ise 7 bin 200 kilometrekareye kadar genişleyebileceğinin açıklandığını belirten Eren, bu gelişmelerin Diyarbakır açısından kapsamlı biçimde değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Eren, temel sorunun yatırımların birbirinden bağımsız projeler olarak ele alınması olduğunu belirterek, aynı toprak, su havzası, tarım alanı ve kırsal yaşam üzerindeki toplam etkinin yeterince ortaya konulmadığını savundu.
Önergede tarım arazileri ve meralardan ne kadarının yatırımlara ayrıldığı, su kaynaklarının ne ölçüde etkilendiği, kaç köy ve yurttaşın doğrudan etki alanında kaldığı ve yerel halkın karar süreçlerine katılım düzeyi gibi başlıkların araştırılması talep edildi.
Eren ayrıca kentteki doğal kaynaklardan elde edilen ekonomik değerin Diyarbakır ve bölge halkına ne ölçüde döndüğünün, çevresel ve toplumsal maliyetlerin ise kimlerin üzerinde kaldığının ortaya çıkarılması gerektiğini belirtti.
Eren’in üçüncü girişimi ise Diyarbakır’ın Bismil ilçesindeki Üçtepe Höyük’te 1861 yılında bulunan ve yaklaşık 165 yıl önce İngiltere’ye götürülen Kurkh Stellerinin Türkiye’ye iadesine ilişkin oldu.
Eren, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un yanıtlaması istemiyle TBMM’ye sunduğu yazılı soru önergesinde, Yeni Asur dönemine ait iki stelin Türkiye’ye iadesi için yürütülen veya planlanan çalışmaları sordu.
Bugün British Museum koleksiyonunda bulunan stellerin, dönemin Diyarbakır’daki Britanya konsolosu John George Taylor tarafından Üçtepe’de bulunduğunu ve 1862 yılında İngiltere’ye götürüldüğünü belirten Eren, eserlerin 1863 yılında müzeye bağışlandığını aktardı.
Stellerden birinin Asur Kralı II. Aşurnasirpal, diğerinin ise III. Şalmaneser dönemine ait olduğunu belirten Eren, III. Şalmaneser Steli’nin MÖ 853 yılındaki Qarqar Savaşı hakkında çağdaş yazılı kaynaklardan biri olması nedeniyle dünya tarih ve arkeoloji literatürü açısından önemli olduğunu vurguladı.
Eren, Bakanlığa stellerin Osmanlı topraklarından çıkarılması için herhangi bir izin, eser paylaşım kararı veya mülkiyet devri bulunup bulunmadığını sordu. Türkiye arşivlerinde bu sürece ilişkin hangi belgelerin bulunduğunun ve Bakanlığın eserlerin provenans ve mülkiyet zincirine ilişkin bugüne kadar inceleme yapıp yapmadığının da açıklanmasını istedi.
Kurkh Stellerinin Türkiye’nin iadesini talep ettiği kültür varlıkları arasında bulunup bulunmadığını soran Eren, British Museum veya Birleşik Krallık makamları nezdinde herhangi bir girişim yapılıp yapılmadığının açıklanmasını talep etti. Eren ayrıca eserlerin kalıcı olarak Türkiye’ye iadesi veya Diyarbakır’da sergilenmesi için yeni bir süreç başlatılıp başlatılmayacağını sordu.
Eren, Üçtepe Höyük’ün tarihsel mirasının Diyarbakır’ın kültürel belleğinin bir parçası olduğunu belirterek, yaklaşık üç bin yıl önce bu topraklarda dikilen ve 19. yüzyılda bölgeden çıkarılan eserlerin hangi koşullarda götürüldüğünün ortaya çıkarılması ve ait oldukları coğrafyaya yeniden kazandırılması için gerekli girişimlerin başlatılması gerektiğini ifade etti.