|
Tweet |
Taşkın Çulcu
"Yangın Var, Mahalle Kül Oluyor: Sen Yangını Tarif Ediyorsun" başlıklı değerlendirme yazısını kamuoyuyla paylaşan Öger, Türkiye'de giderek yaygınlaşan "ötekini suçlama" kültürünün toplumsal problemlerin çözümünü zorlaştırdığını söyledi.
Eleştirinin yalnızca farklı görüşte olanlara yöneltilmesini doğru bulmadığını vurgulayan Öger, yanlışın kim tarafından yapıldığından bağımsız olarak aynı ilkesel duruşla eleştirilmesi gerektiğini belirtti. Hakkaniyetin kişi ve gruplara göre değil, evrensel ilkelere göre hareket etmeyi gerektirdiğini ifade eden Öger, toplumun ortak değerlerinin ancak bu anlayışla korunabileceğini kaydetti.
Toplumsal sorunların tek bir kesimin hatasından kaynaklanmadığını dile getiren Öger, aileden eğitime, mahalle kültüründen ekonomiye, kamu kurumlarından yerel yönetimlere kadar birçok alandaki ihmallerin zamanla birikerek büyük sorunlara dönüştüğünü söyledi. Bu ihmallerin en ağır bedelini ise çocuklar ve gençlerin ödediğine dikkat çekti.
Yazısında aile içi iletişimin güçlendirilmesi, çocukların duygusal gelişiminin ihmal edilmemesi, esnaf ve işverenlerin sosyal sorumluluk bilinciyle hareket etmesi, finans sektörünün sürdürülebilir politikalar izlemesi ve kamu kurumlarının görevlerini eksiksiz yerine getirmesi gerektiğini vurgulayan Öger, toplumsal dayanışmanın önemine işaret etti.
Kamu kurumlarının hiçbir kişi ya da grubun tasarruf alanı olmadığını belirten Öger, "Bu kurumlar milletin ortak emanetidir ve toplumun gözbebeğidir." ifadelerini kullandı.
Toplumun sorunlarının çözümünde yapıcı eleştiri ve ortak sorumluluk bilincinin güçlendirilmesi gerektiğini dile getiren Öger, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
"Yangın varken tarif yapmak kimseyi kurtarmaz. Bir tas su dökmek gerekir. Sürekli ötekini suçlamak kolaydır; zor olan kendi sorumluluğunu üstlenmektir. Aynaya bakma cesareti gösterenler, sadece kendilerini değil, toplumu da değiştirmeye başlar."