|
Tweet |
Mehmet Zeki Özer– ÖZEL
Okulların başlamasıyla birlikte çocukların eğitimi, okul ortamında yaşanan olaylar, akran ilişkileri, ailelerin sorumlulukları ve çocukların ahlaki gelişimi yeniden gündemin önemli başlıkları arasında yer aldı. Güneydoğu Güncel Gazetesi’nin bu haftaki Cuma Sohbeti’nde Diyarbakır İl Müftü Yardımcısı Hamzaoğlu, İslam’da çocuk eğitiminin önemine dikkat çekerek aile, okul ve toplumun çocukların yetişmesindeki ortak sorumluluğunu değerlendirdi.
Çocuk, bir ailenin en değerli emanetlerinden biridir. İslam dini, çocukların güzel ahlakla yetiştirilmesine, sevgi ve merhametle büyütülmesine büyük önem verir. Çocuğun eğitimi yalnızca bilgi öğretmekten ibaret değildir; onun karakterini, davranışlarını ve insanlarla olan ilişkilerini de şekillendirmektir.
Çocuğun ilk öğretmeni ailesidir
Çocuk eğitiminde ilk ve en önemli kurum ailedir. Çocuk, hayatın ilk yıllarında anne ve babasını örnek alır. Bu nedenle anne ve babanın güzel sözleri, davranışları, dürüstlüğü, merhameti ve sorumluluk bilinci çocuğun kişiliğinin oluşmasında önemli bir yere sahiptir.
Sevgi gören, değer verilen ve dinlenen çocuk kendisini daha güvende hisseder. Aile içerisinde verilen ahlak ve değer eğitimi, çocuğun hayatı boyunca taşıyacağı önemli bir temel oluşturur.
Bu nedenle çocuk eğitiminde anne ve babaların sorumluluğu yalnızca çocuklarının okul ihtiyaçlarını karşılamakla sınırlı değildir. Çocukla konuşmak, onu dinlemek, yaşadığı sorunları anlamaya çalışmak ve davranışlarındaki değişiklikleri fark etmek de aile eğitiminin önemli bir parçasıdır.
Okul, birlikte yaşama kültürünün öğrenildiği yerdir
Ancak çocuk yalnızca evde yetişmez. Okul, öğretmen ve sosyal çevre de çocuğun kişiliğinin şekillenmesinde önemli bir yere sahiptir.
Bu nedenle aile ile okul arasında güçlü bir iletişim kurulması gerekir. Öğretmen yalnızca ders anlatan kişi değil, aynı zamanda çocuğun hayatına dokunan bir rehberdir.
Okul ise sadece bilgi verilen bir kurum değildir. Çocukların arkadaşlık kurmayı, paylaşmayı, sorumluluk almayı, farklılıklarla birlikte yaşamayı ve toplum içerisinde nasıl davranmaları gerektiğini öğrendikleri önemli bir eğitim yuvasıdır.
Okullarda yaşanan şiddet olayları hepimizi düşündürmeli
Son zamanlarda ülkemizde okullarda meydana gelen şiddet olayları hepimizi düşündürmelidir.
Eğitim yuvalarında yaşanan saldırılar, çocuklarımızın ve öğretmenlerimizin güvenliğinin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha hatırlatmaktadır. Okulların güvenliği elbette gerekli tedbirlerle sağlanmalıdır. Ancak meseleyi yalnızca güvenlik önlemlerinden ibaret görmemek gerekir.
Şiddetin konuşulduğu, öfkenin kolayca davranışa dönüştüğü bir ortamda çocuklarımıza daha küçük yaşlardan itibaren merhameti, sabrı, adaleti ve insan hayatının değerini öğretmeliyiz.
Aileler çocuklarını dinlemeli, onların sorunlarını ve arkadaş çevrelerini yakından takip etmeli; öğretmenler ve rehberlik servisleri de çocukların yaşadığı problemlere zamanında müdahale edebilmelidir.
Şiddetin önlenmesinde ahlak ve değer eğitimi önemli
Bu olaylar karşısında yalnızca okul güvenliğini artırmak yeterli değildir. Çocuklara küçük yaşlardan itibaren merhamet, sabır, adalet, kul hakkı, saygı ve öfkeyi kontrol etme gibi değerlerin kazandırılması gerekir.
Aileler çocuklarıyla daha fazla iletişim kurmalı, onların arkadaş çevresini ve dijital dünyadaki ilişkilerini takip etmeli; öğretmenler de çocukların davranışlarındaki risk işaretlerini erken fark edebilmelidir.
Aile içi şiddet, akran zorbalığı, sosyal dışlanma ve şiddetin normalleştirilmesinin çocuklar üzerindeki etkileri de göz ardı edilmemelidir.
Çocuklarımızın dijital dünyası da takip edilmeli
Günümüzde çocukların sosyal çevresi yalnızca okul ve mahalleyle sınırlı değildir. Dijital dünya da çocukların hayatında önemli bir yer tutmaktadır.
Bu nedenle ailelerin çocuklarının dijital dünyadaki ilişkilerinden, karşılaştıkları içeriklerden ve sosyal medya kullanımından haberdar olması önem taşımaktadır.
Burada amaç çocuğu baskı altında tutmak değil; onun karşılaşabileceği riskleri fark etmek, gerektiğinde rehberlik etmek ve güvenli bir iletişim ortamı oluşturmaktır.
Güvenli okul, ortak sorumlulukla mümkün
Okul, çocuğun sadece ders öğrendiği bir yer değildir. Okul; ahlak, sorumluluk, dayanışma ve birlikte yaşama kültürünün geliştirildiği önemli bir eğitim yuvasıdır.
Bu nedenle aile, okul, öğretmen ve devlet el ele vererek çocuklarımız için güvenli ve sağlıklı bir eğitim ortamı oluşturmalıdır.
Çocukların karşılaştığı sorunların yalnızca öğretmenin veya okul yönetiminin sorumluluğunda görülmesi doğru değildir. Aynı şekilde ailelerin de eğitim sürecinin dışında kalmaması gerekir. Çocuğun sağlıklı gelişimi için bütün tarafların aynı hedef doğrultusunda hareket etmesi büyük önem taşımaktadır.
Hedefimiz sadece başarılı öğrenci değil, iyi insan yetiştirmek olmalı
İslam’da çocuk eğitimi; bilgi ile ahlakın, sevgi ile sorumluluğun birlikte verilmesini gerektirir.
Çocuklarımızı yalnızca başarılı öğrenciler olarak değil; merhametli, adaletli, saygılı, sorumluluk sahibi ve topluma faydalı insanlar olarak yetiştirmek hepimizin ortak sorumluluğudur.
Çünkü güvenli okullar yalnızca güvenlik önlemleriyle değil; iyi aile eğitimi, güçlü okul-aile iş birliği ve sağlam bir ahlak anlayışıyla inşa edilir.
Çocuklarımızın hem akademik hem de ahlaki açıdan sağlıklı bireyler olarak yetişmesi, geleceğimizin daha güvenli ve huzurlu olması açısından büyük önem taşımaktadır.