.jpg)

Sağlık, insanın en temel hakkıdır deriz. Ancak yolunuz Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne düştüğünde, bu cümlenin yalnızca kâğıt üzerinde kaldığına tanıklık ediyorsunuz. Geçtiğimiz günlerde gittiğim hastanede karşılaştığım tablo, bir şifa kapısından ziyade, sabırların sınandığı bir kaos ortamını andırıyordu.
Hastane koridorları adım atılacak gibi değil. Sadece Diyarbakır’ın merkezinden değil, çevre ilçelerden ve hatta bölgedeki diğer illerden gelen vatandaşlarla dolup taşıyor. Özel hastanelerin fahiş fiyat politikaları karşısında çaresiz kalan, cebindeki kısıtlı imkânla derdine derman aramaya gelen binlerce insan... Peki karşılarında ne buluyorlar? Şefkat mi, güler yüz mü? Maalesef hiçbiri.
Koridorlarda gezinirken kendinizi bir hastanede değil de sanki bir cezaevinde hissediyorsunuz. Çalışanların üzerindeki o gergin, "zorla çalıştırılıyormuş" havası tüm mekâna hâkim. Köyünden çıkmış gelmiş; okuma yazması olmayan, hastane labirentinde yolunu bulamayan, nereye gideceğini bilemeyen gariban vatandaş tabii ki soracak, bilgi alacak. Ancak soru sormak adeta bir cesaret işi.
Bazı doktorların hastanın yüzüne dahi bakmadığı, hastanın derdini anlatmaya korktuğu bir sistem kurulmuş. Hele ki doktorların yanında görev yapan otomasyon personellerinin tavırları tam bir skandal. İnsanlara üstten bakan, vatandaşları azarlamayı hak gören, tepeden inme bir üslup... Soruyorum sizlere: Kim veriyor bu insanlara vatandaşı aşağılama lüksünü? Kimden alıyorlar bu cüreti?
Aynı sağlık çalışanlarının, aynı sistemin özele geçince nasıl güler yüzlü, nasıl ilgili davrandığını hepimiz çok iyi biliyoruz. Mesele imkân ya da yorgunluk değil, mesele karşındakine verilen değer meselesidir. Ekmek yedikleri bu kurumlarda, bu milletin vergileriyle maaş alanların vatandaşı azarlamaya asla ve asla hakkı yoktur.
Başhekimlik başta olmak üzere hastane yönetiminin acilen bu duruma el atması, personele insan ilişkileri ve liyakat konusunda çeki düzen vermesi gerekmektedir. Hizmet sadece bina yapmakla, teknolojik cihaz almakla bitmiyor; o binanın içindeki ruhu, insaniliği koruyabilmektir esas olan.
Sözün özü; vatandaşın mecburiyetini fırsat bilip ona üstten bakan bu anlayış sınıfta kalmıştır. Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi, bugün sunduğu bu yönetim ve iletişim anlayışıyla benim gözümde 10 üzerinden 0 almıştır. Temennimiz, bu kurumların bir an önce asli görevini hatırlaması ve bu halkın hak ettiği saygıyı, ilgiyi yeniden sunmaya başlamasıdır.
BERAT ASLAN