|
Tweet |
Vedat Kardaş
Diyarbakır Yenişehir Belediyesi tarafından yapılan yanlış imar uygulaması yüzünden büyük bir hak kaybına uğrayan bir mülk sahibinin bu mağduriyetini anlatmak ve bir çözüm bulabilmek adına, bir emlakçı olarak Yenişehir Belediye Başkanı Mehmet Ergün’e ulaşıp randevu talebinde bulundum. Ancak hiçbir yanıt alamadım.
Anayasal bir hak olan ifade özgürlüğümü kullanarak bu duyarsızlığı sosyal medyada eleştirdim. Belediye başkanının koltuğa seçildikten sonra nasıl ulaşılamaz bir insan haline geldiğini, seçim öncesi halka verdiği sözlerini tutmadığını ve imarda yaşanan sıkıntıları açıkça yazdım.
Eleştiriye ve gerçeklere tahammülü olmayan Belediye Başkanı, beni arayarak ancak bu yazıyı kaldırmam şartıyla görüşmeyi kabul edeceğini söyledi.
Sorunun nihayet çözüleceği ümidiyle, sosyal medyada paylaştığım yazıyı silip sabah saat 09.00’da arsa sahibiyle birlikte makamına gittim. Ancak karşılaştığım manzara bir halk belediyesi değil, adeta bir hesap sorma ve yıldırma mahkemesiydi! Yanına aldığı üç kişinin gölgesine sığınan başkan, bir vatandaşı dinleyip imar mağduriyetini çözeceğine; "Sen kimsin? Benim hakkımda nasıl yazı yazarsın! Ben sana randevu vermedim, çağırdım geldin! Bu sana kalmayacak! Sen hesap vereceksin!" diyerek yarım saatten fazla üzerimde baskı kurdu, beni azarlayarak küçük düşürmeye çalıştı.
Ortamı yumuşatmaya çalışan ve yanımda oturan arsa sahibi arsa sahibinin hatırına ve yaşının büyüklüğüne hürmeten, hiçbir suçum yokken özür diledim. Fakat bu da yetmedi; Mehmet Ergün, büyük bir kibirle yaklaşarak bir de tekzip yazısı yazmamı şart koştu.
Sonrasında beni Yenişehir Belediyesi bayrağının önüne dikip, adeta bir güç gösterisi yapar gibi fotoğrafımı çektirmeleri ve bunu bana WhatsApp üzerinden göndermeleri oldu. Kamu makamının bayrağı, bir vatandaşın iradesini ezmek ve ona diz çöktürmek için bir dekor olarak kullanıldı! Yetmedi, akşam saatlerinde bile "Tekzip nerede kaldı?" diye arayarak egolarını tatmin etmeye ve baskı kurmaya devam ettiler.
Odasından çıktığımda kendi kendime şunu düşündüm, İnsanların kendi parmağını nasıl gözüne sokup, o gözü kendi elleriyle çıkardığını orada acı bir tecrübe ile anladım. Yıllardır bu bölgenin yurtaşları, büyük umutlarla oy verdiği insanların, güç zehirlenmesi yaşayarak halkı nasıl ezdiğini gördüm. Halkın oylarıyla o koltuğa oturup, halka "Sen kimsin?" deme cüreti bulan bu başkan zihniyetinin gerçek yüzünü acı bir şekilde tecrübe ettim.
Seni o makama layık gören partiye bundan sonra tek bir oyum olmayacak.
Ayağında çorabı olmayan insanların oylarıyla makam ve mevki sahibi olan, Mehmet Ergün’leri kendi egosu ve o parıltılı koltuklarıyla baş başa bırakıyor,
Yetkili kuruluşlara havale ediyorum.
Bu utanç fotoğraflarıda buraya bırakıyorum.