|
Tweet |
İhsan Yaşar Özel
Kuş uçmaz,kervan geçmez diye şiirlere , türkülere konu edilen , Diyarbakır'ın serhat ilçesi Kulp ' da , 1949 yılında doğdu.
Dünyaya merhaba dediğin de İkinci Dünya Paylaşım Savaşının üzerinden bir yıl geçmişti.
Her ne kadar Türkiye ikinci dünya savaşına fiili katılmamış olsa da , her an katılacak gibi elleri böğründe , diken üstünde bütün bir ülke hazır vaziyette savaşa katılacak şekilde bekliyordu.
İlan edilmemiş, gizli bir seferberlikle büyük bir ordu silah altında tutulduğundan,
üretim , imalat yapılamamış , ticaret durma noktasına gelmişti.
İstanbul başta olmak üzere bir çok ilde ekmek
" karne " ile dağıtılırken kırsalda "kıtlık" baş göstermiş , malesef açlıktan ölen yüzlerce , binlerce insan hikayesi romanlara, masallara konu edilmiş.
İşte, bütün dünya ve Türkiye ikinci dünya savaşının ateşinde kavrulurken, bu zor zamanında Raif Türk dünyaya gelmiş.
Çocukluk yıllarında köyde ailesinin yanında çobanlık, rençperlik , bağ bahçe işlerinde çalışarak ailesine yardımcı oldu.
Sonra, Öğretmen olma idealiyle Ergani/ Dicle Öğretmen okulu sınavlarına girmiş.
Başarılı bir şekilde sınavları geçerek 1964 yılında Dicle Öğretmen Okulunda yatılı olarak okumaya başlamış.
Çocuk yaşta öğretmen olma hayaliyle ailesini , köyünü ve arkadaşlarını terk ederek öğretmen olma idealinin peşinden koşarken beşinci sınıfın bitiminde bir öğretmenin anlaşılmaz hışmına , kinine uğrayarak
"BELGELENEREK" okulla ilişkisi kesilmiş.
Okulla ilişkisi kesilmiş ama Türk, öğretmenlik sevdasından vaz geçmemiş, ilçesi Kulp ' da vekil öğretmenliğe başlamış ve çok başarılı olmuş.
Teftişe gelen müfettişler ve idareciler sayın Türk'ün başarısını görünce takdir edip ödüllendirmişler.
İçinde "ukte" kalan öğretmenliğe dönmek için; tekrardan Dicle Öğretmen Okulunda " Belge Kurtarma Sınavına" girip sınavda başarılı oldu.
Sınavda başarılı olmasına rağmen o zaman ki mevzuat gereği bu kez gündüzlü okumak zorunda kaldı.
Kaldığı eve bihaber gelen bir misafiri yüzünden , aranan bir şahsa sakladığı ve barındırdığı için bu sefer Raif Türk aranır olmuş.
Bir süre saklanıp kaçsa da sonunda yakalanıp iki buçuk yıl cezaevinde hapis yatar.
1974 yılında çıkan Ecevit affıyla serbest bırakılır.
Serbest kaldıktan sonra AA ( Anadolu Ajansı)
Diyarbakır Bölge Müdürlüğüne atanır.
Bölge Müdürlüğü sırasında çok başarılı hizmetlere imza atar.
Sadece haber yapmakla kalmaz bölge insanından onlarca gazetecinin yetişmesini sağlar.
Anadolu Ajansında ki başarısını kıskananlar Türk' ü rahat bırakmazlar. Atılan iftiralar sonucu Anadolu Ajansı Bölge Müdürlüğü görevinden ayrılır.
Bir süre serbest gazetecilik yapar. Ama , Türkiye'nin içinde bulunduğu 1990 yıllar diyebiliriz ki Cumhuriyetin kuruluşundan beri en karanlık, ve karmaşık ve kaotik yıllarıdır.
Her gün onlarca faili meçhullerin yaşandığı , hiç kimsenin kendini güvende his etmediği, kimin elin kimin cebinde belli olmayan bu ortamda, özgür ve bağımsız gazetecilik yapmanın imkansızlığı karşısında Refik Türk gazeteciliği bırakmak zorunda kaldı.
Kaderin cilvesi mi yoksa şartların dayatması mı , ne demek lazım bilmiyorum ama
iyi bir öğretmen , eğitimci, gazeteci, yazar veya şair olmak için yolla çıkan Raif Türk kendini madencilik sektörünün içinde bulur.
Yıllarca çok zor şartlarda dağ bayır demeden bütün ülkeyi bir baştan bir başa dolaşır.
Adeta Türkiye kazan, Raif Türk kepçe misali gezmediği, ayak başladığı yer kalmadı.
Bıkmadan, yılmadan, kimsenin kınamasına aldırış etmeden yoluna devam etti.
Bu inanç ve kararlılık onu yıllar sonra Türkiye'nin maden ve mermer sektörünün öncü yaptı.
Türkiye'nin birçok ilinde fabrikalar açarak binlerce insana iş vererek, yüreklerine dokunarak yüzlerini güldürdü.
Uluslararası ihracat ve ithalat yaparak Türkiye' ye ve Diyarbakır ' a büyük ekonomik kazanımlar sağladı.
Kurucusu olduğu DİMER Grup AŞ ile Diyarbakır’ın mermer ve bazaltını sadece dünyaya tanıtmayla kalmayıp toplamda 500 insana istihdam sağladı , iş ve aş verdi.
Türkiye tarihinde dozerle mermercilik yapan ilk isimlerden biri olarak, TÜMMER (Türkiye Mermer Doğaltaş ve Makinaları Üreticileri Birliği) Başkanlığı dahil birçok sivil toplum kuruluşunda liderlik üstlendi. Diyarbakır başta olmak üzere fabrika kurduğu bütün illerin sanayisine kazandırdığı vizyon ve binlerce insana sağladığı istihdamla bölge ekonomisinin büyük katkıları oldu.
Diyarbakır ekonomisine ve sanayisine yön veren, ömrünü doğduğu topraklara adayan madencilik sektörünün duayen ismi,
Raif Türk 'un ukte olarak içinde kalmış ÖĞRETMEN olma isteğini, Diyarbakır ' a 32 derslik ve atölyeleriyle birlikte 42 derslikli modern bir okul yaptırarak , 2500 - 3000 öğrenciye Eğitim ve Öğretim göreme imkanı sağlayarak ismini ölümsüzleştirirken, yüreğinde ki ukte kalmış öğretmen olma yarasına da yaptırdığı okul merhem oldu.
"En Büyük Eserim" dediği okulunun bahçesinden ebedi istirgahına uğurlanırken geriye dolu dolu bir hayat bıraktı.
Başarısını sadece ticari kazançlarla sınırlamayan hayırsever iş insanının kalbindeki en büyük sevda; EĞİTİMDİ.
Vefatından yalnızca bir ay önce, Diyarbakır’ın Bağlar ilçesinde yatırdığı Raif Türk
Okulunun açılış töreninde gözleri dolarak sarf ettiği şu sözler, onun hayata bakışının bir özetiydi:
"HAYATIMDA YAPTIĞIM VE BAŞARI DİYE ÖVDÜKLERİ - ÖVÜNDUĞUM HİÇBİR ŞEY, BU OKULU ÇOCUKLARIMIZA KAZANDIRMAK KADAR ENGİN BİR COŞKU VERMEDİ BANA. ÇÜNKÜ ŞEY ayatımda yaptığım ve başarı , BU OKULU BU ÜLKENİN ÇOCUKLARI BİZİM GELECEĞİMİZDİR."
20 Ekim 2022 tarihinde geçirdiği kalp ameliyatı sonrası 73 yaşında hayata gözlerini yuman Raif Türk, ironik ve duygusal bir vedayla, elleriyle yaptırdığı o okulun bahçesinde düzenlenen törenin ardından son yolculuğuna uğurlanmıştı.
Vefatından önce verdiği bir mülakatta,
"Diyarbakır denince aklıma bir sadece bir avuç toprak gelmiyor...
Bu şehir ,
Diyarbekir ; Yoksulluğu , çaresizliği , acıyı, zulmü ve ölümü hak etmiyor..!
Biz bir vücudun azaları gibiyiz, bir yerimize bir iğne batsa bütün vücudumuz o acıyı hissetmeli, o acıya çare olmak için ne gerekiyorsa, yaparak halkımıza, insanlarımıza hizmet edeliyiz. Bizim en büyük mutluluğunuz geride bıraktığımız kalıcı eserlerimizdir." diyerek memleket sevgisini her zaman yüreğinde his eden ve sürekli dile getiren yüreği güzel insan sadece başarılarıyla değil; geride bıraktığı onurlu duruşu, iş ahlakı ve babacan tavrıyla hatırlanıyor.
Vefatının senei devriyesinde, ailesi, DİMER Grup çalışanları ve tüm Diyarbakır halkı onu saygı, minnet ve dinmeyen bir özlemle yad ederek; Mekanın Cennet, Ruhun Şad Olsun Diyarbakır'ın ve Bölgenin " Raif Abisi."