seks hikayesi seks hikayesi escort beylikdüzü beylikdüzü escort esenyurt escort avcılar escort esenyurt escort esenyurt escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü travesti beylikdüzü escort şirinevler escort beylikdüzü escort
Bugun...



NESLİN DEVAMI TEHLİKEDE Mİ? İSLAM’IN AİLE VE GENÇLİK ÇAĞRISI

Diyarbakır İl Müftü Yardımcısı Mustafa Altun, Güneydoğu Güncel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Zeki Özer’in konuğu olduğu bu haftaki Cuma Sohbeti’nde, genç nüfusun azalması, neslin devamı, aile kurumunun korunması ve İslam dininin bu konulara yaklaşımı üzerine değerlendirmelerde bulunuyor.

facebook-paylas
Tarih: 23-10-2026 00:10

NESLİN DEVAMI TEHLİKEDE Mİ? İSLAM’IN AİLE VE GENÇLİK ÇAĞRISI

Mehmet Zeki Özer Özel

Aileyi korumak, geleceği korumaktır

Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. Salât ve selâm, insanlığa en güzel örnek olarak gönderilen Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa’ya (sallallahu aleyhi ve sellem), onun ailesine ve ashabına olsun.

Allah Teâlâ kâinatı muazzam bir düzen, ölçü ve denge içerisinde yaratmıştır. Güneş sistemi, yıldızlar, gezegenler, yeryüzü, denizler, bitkiler, hayvanlar ve insan, bu büyük düzenin birbirini tamamlayan parçalarıdır. Kâinatta hiçbir şey başıboş ve anlamsız değildir. Her varlığın bir yaratılış gayesi, her sistemin kendine özgü bir düzeni vardır.

Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır:

“Biz her şeyi bir ölçüye göre yarattık.” (Kamer suresi, 49. ayet)

Bir başka ayette ise şöyle buyurulur:

“Güneş ve ay bir hesaba göre hareket etmektedir. Yıldızlar ve ağaçlar O’na secde ederler. Göğü yükseltti ve ölçüyü koydu.” (Rahmân suresi, 5-7. ayetlerin meali)

Bu ayetler bize kâinatta ölçünün, düzenin ve dengenin ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.

İnsan, tabiatta var olan bu dengeyi bozduğunda bunun sonuçlarıyla karşılaşmaktadır. Nitekim Allah Teâlâ şöyle buyurur:

“İnsanların kendi elleriyle yapıp ettikleri yüzünden karada ve denizde bozulma ortaya çıkmıştır. Yanlış yoldan dönmeleri için Allah, yaptıklarının bazı sonuçlarını onlara tattıracaktır.” (Rûm suresi, 41. ayet)

Bu ayet, insanın davranışlarıyla ortaya çıkan bozulmaların sonuçlarına dikkat çekmektedir. Bu ilkeyi toplumsal hayat açısından da düşünmeliyiz. Nasıl ki tabiatın dengesi korunmak zorundaysa aileyi, ahlakı ve toplumsal dayanışmayı ayakta tutan değerlerin de korunması gerekir.

Çünkü toplumun temeli insandır; insanın yetiştiği ilk yuva ise ailedir.

1. Aile, insanlığın ve toplumun temelidir

Allah Teâlâ insanı kadın ve erkek olarak yaratmış, onların birbirleriyle huzur bulmalarını ve aile kurmalarını dilemiştir. Evlilik yalnızca iki insanın aynı çatı altında yaşaması değildir. Evlilik; sevginin, merhametin, sadakatin, sorumluluğun ve neslin devamının temelidir.

Yüce Rabbimiz şöyle buyurur:

“Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan, ondan da eşini yaratan ve ikisinden birçok erkek ve kadın meydana getirip yayan Rabbinize karşı gelmekten sakının.” (Nisâ suresi, 1. ayet)

Bu ayet, insanlığın ortak kökenine ve neslin devamına işaret etmektedir.

Yine Rabbimiz şöyle buyurur:

“Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için kendi türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de O’nun delillerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için ibretler vardır.” (Rûm suresi, 21. ayet)

Dikkat edilirse ayette evliliğin temelinde üç önemli kavram öne çıkmaktadır: Huzur, sevgi ve merhamet.

Demek ki evlilik, yalnızca neslin devamı için değil, insanın manevi huzuru ve hayat arkadaşlığı için de büyük bir nimettir.

Allah Teâlâ başka bir ayette şöyle buyurur:

“Allah size kendi nefislerinizden eşler yarattı; eşlerinizden de sizin için oğullar ve torunlar meydana getirdi.” (Nahl suresi, 72. ayetin meali)

Bu ayet, aileyi, çocukları ve torunları Allah’ın insana verdiği nimetler arasında zikretmektedir.

Öyleyse aileyi korumak, evliliği kolaylaştırmak, çocukların sağlıklı ve güzel bir ortamda yetişmesini sağlamak yalnızca bireylerin değil, bütün toplumun ortak sorumluluğudur.

2. Kadın ve erkek: Farklılıklarıyla birbirini tamamlayan iki eş

Allah Teâlâ kadını ve erkeği insanlık bakımından değerli kılmış, her birine sorumluluklar vermiştir. Kadın ve erkek beden yapıları, duyguları, düşünceleri ve karakterleri bakımından farklılıklar gösterebilirler. Bu farklılıklar, birbirlerini anlamalarına ve hayatı birlikte sürdürmelerine engel değil, doğru değerlendirildiğinde bir zenginliktir.

Evlilikte asıl olan üstünlük mücadelesi değil, karşılıklı anlayış ve yardımlaşmadır. Eşler birbirlerinin kusurlarını araştırmak yerine güzelliklerini görmeli; zor zamanlarda birbirlerine destek olmalı, sevinçlerini ve sıkıntılarını paylaşmalıdır.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

“Sizin en hayırlınız, ailesine karşı en hayırlı olanınızdır.” (Tirmizî, Menâkıb, 63)

Bu hadis, insanın ahlakının yalnızca dışarıdaki davranışlarıyla değil, ailesine karşı tutumuyla da ölçüldüğünü göstermektedir.

Aile içerisinde sevgi ve saygı varsa çocuklar güven içerisinde büyür. Anne ve baba birbirine karşı sorumluluklarını yerine getiriyorsa çocuklar da bu güzel davranışları örnek alır.

Ancak evde sürekli tartışma, hakaret, ilgisizlik ve sorumsuzluk varsa bundan en fazla etkilenenler çoğu zaman çocuklar olur. Bu nedenle sağlam bir aile için yalnızca evlenmek yetmez; evliliğin sorumluluğunu taşımak, eşlerin birbirine karşı görevlerini yerine getirmesi ve çocukların geleceğini birlikte düşünmesi gerekir.

3. Evlilik neden önemlidir?

İslam dini, insanın fıtratına uygun, meşru ve sorumluluk esasına dayanan bir aile hayatını teşvik etmektedir.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.), gençlere hitaben şöyle buyurmuştur:

“Ey gençler! Sizden evlenmeye gücü yeten evlensin. Çünkü evlenmek gözü haramdan daha çok sakındırır ve iffeti daha iyi korur. Evlenmeye gücü yetmeyen ise oruç tutsun. Çünkü oruç onun için bir kalkandır.” (Buhârî, Nikâh, 3; Müslim, Nikâh, 1)

Bu hadis, evliliğin insanın iffetini korumadaki ve hayatını meşru bir çerçevede sürdürmesindeki önemini ortaya koymaktadır.

Evlilik aynı zamanda sevgi, dayanışma ve sorumluluk demektir. İnsan, hayatın güçlüklerini eşiyle paylaşır; hastalıkta, yoksullukta, yaşlılıkta ve diğer zor zamanlarda birbirine destek olur.

Ancak günümüzde gençlerin evlenmesini zorlaştıran çeşitli sebepler bulunmaktadır. İşsizlik, yüksek konut kiraları, düğün masrafları, geçim sıkıntısı, gelecek kaygısı ve evlilik sorumluluğuna ilişkin endişeler bunların başında gelmektedir.

Gençlere yalnızca “Evlenin” demek yeterli değildir. Onların evlenebilecekleri şartları hazırlamak, geçimlerini sağlayabilecek imkânlara kavuşmalarını kolaylaştırmak ve aile kurma konusunda kendilerini güvende hissetmelerini sağlamak da önemlidir.

Peygamber Efendimizin gençlere yönelik tavsiyesi, evliliğin önemini gösterirken toplumun da gençlerin önündeki güçlükleri azaltmak için çaba göstermesi gerektiğini hatırlatmaktadır.

4. Ahlaki değerlerin korunması ve neslin devamı

İslam dini, insanın hem dünya hem de ahiret huzurunu hedeflemektedir. Bu nedenle aile hayatında sadakati, iffeti, sorumluluğu ve meşru ilişkileri esas alır.

Yüce Rabbimiz şöyle buyurur:

“Zinaya yaklaşmayın. Çünkü o, hayâsızlıktır ve çok kötü bir yoldur.” (İsrâ suresi, 32. ayet)

Bu ayet, İslam’ın yalnızca zinayı değil, insanı ona götürebilecek davranışlardan uzak durmayı da öğütlediğini göstermektedir.

Evlilik dışı ilişkilerin normalleştirilmesi, sadakatin önemini kaybetmesi ve aile sorumluluğunun küçümsenmesi, aile kurumunu olumsuz etkileyebilir. Bununla birlikte genç nüfusun azalmasını yalnızca bu sebeplerle açıklamak doğru değildir. Ekonomik şartlar, evlilik yaşının yükselmesi, çocuk yetiştirme maliyetleri ve insanların gelecek beklentileri de doğum oranlarını etkileyen önemli unsurlardır.

Burada üzerinde durmamız gereken husus şudur: Toplumun ahlaki yapısını korumak ile aile kurmayı kolaylaştırmak birbirini tamamlayan iki sorumluluktur.

Bir yandan gençlere iffet, sadakat ve aile sorumluluğu anlatılmalı; diğer yandan onların huzurlu bir yuva kurabilmeleri için gerekli sosyal ve ekonomik şartlar iyileştirilmelidir.

Çünkü sağlam bir aile, yalnızca bireysel bir mutluluk değil, aynı zamanda toplumsal istikrarın da önemli bir unsurudur.

5. Genç nüfusun azalması ve yaşlanan toplum tehlikesi

Bir ülkenin geleceği yalnızca sahip olduğu doğal kaynaklarla, ekonomik gücüyle veya teknolojik imkânlarıyla ölçülmez. O ülkenin geleceğini belirleyen en önemli unsurlardan biri de yetişen nesilleridir.

Genç nüfusun azalması ve yaşlı nüfusun oranının artması, uzun vadede birçok toplumsal ve ekonomik sorunu beraberinde getirebilir. Çalışma çağındaki nüfus azalabilir, yaşlıların bakım ihtiyacı artabilir, sosyal güvenlik sistemi üzerinde yük oluşabilir ve nesiller arasındaki dayanışmanın önemi daha da artabilir.

Elbette yaşlılarımız toplumumuzun kıymetli bir parçasıdır. Onlara hürmet etmek, hizmet etmek ve haklarını korumak dinimizin de insanlığın da gereğidir. Mesele yaşlı nüfusun artması değil; gençlerle yaşlılar arasındaki dengenin bozulması ve toplumun geleceğini sürdürecek nesillerin yeterince yetişmemesidir.

Yüce Rabbimiz şöyle buyurur:

“Allah, sizi güçsüz olarak yaratan, güçsüzlüğün ardından kuvvet veren, kuvvetin ardından da güçsüzlük ve yaşlılık verendir.” (Rûm suresi, 54. ayetin meali)

İnsan hayatının farklı dönemleri bulunduğunu hatırlatan bu ayet, gençliğin de yaşlılığın da hayatın bir parçası olduğunu göstermektedir.

Gençler toplumun geleceğini inşa ederken yaşlılar tecrübeleriyle onlara yol gösterir. Sağlıklı bir toplum, bu iki nesli birbirine rakip değil, birbirini tamamlayan birer nimet olarak görür.

Bu sebeple gençlerin eğitimine, istihdamına, aile kurmasına ve çocuk yetiştirmesine imkân sağlayan politikalar büyük önem taşımaktadır.

6. Devletin ve toplumun aileyi koruma sorumluluğu

Aile kurumunun korunması yalnızca anne ve babanın sorumluluğuna bırakılamaz. Devletin, toplumun, eğitim kurumlarının, sivil toplum kuruluşlarının ve dinî kurumların da bu konuda önemli görevleri vardır.

Özellikle gençlerin evlenmesini zorlaştıran ekonomik engellerin azaltılması gerekir. Uygun konut imkânlarının geliştirilmesi, istihdam olanaklarının artırılması, ailelerin çocuk yetiştirme masrafları bakımından desteklenmesi ve çalışan anne babaların çocuk bakımı konusunda kolaylıklara kavuşması bu alanda değerlendirilebilecek adımlardır.

Bunun yanında aile içi şiddetin önlenmesi, kadınların ve çocukların haklarının korunması, evlilik öncesi danışmanlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması ve aile içi iletişimin güçlendirilmesi de önemlidir.

Yüce Rabbimiz şöyle buyurur:

“Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun.” (Tahrîm suresi, 6. ayet)

Bu ayet, aile bireylerinin birbirlerine karşı manevi sorumluluklarını hatırlatmaktadır.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de şöyle buyurmuştur:

“Hepiniz çobansınız ve hepiniz güttüğünüzden sorumlusunuz.” (Buhârî, Cum‘a, 11; Müslim, İmâre, 20)

Bu hadis, sorumluluğun hayatın her alanında bulunduğunu göstermektedir. Anne ve baba çocuklarından; yöneticiler de sorumluluk alanlarındaki insanlara karşı görevlerinden sorumludur.

Dolayısıyla devletin aileyi destekleyen adil politikalar geliştirmesi, gençlerin geleceğe güvenle bakabilmesi ve ailelerin çocuklarını huzur içinde yetiştirebilmesi büyük önem taşımaktadır.

Burada amaç, insanları evlenmeye veya çocuk sahibi olmaya zorlamak değil; aile kurmak ve çocuk yetiştirmek isteyen insanların önündeki engelleri azaltmak, haklarını korumak ve onlara destek olmaktır.

7. Çocuk yetiştirmek ve gelecek nesillere değer kazandırmak

Neslin devamı yalnızca çocukların dünyaya gelmesiyle tamamlanmaz. Asıl mesele, yetişen nesillerin ahlaklı, bilgili, merhametli, sorumluluk sahibi ve insanlığa faydalı bireyler olarak yetişmesidir.

Bir çocuğa yalnızca maddi imkânlar sunmak yeterli değildir. Ona sevgi göstermek, güzel ahlakı öğretmek, eğitimine önem vermek, doğruyu ve yanlışı ayırt etmesini sağlamak da gerekir.

Yüce Rabbimiz, Kur’an-ı Kerim’de şöyle dua etmeyi öğretmektedir:

“Rabbimiz! Bize gözümüzü aydınlatacak eşler ve çocuklar bağışla ve bizi Allah’a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle.” (Furkân suresi, 74. ayetin meali)

Bu dua, ailenin yalnızca sayıca büyümesini değil, huzurlu ve hayırlı olmasını da istemektedir.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

“Hiçbir baba, çocuğuna güzel terbiyeden daha değerli bir bağışta bulunmamıştır.” (Tirmizî, Birr, 33)

Bu hadis, çocuk eğitiminde güzel ahlakın ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.

Çocuklar anne ve babalarının söylediklerinden çok, yaptıklarını örnek alırlar. Büyüklerine saygı gösteren, küçüklerine şefkatle yaklaşan, komşusunun hakkını gözeten, doğruluktan ayrılmayan anne ve babalar, çocuklarına en güzel mirası bırakmış olurlar.

Bu nedenle neslin devamını konuşurken yalnızca nüfus sayısını değil, yetişen neslin niteliğini de düşünmeliyiz. Hem sayıca yeterli hem de ahlaken ve ilmen güçlü nesiller yetiştirmek, toplumun geleceği bakımından büyük önem taşımaktadır.

8. Gençlere ve ailelere çağrımız

Sevgili gençler!

Gençlik, insanın hayatındaki en kıymetli dönemlerden biridir. Bu dönemi bilgiyle, güzel ahlakla, çalışmayla ve sorumluluk bilinciyle değerlendirmek gerekir. Evlilik, yalnızca bir tören veya gelenek değil; sevgi, sadakat, fedakârlık ve sorumluluk gerektiren bir hayat ortaklığıdır.

Evliliği gereksiz masraflar ve gösterişle zorlaştırmamalı, gençlerin yuva kurmasını kolaylaştırmalıyız. İnsanları ekonomik imkânlarına göre değerlendirmemeli, evliliği maddi yarışa dönüştürmemeliyiz. Önemli olan, eşlerin birbirine saygı duyması, sorumluluklarını yerine getirmesi ve birlikte güzel bir hayat kurmaya gayret etmesidir.

Anne ve babalara da önemli görevler düşmektedir. Çocuklarını yetiştirirken onların yalnızca meslek sahibi olmalarını değil, güzel ahlaklı ve sorumluluk sahibi bireyler olmalarını da hedeflemelidirler.

Toplum olarak gençlerimize güvenmeli, onları dinlemeli, sorunlarına çözüm üretmeli ve geleceklerini kurmaları için destek olmalıyız.

Unutmayalım ki gençler yalnızca bugünün değil, yarının da emanetidir.

Sonuç: Aileyi korumak, geleceği korumaktır

Kıymetli okuyucular!

Allah Teâlâ kâinatı bir ölçü ve denge içerisinde yaratmıştır. İnsan bu dengeyi korumakla yükümlüdür. Tabiatın korunması ne kadar önemliyse insanın ahlaki, manevi ve toplumsal hayatını ayakta tutan değerlerin korunması da o kadar önemlidir.

Aile, bu değerlerin başında gelmektedir. Evlilik sevginin ve sorumluluğun; çocuklar neslin devamının; eğitim ve güzel ahlak ise toplumun geleceğinin temelidir.

Genç nüfusun azalması meselesini yalnızca sayılardan ibaret görmemeliyiz. Bu meseleye aile, eğitim, ekonomi, ahlak, sosyal güvenlik ve toplumsal dayanışma yönlerinden birlikte bakmalıyız.

Gençlerin evlenmesini kolaylaştırmalı, aileleri desteklemeli, çocukların sağlıklı ve güvenli ortamlarda yetişmesini sağlamalıyız. Kadın ve erkeğin karşılıklı haklarını korumalı, aile içindeki sevgi ve merhameti güçlendirmeli, yaşlılarımıza hürmet ederken gençlerimizin geleceğini de ihmal etmemeliyiz.

Çünkü aileyi korumak, nesli korumaktır. Nesli korumak, toplumun geleceğini korumaktır. Geleceği korumak ise yalnızca bugünün değil, yarının nesillerine karşı da sorumluluğumuzu yerine getirmektir.

Sözlerimizi Rabbimizin şu duasıyla tamamlayalım:

“Rabbimiz! Bize gözümüzü aydınlatacak eşler ve çocuklar bağışla ve bizi Allah’a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle.” (Furkân suresi, 74. ayetin meali)

Allah’ım! Ailelerimize huzur, eşlerimize sevgi ve merhamet, gençlerimize hayırlı bir gelecek nasip eyle. Çocuklarımızı güzel ahlaklı, bilgili, imanlı ve insanlığa faydalı bireyler olarak yetiştirmeyi bizlere nasip eyle. Ailelerimizi her türlü kötülükten koru; toplumumuza birlik, beraberlik ve dayanışma ihsan eyle.

Âmin.

 




Bu haber 39 defa okunmuştur.


Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER ÖZEL HABERLER Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
HABER ARA
GAZETEMİZ

YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
YUKARI YUKARI