seks hikayesi seks hikayesi escort beylikdüzü beylikdüzü escort esenyurt escort avcılar escort esenyurt escort esenyurt escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü travesti beylikdüzü escort şirinevler escort beylikdüzü escort
Bugun...



HÜDA PAR Milletvekili Dinç: Denetim görevini ihmal edenler hesap vermelidir

HÜDA PAR Mersin Milletvekili Faruk Dinç, 456 bin vatandaşın birikimlerinin kilitlendiği fon tasfiyeleri sürecinde denetim zafiyetine dikkat çekerek, oluşan zararın vergi mükelleflerine kesilemeyeceğini ve ihmali olan tüm yetkililerin hesap vermesi gerektiğini vurguladı.

facebook-paylas
Tarih: 23-10-2026 00:05

HÜDA PAR Milletvekili Dinç: Denetim görevini ihmal edenler hesap vermelidir



    

 

HÜDA PAR Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Faruk Dinç, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında; yüz binlerce vatandaşı mağdur eden fon tasfiyeleri süreci, İstanbul'daki sel felaketi ve yerel yönetimlerin bütçe yönetimi ile harcama önceliklerinin yanı sıra Gazze’deki barınma ve sağlık ihtiyaçlarına dair değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye genelinde emekli, memur, esnaf ve dar gelirli yüz binlerce yatırımcıyı mağdur eden fon krizine ilişkin önemli açıklamalarda bulunan Dinç, yaşanan mağduriyetin sadece finansal bir başarısızlık olmadığını vurguladı.

Ağır bir denetim eksikliğinin olduğunu belirten Dinç, krizin sorumlularının ve görevini yapmayan kamu görevlilerinin hukuki olarak hesap vermesi gerektiğinin altını çizdi.

"456 bin vatandaşın birikiminin kilitlenmesi, meselenin vahametini ortaya koymaktadır"

Fon tasfiyelerinin ve yatırımcı mağduriyetinin, sadece finans piyasalarını ilgilendiren bir mesele olmadığına, aynı zamanda alın teri, kul hakkı ve kamu yönetiminin denetim sorumluluğuyla ilgili ciddi bir sorun olduğuna dikkat çeken Dinç, "131 fonun tasfiyesiyle yaklaşık 456 bin vatandaşın birikiminin kilitlenmesi, meselenin vahametini ortaya koymaktadır. Emekli, memur, esnaf ve dar gelirli vatandaşlar birikimlerini korumaya çalışırken kriz öncesinde fondan çıktığı belirtilen kişi ve kurumların 187 milyar lirayı aşan kazanç elde etmesi, cevaplanması gereken önemli soruları beraberinde getirmektedir." dedi.

"Haksız kazançlar etkin hukuki yollarla geri alınmalı"

Mağduriyetlerin giderilmesi amacıyla başlatılan ara ödeme kararlarını olumlu bulduklarını, ancak sürecin cezalandırma ayağının eksik kalmaması gerektiğini belirten Dinç, şu somut adımların atılmasını talep etti:

"Küçük yatırımcılara öncelik verilmeli, haksız kazançlar etkin hukuki yollarla geri alınmalı, geri kazanım süreci şeffaf biçimde kamuoyuna açıklanmalıdır. Oluşan zararın faturası vergi mükelleflerine kesilmemeli; denetim görevini ihmal edenler varsa hesap vermelidir. Bu olay, rant odaklı finansal anlayışın ve denetim eksikliğinin ağır sonuçlarını göstermektedir. Kalıcı çözüm; üretimi, emeği ve adil paylaşımı esas alan, şeffaf ve güçlü denetim mekanizmalarıyla güvence altına alınmış bir ekonomik düzenin tesis edilmesidir. Mağdur vatandaşlarımızın haklarının teslim edilmesi ve sorumluların hesap vermesi için sürecin takipçisi olacağız."

Son dönemde İstanbul başta olmak üzere birçok ilde yaşanan sel ve taşkın felaketlerine de değinen Dinç, mağduriyetlerin yalnızca aşırı yağışla açıklanamayacağını belirterek kontrolsüz betonlaşma, rant odaklı imar planları ve altyapı yetersizliklerinin şehirleri savunmasız bıraktığını vurguladı.

"Şehirlerimiz şov değil, gerçek hizmet bekliyor"

İstanbul'da son 84 yılın en şiddetli yağışının yaşandığına ve geride ağır bir tablo bıraktığına dikkat çeken Dinç, "Can kayıpları yaşandı, binlerce ev ve iş yeri sular altında kaldı, on binlerce kişi mağdur oldu. Hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, yakınlarına sabır, yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz." dedi.

"Bu tablo İstanbul'la da sınırlı değildir"

Her sağanak yağmurda tekrarlanan manzaraların sadece "olağanüstü hava olayları" ile açıklanamayacağını vurgulayan Dinç, "Yağışın olağanüstü şiddette olduğu doğrudur. Ancak her sağanakta aynı manzaraların tekrarlanması, sorunun aşırı yağışla açıklanamayacağını göstermektedir. Kontrolsüz betonlaşma, dere yatakları ile taşkın alanlarının imara açılması ve birleşik kanalizasyon şebekeleri şehirlerimizi savunmasız bırakmaktadır. Bu tablo İstanbul'la da sınırlı değildir. Anadolu'nun pek çok şehrinde de şiddetli yağmurlarda alt geçitler göle dönmekte, evler ve iş yerleri sular altında kalmaktadır." şeklinde konuştu.

"Yağmur rahmettir; onu felakete dönüştüren ihmaldir"

Konserlere ve gösterişli organizasyonlara büyük bütçeler ayıran yerel yönetimlerin, asli görevlerini ihmal ettiğinin altını çizen Dinç, "Altyapı yatırımları ikinci plana itildikçe ihmalin faturası vatandaşa kesilmektedir. Bunun bedelini en çok da bodrum katlarda ve dere kenarlarında yaşayan dar gelirli aileler ödemektedir. Oysa belediyecilik, bir şov ve reklam mecrası değil, halkın can ve mal güvenliğini koruma görevidir. Belediyeler, kaynaklarını israf etmek yerine yağmur suyu tahliye sistemlerine, kanalizasyon şebekelerinin bakımına ve birleşik sistemlerin ayrıştırılmasına aktarmalıdır. Rant odaklı imar planlarına son verilmeli; dere yatakları ve taşkın alanları yapılaşmaya kapatılmalı, taşkın master planları kararlılıkla uygulanmalıdır. Bodrum katlarda yaşayan ailelerin güvenli konutlara geçişi desteklenmeli, erken uyarı sistemleri güçlendirilmelidir. Yağmur rahmettir; onu felakete dönüştüren ihmaldir." ifadelerini kullandı.

"Gazze meselesi sadece oradaki sağlık malzemesinin götürülmesi değildir"

Dinç, "Gazze'de barınma ve sağlık ihtiyaçları karşılanmalıdır aslında Gazze'nin ihtiyacı sadece oraya insan yardım götürmek değildir. Gazze meselesi sadece oradaki sağlık malzemesinin götürülmesi değildir. Gazze'nin en önemli sorunu Gazze'nin özgür olması lazım oradaki insanlar özgürce seyahat edebilmeli karadan, havadan, denizden diğer ülkeler gibi onlar da özgür olmalı. En büyük sorunu budur ancak orada bir kriz var ve bu krizin de çözülmesi tüm devletlerin tüm insanların sorumluğundadır." dedi.

"Bölge ülkeleri, bu pervasızlığın kendi sınırlarına dayanmasını beklememelidir"

"Gazze'ye en temel insanî yardımın ulaştırılması için somut adım atmayan ülkeler, bugün siyonist rejimin Mısır topraklarını açıkça işgal etme tehdidiyle karşı karşıya kalmıştır." diyen Dinç, şöyle devam etti:

"Cezasız bırakılan her saldırı, maalesef yeni işgallerin önünü açmıştır. Siyonistlere karşı gerekli adımlar atılmazsa bundan sonra da işgaller devam edecektir. Bölge ülkeleri, bu pervasızlığın kendi sınırlarına dayanmasını beklememelidir. Hiçbir ülkenin güvenliği, komşu halkların toprakları işgal edilirken ve temel hakları yok sayılırken kalıcı biçimde korunamaz."

"Gazze'de barınma ve sağlık ihtiyaçları karşılanmalıdır"

Uluslararası toplumu, Gazze'ye yönelik saldırıları durduracak somut adımlar atmaya davet eden Dinç, "Filistin halkının barınma ve sağlık ihtiyaçları derhal karşılanmalıdır. Gazze'nin yeniden inşası için açık ve bağlayıcı bir takvim ilan edilmeli; sonradan eklenen taleplerle bu sürecin siyonist rejimin lehine işleyen bir belirsizliğe dönüştürülmesine son verilmelidir. Arabulucular, verilen taahhütleri aşındıran bu emrivakilerin önüne geçmeli ve yeniden inşa sürecinin yeni şartlar öne sürülerek sürekli ertelenmesine izin vermemelidir. Siyonistler işgalcilere zaman kazandırılmamalı. Bir an önce Filistin'de yaşanan bu soykırım durdurulmalı ve oradaki çocuklar, kadınlar, siviller insanca insan onuruna yakışır bir şekilde hayatlarını devam etmelidirler." dedi.




Bu haber 34 defa okunmuştur.


FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER SİYASET Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
HABER ARA
GAZETEMİZ

YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
YUKARI YUKARI