Diyarbakır'da birkaç gündür yaşanan trafik rezaletini hepimiz görüyoruz.
Kilometrelerce uzanan araç kuyrukları, yollarda bekleyen insanlar, hastaneye yetişmeye çalışan hastalar, okula geç kalan öğrenciler...
Seyrantepe'deki yol çalışması nedeniyle ulaşım tek şeride düşünce şehrin trafiği adeta felç oldu.
İnsan ister istemez soruyor:
Diyarbakır gibi büyük bir şehir, tek bir yol çalışmasına karşı bu kadar mı hazırlıksız?
Seyrantepe-Silvan yolunda yaklaşık 1.200 metrelik kanalizasyon hattı yenileniyor.
DİSKİ'nin açıklamasına göre hat yaklaşık 40 yıllık. Üstelik yol çökmelerine neden olan ciddi altyapı sorunları var.
Buraya kadar anlaşılmayacak bir şey yok.
Elbette altyapı yenilenecek. Elbette tehlikeli yollar onarılacak.
Ama mesele yalnızca kanalizasyon hattı değil.
Mesele, bu şehrin yıllardır neden aynı sorunlarla baş başa bırakıldığı.
Şimdi dikkat edin.
DİSKİ, 25 Mart 2026 tarihinde Seyrantepe'de kanalizasyon bacasındaki hasar nedeniyle yol çökmesi yaşandığını ve müdahale edildiğini açıklamıştı.
Daha da önemlisi, DİSKİ Genel Müdürü Mehmet Şerifoğlu, geçen yıl aynı güzergahta dört kez yol çökmesi yaşandığını söylüyor.
Yani ortada yeni ortaya çıkmış bir sorun yok.
Şimdi ben soruyorum:
Madem geçen yıl dört kez çökme yaşandı, bu yolun tehlikeli olduğu biliniyordu da kalıcı çözüm neden bugüne kaldı?
Bu soruya kim cevap verecek?
DİSKİ mi?
Karayolları mı?
Büyükşehir Belediyesi mi?
Yoksa yine vatandaşın önüne birkaç açıklama koyulup konu kapatılacak mı?
Mehmet Şerifoğlu, çalışmanın gelecek yaza bırakılamayacağını, can ve mal güvenliği açısından ciddi risk bulunduğunu söylüyor.
Elbette haklı olduğu bir nokta var.
İnsan hayatı söz konusuysa hiçbir çalışma ertelenmemeli.
Ancak bir tehlikenin bugün acil hale gelmesi, geçmişte yapılan planlamanın sorgulanmasına engel değildir.
Üstelik Şerifoğlu'nun kendi açıklamasına göre bu güzergahta Karayolları ile birlikte dört aydır çalışma yürütülüyor.
Dört aydır çalışma yürütülüyorsa, bugünkü trafik tablosu neden önceden hesaba katılmadı?
İşte benim asıl üzerinde durduğum mesele bu.
Bir şehir yönetmek yalnızca yol yapmak, asfalt dökmek, kanalizasyon hattı yenilemek değildir.
O çalışmalar yapılırken vatandaşın hayatını nasıl sürdüreceğini de düşünmektir.
Dicle Üniversitesi bu güzergah üzerinde.
Hastaneler bu güzergah üzerinden ulaşım sağlanan önemli merkezler arasında.
Her gün binlerce insan bu yolu kullanıyor.
Peki bu yolun kapasitesi düşürüldüğünde ne olacağı hiç mi düşünülmedi?
Dicle Köprüsü'nde oluşan araç kuyrukları görülmedi mi?
Hastaneye gitmek zorunda olan insanların yaşayacağı sıkıntı hesaplanmadı mı?
Bir çalışma programı hazırlanırken yalnızca iş makinelerinin nerede çalışacağı mı planlanır?
Peki insan nereden geçecek?
DİSKİ alternatif güzergah açıklamış.
İyi de bu yolların mevcut trafik yükünü ne kadar azaltacağına ilişkin bir hesap var mı?
Alternatif yol dediğiniz şey yalnızca haritada çizilen bir çizgi değildir.
Vatandaşın makul sürede ulaşabileceği, oluşan yoğunluğu kaldırabilecek bir ulaşım seçeneğidir.
Şimdi gelelim Diyarbakır Büyükşehir Belediyesine.
Yolun yapımından Karayollarının sorumlu olduğu belirtiliyor.
Olabilir.
Peki Büyükşehir Belediyesinin bu şehirdeki ulaşım sorununa ilişkin sorumluluğu nerede başlıyor?
Karayolları sorumlu diye Büyükşehir Belediyesi trafik sorununu uzaktan seyretmekle mi yetinecek?
Diyarbakır'ın ulaşımını ilgilendiren böylesine önemli bir çalışmada belediyenin görevi yalnızca açıklama yapmak olamaz.
Kurumları bir araya getirmek, trafik düzenlemelerini koordine etmek, vatandaşın mağduriyetini azaltacak çözümleri ortaya koymak da gerekir.
Ben artık bu şehirde her sorunun ardından yetki tartışması dinlemek istemiyorum.
Vatandaş da istemiyor.
Bir tarafta Karayolları, diğer tarafta DİSKİ, öbür tarafta Büyükşehir Belediyesi...
Peki bütün bu kurumların ortasında kalan Diyarbakırlının hesabını kim verecek?
Dahası var.
Bu şehirde trafik sorunu yalnızca Seyrantepe'den ibaret değil.
Elazığ yolu, üniversite güzergahı, ana kavşaklar...
Diyarbakır her geçen gün büyüyor ama ulaşım sorunları da onunla birlikte büyüyor.
Bugün bir yol çalışmasıyla ortaya çıkan manzara, aslında çok daha büyük bir sorunu gözler önüne seriyor.
Diyarbakır'ın ulaşım altyapısı bu şehrin büyümesine ne kadar hazır?
Yeni yollar nerede?
Trafiği rahatlatacak kalıcı projeler hangi aşamada?
Yıllardır konuşulan alternatif güzergahlar ne zaman hayata geçirilecek?
Bir ana yolun kapasitesi azaldığında kentin trafiğini ayakta tutacak plan nerede?
Bunların cevabını istemek vatandaşın en doğal hakkıdır.
Bakın, yaşananlara DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Serhat Eren de tepki gösterdi. Çalışmanın yaz aylarında yapılabileceğini söyledi.
Sezgin Tanrıkulu da kurumlara çalışma takvimini, koordinasyonu ve alternatif yolları sordu.
Amed Kent Konseyi de ulaşım sorununun geçici önlemlerle çözülemeyeceğini, kapsamlı bir planlamaya ihtiyaç olduğunu açıkladı.
Demek ki sorun yalnızca birkaç sürücünün trafikte beklemesinden ibaret değil.
Ortada ciddi bir yönetim ve planlama tartışması var.
Ben buradan özellikle Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi yönetimine sesleniyorum.
Bu şehir sizden mazeret değil, çözüm bekliyor.
Vatandaş kimin hangi kuruma bağlı olduğunu ezberlemek zorunda değil.
Kimin hangi bütçeyi kullandığını bilmek zorunda da değil.
Ama yöneticiler, vatandaşın günlük hayatını kolaylaştırmak için birlikte çalışmak zorunda.
Sürekli büyüyen bir şehirde ulaşım sorununu yalnızca yeni bir kriz çıktığında konuşmak kabul edilemez.
Bugün Seyrantepe'de yaşananlar yarın başka bir kavşakta yaşanmayacak mı?
Her yol çalışmasında aynı manzarayı mı göreceğiz?
Her defasında vatandaş mı sabredecek?
Yönetmek, sorun çıktıktan sonra açıklama yapmak değildir. Sorun çıkmadan önce hazırlıklı olmaktır.
Kimse yapılan hizmeti küçümsemiyor.
Ama hizmet yapılıyor diye ortaya çıkan mağduriyetlerin üzeri de örtülemez.
Yol yapmak hizmettir.
Altyapıyı yenilemek hizmettir.
Fakat o hizmet yapılırken bir şehrin günlük hayatını mümkün olduğunca aksatmadan sürdürebilmek de yönetim sorumluluğudur.
Artık Diyarbakır'ın ihtiyacı, birbirine sorumluluk hatırlatan kurumlar değil, birlikte çözüm üreten yöneticilerdir.
Çünkü bu şehirde vatandaşın sabrı her yeni çalışmada yeniden sınanıyor.
Ve ben son olarak şunu soruyorum:
40 yıllık kanalizasyon hattını yenilemek için harekete geçtiniz. Peki yıllardır biriken ulaşım sorunlarını çözmek için daha neyi bekliyorsunuz?
Diyarbakır büyüyor.
Sorunlar büyüyor.
Vatandaşın tepkisi büyüyor.
Ama ortada hala cevap bekleyen aynı soru var:
BU ŞEHRİN TRAFİĞİNİ KİM YÖNETİYOR?