|
Tweet |
Türkiye’de aile yapısının güçlendirilmesi ve çocuk sahibi ailelerin desteklenmesine yönelik sosyal politikalar tartışılmaya devam ederken, özellikle 3-4 çocuklu, eşi çalışmayan ve tek maaşla geçinen ailelerin yaşadığı ekonomik sıkıntılar yeni bir tartışmayı beraberinde getirdi.
Ailenin üzerinde kayıtlı bir ev veya otomobil bulunmasının, sosyal yardım değerlendirmelerinde ekonomik yeterlilik göstergesi olarak kabul edilmesinin ne kadar doğru olduğu tartışılırken, çocuk sayısının ve hanenin gerçek gelir-gider dengesinin de dikkate alınması gerektiği vurgulandı.
“Sadece sahip olduklarına bakılarak karar verilmemeli”
İrade Hareketi Genel Başkanı Mimar Dr. M. Cüneyt Kubat, sosyal yardım değerlendirmelerinde yalnızca ailenin mal varlığına bakılmasının adil sonuçlar doğurmayabileceğini söyledi.
Kubat, “Adalet, sadece kişinin üzerinde ne bulunduğuna bakılarak sağlanamaz. O evde kaç kişinin yaşadığına, haneye giren gelire ve ailenin aylık zorunlu giderlerine de bakmak gerekir” ifadelerini kullandı.
Üç veya dört çocuklu bir ailenin yalnızca ev ve otomobil sahibi olduğu gerekçesiyle ekonomik açıdan yeterli kabul edilmesinin doğru olmadığını belirten Kubat, ailenin bütün ekonomik şartlarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.
“Ev barınma, otomobil ulaşım ihtiyacıdır”
Kubat, ev ve otomobil sahibi olmanın tek başına ekonomik refah göstergesi olarak değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekerek, özellikle çocuklu ailelerde bu varlıkların temel ihtiyaçlarla bağlantılı olduğunu belirtti.
Kubat, “Ev, öncelikle ailenin barınma ihtiyacıdır. Otomobil de özellikle çocuklu ailelerde ulaşım ihtiyacıdır. Bunların yanında ailenin gerçek gelir-gider dengesi değerlendirilmelidir” dedi.
Kadıoğlu: “Ev yenilip bitirilen bir şey değildir”
İrade Hareketi Genel Koordinatörü, İlahiyatçı-Yazar Hüseyin Kamil Kadıoğlu da tartışmaya farklı bir açıdan yaklaşarak, ailelerin sahip olduğu taşınır ve taşınmazların doğrudan aylık geçim imkanlarıyla eşitlenmemesi gerektiğini söyledi.
Kadıoğlu, “Ev yenilip bitirilen bir şey değildir, araba da sofraya konulan bir ekmek değildir” diyerek, sosyal yardım sisteminde ailelerin gerçek yaşam koşullarının dikkate alınması gerektiğini vurguladı.
Üç-dört çocuğunu tek maaşla büyütmeye çalışan bir babanın ekonomik durumunun yalnızca tapu veya araç kaydı üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Kadıoğlu, “Tapuda ev görünmesi veya üzerinde bir otomobil bulunması, ailenin ay sonunda ekonomik sıkıntı yaşamadığını göstermez” ifadelerini kullandı.
“Kaç çocuk var, kaç kişi çalışıyor?”
Sosyal yardım sisteminde daha kapsamlı bir değerlendirme yapılması gerektiğini savunan Kadıoğlu, hane gelirinin yanı sıra ailedeki çocuk sayısı ve çalışan kişi sayısının da dikkate alınması gerektiğini belirtti.
Kadıoğlu’na göre değerlendirmede;
Hanede kaç kişinin yaşadığı,
Kaç çocuk bulunduğu,
Hanede kaç kişinin çalıştığı,
Toplam aylık gelirin ne kadar olduğu,
Eğitim, gıda, sağlık ve ulaşım giderlerinin düzeyi
gibi unsurlar birlikte ele alınmalı.
Kadıoğlu, yalnızca “evi var, arabası var” şeklindeki bir değerlendirmeyle karar verilmesinin, gerçek anlamda desteğe ihtiyaç duyan ailelerin gözden kaçmasına yol açabileceğini ifade etti.
“Çocuk sayısı daha fazla dikkate alınmalı”
Mimar Dr. M. Cüneyt Kubat ise çocuk sayısının sosyal yardım ve aile politikalarında daha fazla dikkate alınması gerektiğini savundu.
Kubat, “Üç-dört çocuklu bir ailenin ekonomik yükü ile tek çocuklu bir ailenin yükü aynı değildir” diyerek, ailelerin ekonomik durumunun çocuk sayısıyla birlikte değerlendirilmesinin önemine dikkat çekti.
Aile politikalarında çocuk sahibi olmanın teşvik edilmesi halinde, çocuklarını büyüten ailelerin ekonomik şartlarının da aynı hassasiyetle ele alınması gerektiğini belirten Kubat, sosyal destek mekanizmalarının ailelerin gerçek ihtiyaçlarına göre şekillendirilmesi çağrısında bulundu.
Kadıoğlu’ndan Bakan Göktaş’a mesaj
Hüseyin Kamil Kadıoğlu, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’a da çağrıda bulundu.
Kadıoğlu, mesajını şu sözlerle özetledi:
“Evi var, arabası var diyerek aileyi değerlendirmeyi bitirmeyin.”
Kadıoğlu, bir ailenin kaç çocuk sahibi olduğunun, geçimin kim tarafından sağlandığının ve ay sonunda hanenin ekonomik olarak hangi durumda bulunduğunun da değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
“Aileyi güçlendirmek, sadece çocuk sahibi olmayı teşvik etmek değil; o çocukları büyüten ailenin yanında durmaktır” diyen Kadıoğlu, sosyal yardım politikalarında ailelerin gerçek geçim şartlarının daha kapsamlı biçimde ele alınması gerektiğini savundu.
Tartışmanın odağında “mal varlığı” değil “geçim şartları” var
Kubat ve Kadıoğlu’nun açıklamaları, sosyal yardım sistemlerinde mal varlığı kriterleri ile hanelerin gerçek geçim koşullarının nasıl dengelenmesi gerektiği tartışmasını yeniden gündeme taşıdı.
Özellikle tek gelirle yaşayan ve çocuk sayısı fazla olan aileler açısından ev ve otomobil sahibi olmanın yanı sıra, düzenli gelir, kişi başına düşen kaynak ve zorunlu aylık harcamaların birlikte değerlendirilmesi gerektiği yönündeki görüşler dikkat çekti.