Bugun...



Âlimler Buluşması’ndan Aksa çağrısı ve dijital irşat mesajı: “Bugün medrese ile dijital dünyayı yan yana getirme vaktidir”

İTTİHADUL ULEMA tarafından Diyarbakır’da düzenlenen 11’inci Âlimler Buluşması’nın son gününde, Mescid-i Aksa İmam Hatibi Şeyh İkrime Sabri’nin gönderdiği mesaj ile Tarihçi-Yazar Mehmet Emin Özmen’in sunumu öne çıktı. Şeyh İkrime Sabri, Mescid-i Aksa’nın savunulması için ilim ve hitabet imkânlarının seferber edilmesi çağrısında bulunurken, Özmen ise medreselerde nitelikli âlimler yetiştirilmesi ve dijital imkânların irşat faaliyetlerinde etkin biçimde kullanılması gerektiğini vurguladı.

facebook-paylas
Tarih: 11-10-2026 15:42

Âlimler Buluşması’ndan Aksa çağrısı ve dijital irşat mesajı: “Bugün medrese ile dijital dünyayı yan yana getirme vaktidir”

Mehmet Zeki Özer

Şeyh İkrime Sabri’den Mescid-i Aksa’yı savunma çağrısı
İTTİHADUL ULEMA tarafından Diyarbakır’da düzenlenen 11’inci Âlimler Buluşması’nın son gününde, Kudüs ve Filistin eski Müftüsü, Mescid-i Aksa İmam Hatibi Şeyh İkrime Sabri’nin mesajı paylaşıldı.

Mescid-i Aksa’dan Filistin’de nöbet tutan kardeşlerinin selamlarını ileten Şeyh İkrime Sabri, buluşmayı düzenleyen İTTİHADUL ULEMA’ya teşekkür etti. Programın Selahaddin Eyyubi Camii’nde gerçekleştirilmesinin ayrı bir anlam taşıdığını belirten Sabri, caminin adını Kudüs’ün fethi ve Mescid-i Aksa’nın savunulmasıyla özdeşleşen Selahaddin Eyyubi’den aldığını hatırlattı.

Selahaddin Eyyubi’nin adının ve tarihinin, ümmetin kutsal mekânlarına karşı taşıdığı sorumluluğun bir şahidi olduğunu ifade eden Sabri, bu mirasın gelecek nesillere Mescid-i Aksa’yı savunma sorumluluğunu hatırlattığını kaydetti.

“Zalim işgalin kısıtlamaları nedeniyle katılamadım”
Âlimler Buluşması’na bizzat katılamamaktan duyduğu üzüntüyü dile getiren Şeyh İkrime Sabri, Türkiye halkının İslam’a bağlılığı, Resûlullah’a duyduğu sevgi ve Mescid-i Aksa’nın savunulmasına yönelik hassasiyetiyle tanındığını belirtti.

Seyahat etmesini engelleyen kısıtlamalar nedeniyle programa katılamadığını ifade eden Sabri, bu engellerin düşüncenin önüne geçemeyeceğini ve mesajı gizleyemeyeceğini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:

“Ancak şunu vurgulamak isteriz ki bu engelleme, düşüncenin önüne geçemez ve mesajı gizleyemez. Ben de bu konferansı takip ediyor, sesimi ve mesajımı sizlere ulaştırıyorum. Asıl amaç ve gaye de budur. Buluşmamız engellense de ruhlarımız bir araya gelir. Allah’ın izniyle sesimizi susturamayacaklar.”

“Mescid-i Aksa’yı pusulanız hâline getirin”
İslam ümmetinin birlik ve dayanışmaya her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğunu belirten Şeyh İkrime Sabri, Müslümanları ayrılık ve ırkçılık söylemlerine karşı uyardı. Birliğin zulmü ve zorbalığı bertaraf etmenin yollarından biri olduğunu kaydeden Sabri, Mescid-i Aksa’nın savunulmasının bütün Müslümanların sorumluluğu olduğunu vurguladı.

Sabri, âlimlere yönelik çağrısında şu ifadeleri kullandı:

“Mescid-i Aksa’yı pusulanız hâline getirmenizi, onu savunma yolunda ilerlemeye devam etmenizi ve ilminizi, kürsülerinizi ve hitabet imkânlarınızı onun savunulması için seferber etmenizi tavsiye ediyoruz. Onu savunmaya yönelik hiçbir alanı boş bırakmayın. Her vesileyle Mescid-i Aksa’yı gündeme getirin; çocuklarınızı ve toplumlarınızı onun davası ve İslam’daki yeri konusunda bilinçlendirin.”

Mescid-i Aksa hakkında ümmetin doğru ve yeterli bilgiye sahip olması gerektiğine dikkat çeken Sabri, Müslümanların kutsal mekâna yönelik sevgilerinin yanı sıra onun tarihini, İslam’daki konumunu ve dinî önemini de öğrenmeleri gerektiğini ifade etti.

Mescid-i Aksa’nın yalnızca Filistin halkına ait olmadığını belirten Sabri, “Mescid-i Aksa yalnızca Filistin halkının değildir. O, her Müslümanın boynunda bir emanettir. Filistin’deki bir Müslümanın Mescid-i Aksa üzerinde Türkiye’deki, Irak’taki, Mısır’daki veya dünyanın herhangi bir ülkesindeki Müslümandan daha fazla hakkı yoktur.” dedi.

“Filistin halkı Mescid-i Aksa’dan vazgeçmeyecek”
Mesajının sonunda Filistin halkının kararlılığını vurgulayan Şeyh İkrime Sabri, Filistinlilerin Mescid-i Aksa’ya bağlılıklarını sürdüreceklerini belirtti.

Sabri, “Filistin halkı ahdine ve sözüne sadıktır. Teslim olmayacak, Mescid-i Aksa’nın bir karış toprağından dahi vazgeçmeyecektir. Bedeli ne olursa olsun, Allah’ın izniyle Aksa’ya bağlı kalmaya ve ona sadakat göstermeye devam edecektir.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’ye, Türk halkına ve Mescid-i Aksa’nın savunulması için çaba gösteren dünya halklarına teşekkür eden Sabri, herkesi kararlılıklarını korumaya ve mücadelelerini sürdürmeye davet etti.

Tarihçi-Yazar Özmen: Medrese ile dijital dünya buluşmalı
Âlimler Buluşması’nın son oturumunda konuşan Tarihçi-Yazar Mehmet Emin Özmen ise “Çağın İhtiyaçlarına Göre Davetçi Yetiştirmede Metot: Mevlana Halid Şehrezûri Örneği” başlıklı sunumunda, geçmişin ilmî birikimi ile günümüzün iletişim imkânlarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini anlattı.

Mevlana Halid Şehrezûri’nin irşat metotları, tekke ve medrese birlikteliği, bağımsızlık anlayışı ve dijital çağda tebliğ yöntemleri üzerine değerlendirmelerde bulunan Özmen, Mevlana Halid’in keramet eksenli bir anlayış yerine istikameti ve sünnete bağlılığı merkeze alan bir tecdit hareketi başlattığını söyledi.

Mevlana Halid’in irşat faaliyetlerinde kerametin şart olmadığını vurguladığını aktaran Özmen, onun yaklaşımını şu sözlerle anlattı:

“Cenab-ı Hak’tan bizler ve sizler için istikametin devamını dileriz. İstikamet sebeplerini tahsil etmek için bütün gayretlerinizle çalışınız. Zira istikamet bin kerametten daha hayırlıdır.”

“Mevlana Halid, medrese ile tekkeyi birleştirerek yeni bir çığır açtı”
Mevlana Halid’in ilmî derinliği ile tasavvufu bir araya getirdiğini belirten Özmen, onun medrese eğitimi ile tekke faaliyetlerini birleştirerek farklı toplumsal kesimlere ulaşmayı başardığını ifade etti.

Özmen, Mevlana Halid’in medrese kökenli ve ilmî seviyesi yüksek bir şahsiyet olduğunu, tasavvuf yoluna girdikten sonra medresenin yanında bir dergâh kurarak yeni bir irşat anlayışı geliştirdiğini kaydetti.

Bu yaklaşımın hem ilim camiasına hem de halkın geniş kesimlerine ulaşmayı mümkün kıldığını belirten Özmen, medrese ve tekke birlikteliğinin İslam’ın toplum nezdinde yaşanılır hâle gelmesinde önemli rol oynadığını vurguladı.

“Halktan kopmamak ve bağımsızlığı korumak için devlet ricalinden uzak durdu”
Mevlana Halid’in idarecilerle ilişkilerinde mesafeli bir tutum benimsediğini anlatan Özmen, bunun halk nezdindeki itibarı ve bağımsızlığı koruma düşüncesiyle bağlantılı olduğunu söyledi.

Mevlana Halid’in hediye kabul etmemesi, kendi imkânlarıyla geçinmesi ve devlet ricalinin sofrasına oturmaması gibi tutumlarının, halkla arasındaki bağı güçlendirdiğini ifade eden Özmen, âlimlerin siyasi iktidarın etkisinden uzak durmasının mazlum halkların sorunlarını anlamaları ve bu sorunlara eğilmeleri bakımından önem taşıdığını dile getirdi.

“Dijital imkânlar birer vasıta olarak değerlendirilmelidir”
Konuşmasının son bölümünde dijital çağın sunduğu imkânlara değinen Özmen, sosyal medyanın geniş kitlelere ulaşmak için önemli bir araç olduğunu ancak yüz yüze eğitimin yerini tutamayacağını belirtti.

Mevlana Halid’in ve Bediüzzaman’ın talebe yetiştirme geleneğine dikkat çeken Özmen, günümüzde de medreselerde nitelikli âlimlerin ve eğitim kadrolarının yetiştirilmesine devam edilmesi gerektiğini vurguladı.

Özmen, dijital mecraların irşat faaliyetlerinde tamamlayıcı bir araç olarak kullanılması gerektiğini belirterek şu değerlendirmede bulundu:

“Bugün de yeni bir kapının eşiğindeyiz. Artık yeni şeyler söylemek gerektiğinin hepimiz farkındayız. Nitekim Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin, ‘Dün dünle beraber gitti cancağızım, ne kadar söz varsa düne ait, şimdi yeni şeyler söylemek lazım.’ mısralarında ifade ettiği gibi, yeni bir söylem geliştirmenin vakti gelmiştir. İçinde bulunduğumuz çağ dijital bir çağdır ve sosyal medyanın etkinliği ortadadır. Dolayısıyla medrese ile dijital dünyanın yan yana gelmesinin vaktidir.”

Sosyal medya üzerinden geniş kitlelere ulaşmanın önemli fırsatlar sunduğunu ancak bu iletişimin yüz yüze, birebir eğitimin oluşturduğu derin tesiri sağlayamadığını kaydeden Özmen, sözlerini şöyle tamamladı:

“Özetle; geçmişte medresede âlim ve talebe yetiştiren Mevlânâ Hâlid, dergâhta avam tabakasını irşat etmiştir. Bugün de medreselerde ve eğitim yuvalarında nitelikli kadrolar ile âlimler yetiştirilmeye devam edilmeli; geniş halk kitlelerinin aydınlatılması ve irşadı noktasında ise sosyal medya ve dijital imkânlar birer vasıta olarak değerlendirilmelidir.”




Bu haber 107 defa okunmuştur.


Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER DİYARBAKIR Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
HABER ARA
GAZETEMİZ

YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
YUKARI YUKARI